Türk Dünyası Yardım Kampanyası

"Kürdistan" ve Kerkük için one minute

00 0000
Yıldız UĞUR

Geçen hafta sonu Tazehurmatu’da düzenlenen katliamdan sonra neler oldu, takip ettik mi? 10-13 yaralıyı Türkiye’ye getirdik, 90-100 çadır gönderdik… Görevimizi ifa etmiş olmanın rahatlığıyla, başımızı yastığa koyup, uyuyabilir miyiz? Kerkük’ten kara haberler geliyor… Kerkük yalnız… Ve Kerkük gidiyor! Haberiniz, haberimiz var mı?

O saldırıdan birkaç gün sonra Barzani Yönetimi “yeni Anayasa” taslağını milletvekillerine dağıttı. Bir gün sonra, yani 25 Haziran’da da 96’ya karşı 1 oyla kabul edildi. Bu “Anayasa” taslağı 25 Temmuz’da yapılacak olan parlamento seçimleriyle birlikte “referanduma” sunulacak. Söz konusu gelişme sadece bir-iki gazetemizin kıyısında, köşesinde hangi başlıklarla ve nasıl verildi biliyor musunuz?

“Yeni Anayasada Kerkük Kürtlerin… K. Irak’ta oluşturulan yeni anayasa taslağında, Kerkük Kürt bölgesinde gösteriliyor… 122 maddeden oluşan taslakta Kürtler, anayasada kendi kaderlerini belirleyebilme hakkını saklı tuttu… Taslağın 14. maddesinde, ‘Kuzey Irak’ın resmi dilleri Kürtçe ve Arapça olacak’ deniyor. Ancak Türkmence ve Asurice de bu halkların çoğunlukta olduğu bölgelerde resmi olacak. Türkmence ve diğer diller okullarda okutulabilecek. Taslağın 11. maddesinde Peşmergeler bölgenin askeri gücü olarak tanımlanıyor ve başka milis gücüne izin verilmiyor.”

“K. Irak, Anayasa Taslağını Kabul Etti… Kürt anayasasının ikinci maddesinde, Kürt bölgesinin sınırları belirtiliyor. Yeni anayasaya göre, Dohuk, Süleymaniye, Erbil, Kerkük ve Musul vilayetine bağlı Akre, Sihan, Sincar, Zummar, Basika, Eski Kalek, Mahmur, Diyala kentine bağlı Hanekin ve Mendeli bölgelerinin geçmiş yönetimler döneminde siyasi haritalarının değiştirildiği ve artık bu bölgelerin Kürt bölgesinde yer alacağı yazıyor.”

Sanki bilmem hangi sanatçının, kiminle “seviyeli birlikteliği” veya kimin kimi “topuğundan vurduğu” gibi magazin-polisiye bir olaydan söz ediliyordu. Sadece Kerkük için değil Türkiye için de son derece hayati bir gelişmenin yaşandığı, devletin, milletin, medyanın yekvücut olması gereken bu günlerde gazetelerimizin, tv’lerimizin manşetinde ne var; Bir kâğıt parçasıyla karşı karşıya getirilişimiz!

Birbirimizi gırtlaklamakla iştigal ettiğimizden bir Irak merkezi hükümeti, bir Irak Parlamentosu kadar bile olamadık. Irak hükümeti, Kerkük’ün orta kesimine iki askeri tugay yerleştirme girişiminde bulundu. Nedense bundan çok rahatsız olan Barzani’nin adamları, “Bu, kentte bulunan Kürt oluşumuna karşı bir girişimdir. Irak’ın orta ve güney kesiminden askeri gücün Kerkük’e kaydırılmasını isteyenler, 140. Maddeye karşılar ve bu maddenin uygulanmasını istemiyorlar” diye tepki gösterdi. Irak Parlamentosu Başkan Yardımcısı Arif Teyfur da, bütün kentlerde olduğu gibi Kerkük’te de seçim propagandalarının yapılması, Kerkük’ün nüfus sayımından muaf tutulmaması gerektiğini belirterek, “Kerkük’te sayımın yapılmasını istemeyenlerin, Irak’ın siyasi alanda başarılı olmasını istemeyenler olduğunu” vurguladı. Belli ki birileri, nüfus kayıtlarının ortadan kaldırılması, bombalı saldırılar, tehditlere rağmen hala Kerkük’te istedikleri noktaya gelemedi! İyi de bu işlere Türkiye ne diyor, bilen, duyan var mı?

Devletiyle, medyasıyla kanıksanan, gayet olağan karşılanan “Kürdistan’ın Yeni Anayasa” taslağına dönersek; Bu yeni değil, 2005’te BM’nin katkıları, ABD’nin desteğiyle hazırlanan “Irak Kürdistan Bölgesi Anayasa” taslağıdır. Tek fark, bölüm sayısının 6’dan 8’e, madde sayısının da 77’den 122’ye çıkartılmasıdır. Türk Milleti’ne, “Kürdistan”ı hazmettirme azim ve kararlılığında olanlar, çok değil 17 ay önce Irak’ın kuzeyindeki yetkililerin odalarında asılı “Büyük Kürdistan” haritasına, onların ağzıyla “nostalji”, yine anayasa taslağında “Kerkük Kürdistan’ın başkentidir” yazdığını söyleyenlere, “Kürdistan Parlamentosu” Başkanı Adnan Müfti’nin ağzıyla, “Böyle bir şey yok” diye hadlerini bildirmişlerdi. (Mehmet Metiner, Bugün Gazetesi, 4-7 Ocak 2008) Bu sözcülerin, 25 Haziran’da “Kürdistan Parlamentosu”nun kabul ettiği, kendilerine yakın gazetelerde de, “Yeni Anayasa’da Kerkük Kürtlerin” başlığıyla verilen haberlerden sonra acaba yüzleri hiç kızarmış mıdır?

Evet, o sözde Anayasa taslağında neler var, bir kez daha hatırlatalım. Başlangıç bölümünde, Wilson Prensiplerine, Sevr’e, BM İkiz Sözleşmelerine özetle şöyle atıf yapılıyor:

“Kürtler, binlerce yıldan bu yana anavatanları Kürdistan’da yaşaya gelen çok eski bir halk, tıpkı dünyanın diğer ulusları ve halkları gibi, ona self-determinasyon hakkını uygulama yetkisi veren tüm nitelikleriyle bir ulustur. Bu hak, ilk kez 1. Dünya Savaşı sonunda yayınlanan ve ilkeleri uluslararası hukukta da kökleşmiş olan Woodrow Wilson’ın 14 Amacı’nda tanınmıştır…1920 yılında imzalanan Sevr Anlaşması’nın 62–64. maddelerinde self-determinasyon hakkının tanınmış olmasına rağmen, uluslararası çıkarlar ve siyasal dengeler Kürtlerin bu haktan yararlanmasını ve uygulamaya geçirmelerini engellemiştir… Bu anayasa taslağının hazırlanması, Irak Kürdistan Ulusal Meclisi’nin federalizm hakkındaki kararını somutlaştırmaya çalışmaktadır. Buna aynı zamanda, demokrasi, çoğulculuk ve insan haklarına saygı ilkeleri ve değerleri tarafından rehberlik edilecek, medeni ve siyasal haklara ilişkin uluslararası anlaşma ve sözleşmeler ile 25 Ocak 1971’de Irak’ın da imzacısı olduğu 1966 tarihli Uluslararası Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin gereği olacaktır. Yukarıdaki alternatifin seçilmesi, aynı zamanda Yeni Dünya Düzeni’nin ilkeleri ile de uyum içindedir…”

Taslağın, Türkiye, Türkmenler ve Kerkük’ü doğrudan ilgilendiren maddelerine gelince;

2. Maddede, Kürdistan Bölgesinin sınırları şöyle çiziliyor: 1970 öncesindeki idari sınırlarıyla Kerkük, Süleymaniye ve Erbil Vilayetleri ile Duhok Vilayeti’nin yanı sıra Aqra, Şeikhan (Şexan), Sincar ilçeleri ve Ninova Vilayeti’ndeki Zimar nahiyesi, Diyala Vilayeti’ndeki Xaniqin ve Mandalı ilçeleri ile El-Wasit Vilayeti’ndeki Badra ilçesinden ibarettir.

4. Maddede, Türkmenlerin azınlık sayıldığı şöyle ifade ediliyor: Kürdistan Bölgesi’nin halkı Kürtler ile Türkmen, Asuri, Keldani ve Arap ulusal azınlıklarından oluşur ve bu Anayasa, söz konusu azınlıkların haklarını tanır.

5. Maddede, “Kürdistan Bölgesinin başkenti” şöyle ilan ediliyor: Kerkük şehri Kürdistan Bölgesi’nin başkenti olacaktır.

75. Maddede, “self determinasyon hakkı”nın altyapısı şöyle hazırlanıyor: Irak Federal Cumhuriyeti’nin mevcudiyeti ve siyasal sistemi, Kürdistan Bölgesel Meclisi’nin rızası olmaksızın değiştirilemez. Buna karşı hareket, Kürdistan Bölgesi halkına self-determinasyon hakkı verecektir.

Bu gidişata “One minute” yapacak birileri kalmadığına göre, “Altın hızma mülayim seni Hak’tan dileyim” dedikten sonra Kerküklü Abdülvahit Kuzecioğlu’nun iki türküsüyle derdimize yanalım:

Harda Kaldı (Vatan Sevdası) Yurdun Sahibi Var Demekte Lazım
Harda kaldı Kerkük’ün güzel havası
Bir başka idi güneşi ayı seması
Yaktı kavurdu içim vatan sevdası

Zaman oldu içimde dert hasret dolu
Allah’tan bil kesilmez hiç ümit yolu
Kara Altun’u kurtar ey Anadolu

Dilim saf Türk’tür benim aslım Osmanlı
Bir tarihim var benim şerefli şanlı
Vatan için kurban verdik çok delikanlı

Kerkük’ün üstünde var bir kara bulut
Ana ben gidiyorum sen beni unut
Sana emanet olsun Türk yavrum büyüt

Yurdun sahibi var demekte lazım
Haydı kalk hazır olan Kerkük’lüm haydı

Bu kötü gidişe dur demek lazım
Haydı kalk hazır olan Kerkük’lüm haydı

Bir yanda bak sana sefil yatana
Bir yanda bak bana yutan yutana
Kerküğü Türkmeni satan satana
Haydı kalk hazır ol Kerkük’lüm haydı

Kerküğün inliyor gel beni kurtar
Bu kantar bu yükü ne kadar tartar

Sabırsa bu kadar yeter de artar
Haydı kalk hazır ol Kerkük’lüm haydı

Haydı haydı vur Allah aşkına
Şu zalim diktatör dönsün şaşkına

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü