Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türklüğü, “Dünya Hükümeti”ne Şikâyet Eden 14 Adam Kim?

23 Ağustos 2009
Yıldız UĞUR

Türklüğü, “Dünya Hükümeti”ne Şikâyet Eden 14 Adam Kim?

Vaşington merkezli Atlantik Konsey adlı bir organizasyon var. Öyle sıradan bir düşünce kuruluşu değil. NATO’nun kuruluşuyla paralel yapılandırılan, geçen 48 yıl zarfında ilgi alanları, işbirliği yaptığı kuruluşlar, maddi destek aldığı resmi-özel finans merkezleriyle, adeta küresel siyasi ve ekonomik güçlerin koalisyonu niteliğinde bir “dünya hükümeti” gibi. ABD yönetimiyle de iç içe çalışan bu kuruluşun başkanlığını yapan iki isim Atlantik Konsey hakkında daha net fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır.

Mesela 2007-2009 arasında Atlantik Konsey’in başkanlığını yapan James Jones, daha önce NATO Kuvvetleri Komutanıydı. Obama’nın yönetime gelmesinden sonra da Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı oldu. Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğine atanması konusunda Türkiye’nin vetosunun kaldırılmasında oynadığı rolle, ABD ve NATO açısından önemli bir başarıya imza attı.

Atlantik Konsey başkanlarından tanıtmak istediğim ikinci isim Brent Scowcroft. ABD “derin devleti”nin beyni olarak biliniyor. Birçok ABD Başkanına ulusal güvenlik danışmanlığı yaptı, halen o da Obama’nın ulusal güvenlik ekibinde. Scowcroft, 2007 yılı başlarında Cengiz Çandar’a, “Türkiye’deki aşırı milliyetçilikten” duyduğu rahatsızlığı, yüzünü buruşturarak, “bu çok kötü” sözleriyle ifade eden ve “Türkiye bizim için kendi haline bırakılamayacak kadar önemli ve değerli bir ülke” diyen biri. Aktütün saldırısından hemen sonra Ankara’ya gelip, devletin en üst düzeyindeki isimlerle görüştüğü de biliniyor. Erbil’de yapılması planlanan malum “Kürt Kurultayı”nın en yakın takipçisi ve destekçisi. En önemli açıklaması ise geçtiğimiz Nisan ayındaki, “Geçmişte PKK’yı İran’a karşı kullandığımız doğru. Vaşington’ın artık örgüte ihtiyacı kalmadı. İran’la diyalog istiyor. Bu nedenle PKK’nın tasfiyesini destekliyor” itirafıydı. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali!..

İşte bu Konsey geçtiğimiz Nisan ayının 13-15’i arasında Vaşington’da bir toplantı düzenledi. Toplantıyı finanse eden, “PKK liderlerinin” gönderilmesinin planlandığı Norveç’in hükümetiydi. Gündem maddesi, Türklerle Iraklı Kürtler arasındaki sorunların haritasını çıkarıp, bir diyalog süreci başlatma ve “Türklerle, Irak Kürtleri arasında güven tesisinin” sağlanmasıydı. Burada, aralarında “Kürt politikasını” belirleyen ABD ve Avrupalı uzmanlarla, Barzani hükümeti üyelerinin yanısıra, ismi açıklanmayan “14 Türk kanaat önderi ve uzman” da hazır bulundu. Devamı önümüzdeki haftalarda İstanbul ve Erbil’de yapılacak toplantıyı düzenleyen ve “diyalog sürecini” yürütmekle görevlendirilen isim hiç yabancımız değil. “Kürt açılımı”ndan sonra AKP-MHP arasında “Açılım, ABD’nin yol haritası mı, değil mi?” tartışmalarına yol açan, 15 Ekim 2007 tarihli, “Kürdistan İşçi Partisi’nin Silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Yeniden Entegre Edilmesi” adlı raporu hazırlayan David L. Phillips. Phillips, o toplantının ardından, yine Türkiye ve Irak’I ziyaret edip, Haziran ayında Atlantik Konsey adına yeni bir rapor daha hazırladı. Raporda, “PKK’ya genel af, DTP’nin muhatap alınması, ‘federalizm’ yerine daha az göze çarpan ademi merkeziyet planlarının tasarlanması, Barzani yönetiminin tanınması, Kerkük meselesinin halli ve Türkmenlerin durumu” hakkında bildiğimiz, beklediğimiz, sürpriz olmayan öneriler var. Buna rağmen yeni “açılımların” izlerini taşıdığı için önümüzdeki günler ve aylarda ülkemiz gündemine damga vuracağını şimdiden haber verelim.

Üzerinde durmak istediğim asıl husus Vaşington’daki toplantıya katılan “14 Türk kanaat önderi ve uzmanı”nın şikayet ettiği konular. David L. Phillips’in raporuna göre, “Kürt kimliğini tanımak için ek adımlar atılmasını, mesela Anayasa’da vatandaşlığın temeli olan ‘Türklüğün’ ortadan kaldırılması gerektiğini” bizzat bu “temsilcilerimiz” gündeme getirmiş. Ancak söz konusu “Türk kanaat önderi ve uzmanlar” öylesine bilgili ki(!), “Anayasa’nın Türklüğü vatandaşlık olarak tanımlayan maddesinin değiştirilmesini” isterken, David L. Phillips’e Anayasa’nın 66. maddesini değil, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez” denilen 7. maddenin adını yazdırmışlar. Keza “çağdışı, değiştirilmeli veya kaldırılmalı” dedikleri TCK’nın “Suç ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, kanunlara uymamayı tahrik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlarını düzenleyen 215, 216, 217, 220. maddelerini, Terörle Mücadele Yasası’nın maddeleri gibi not ettirmişler. Dahası bu “Türk kanaat önderleri” yine öylesine demokrat ve hukukun üstünlüğüne inanan insanlar ki(!), “Katı, hesap sorulamaz ve aşırı tutucu olan Yargının ıslahı için de tedbirler alınması” gerektiğini söylemişler.

Acaba bu 14 isim kimlerdi? Mesela o toplantıdan kısa bir süre sonra Kandil’e gidip, çarşaf çarşaf Kara-Yılan’ın propagandasını yapan Hasan Cemal katılımcılar arasında mıydı? Veya İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, “Kürt açılımı” konusunda Polis Akademisi’nde toplantı yapıp, görüşlerine başvurduğu, MHP Lideri Bahçeli’nin ifadesiyle “12 kötü adam” arasında Atlantik Konsey muhbirleri de var mıydı? Ne diyelim; Allah Türk Milleti’ni böyle “Türk kanaat önderi ve uzmanlardan” korusun!.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü