Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Mayınların Temizlenmesi ve Bitki Gen Kaynaklarımız

00 0000
Vedat UZUNLU

Dicle ve Fırat nehirlerinin vadileri; Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin ve İsrail topraklarının bir kısmını içerisine alan “Verimli Hilal” (Fertile Crescent) veya Bereketli Topraklar olarak adlandırılan bölge (harita), dünyanın en eski medeniyetlerinin kurulduğu eşsiz bir coğrafyadır. Bu coğrafyada kurulan medeniyetler, bilimde, teknolojide, sosyal ve kültürel alanlarda, özelikle de tarımsal faaliyetlerde binlerce yıl dünyayı şekillendirmiş ve insanlığa yön vermiştir.

Günümüzden yaklaşık 11.000 yıl önce Bereketli Topraklarda yaşayan insanlar yeryüzünde ilk defa hayvanları evcilleştirilmeye ve beslenmede bu gün de çok önemli olan temel bitkileri yetiştirmeye başlayarak, kendi gıdalarını ürettiler. Böylece bugünkü manada tarımsal üretimde bulunulması insanlık tarihinin en önemli dönüm noktasını oluşturmuştur.

M.Ö. 8500 yılında bereketli topraklarda inek, koyun, keçi ve domuz evcilleştirilmiş, buğday, arpa, mercimek, nohut, bezelye, fasulye, burçak, keten, zeytin, üzüm, yer fıstığı, incir gibi bitkilerin tarımı yapılmaya başlanmıştır. Tarım kültürü tüm dünyaya buradan yayılmıştır. Avrupa kıtasında hayvan yetiştiriciliğine ve bitkisel üretime M.Ö. 6000 – 3500 yılları arasında başlanabilmiştir. Diğer bir deyişle batılılar, bizden 2500- 5000 yıl sonra tarımsal üretime geçmişlerdir.

Tarımsal faaliyetlerin bu bölgede başlamasının sebebi bu bereketli toprakların sadece son derece olumlu iklim çevre ve toprak şartlarına sahip olması değildir. Aynı zamanda bölge, yukarıda saydığımız temel bitkilerin bitki gen merkezidir. Nitekim ünlü Rus bitki ıslah ve genetikçisi Vavilov, dünyadaki 8 ana bitki gen merkezi arasında önemli bir merkez olarak bereketli hilâl bölgesini göstermektedir.

Bereketli Hilal, Triticum dicocum, Triticum monococum gibi buğdayın ilkel formları başta olmak üzere, bezelye, börülce, karaburçak, yabani incir, yabani nohut, yabani zeytin v.b. gibi bitkilerin yabani formlarının veya orijinlerinin merkezidir.

Bu gün dünyada en önemli konulardan bir tanesi insanlığın geleceği için biyolojik çeşitliliğin korunması ve bitki gen merkezlerinin muhafaza edilmesidir. Bununla ilgili olarak Türkiye’de bitki genetik kaynaklarının muhafazası ile ilgili projeler yürütülmektedir. Bu projelerin ana amacı bitkilerin yabani formlarının tohumlarını (generatif aksamlarını) kurulan gen bankalarında belli koşullarda muhafaza edilmesi (in sitü), bitki formlarının yerinde muhafaza edilerek doğal koşullarda geçirdiği evreleri gözlemleyerek yerinde muhafaza edilmesidir (ex sitü).

Bu açıklamalardan sonra, Suriye sınırımızın 60 yıldan beri çitler ve mayınlarla korunması, yukarıda izah edilen gen kaynaklarının da yerinde muhafaza edilmesi anlamına gelmektedir. 500 km uzunluğunda 350 metre genişliğinde, yani 17 500 hektar gibi küçük bir alanda bitki gen kaynaklarının muhafazası dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak bir servet değerindedir. Bu itibarla söz konusu alanların mayınlardan temizlenmesi için toprağın yap işlet devret yöntemiyle 44 yıllığına yabancı unsurlara devir edilmesi gerçekleşirse, Türkiye Cumhuriyeti’nin kaybı, sadece toprakların yabancıların işletmesine verilmesi değil, aynı zamanda bitki gen kaynaklarının da yabancıların eline geçmesi olacaktır.

Verimli Hilal alanına yabancıların sokulması, bu toprakların kalbine bir hançer girmesi ile eşdeğer olacaktır. Bilindiği gibi bu alanın güney batısındaki Golan tepeleri İsrail’in işgali altındadır. Şimdi bu 17 500 hektarlık alanın da İsrail firmalarına verilmesi, verimli hilaldeki gen kaynaklarının kontrolünde, insiyatifin önemli bir kısmının İsrail’e devri anlamına gelecektir.

Kaynak: Diamond Jared, Guns, Germs and Steel, 1999

Harita: Verimli Hilal

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü