Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Kerkük, Bağıra Bağıra!..

00 0000
Yıldız UĞUR

Hafta sonu Kerkük’ün en fakir kasabalarından Tazehurmatu’da düzenlenen katliamda kadın ve çocuklar dahil 80’e yakın insan hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Hepsi de Türkmen. İşin ilginç yanı, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin, Bağdat’ta Türkmenlerin temsilcileriyle bir araya gelip, “Her ne olursa olsun ABD askerlerinin bu ay sonuna dek Irak kentlerinden ayrılması gerektiğini” söyleyip, “direnişçilerin, askerlerin ayrılmasından yararlanıp, saldırılarını artırabileceği” uyarısında bulunmasından sadece birkaç saat sonra, bu katliamın yaşanması. Kerkük’te yine neler olur, kimler, nereye, ne mesajı veriyor? Ama bunlardan önce, “Türkiye nerede? Geçmişte Barzani’nin yaralıları için hemen özel uçak gönderip, onları Türkiye’deki hastanelere getirip, kapıda ABD askerlerinin koruması altında tedavi ettirmeye başladığı gibi, Türkmenlere de el uzattı mı?” diye soralım. Hani Türk Dışişleri’nin yeni politikası gereği “Irak’taki tüm gruplara eşit mesafedeyiz” ya!.. Hakkını yemeyelim, kendi internet sitesinde kalsa bile Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye olarak terörün her türünü şiddetle lanetlediğimizi ve bu zor günlerinde kardeş Irak halkı ve devletinin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan etmek istiyoruz. Öte yandan, anılan saldırıda yaralananlardan gerekli görülenlerin Türkiye’de tedavisi için elimizden geleni yapmaya hazırız. Bu amaçla, Irak’a özel bir ambulans uçak gönderilmesi de dahil gerekli tedbirler alınmaktadır” şeklinde yazılı bir açıklama yapmayı ihmal etmemiş!..

Kerkük’teki son saldırı için hemen “El Kaide veya diğer Sünni direnişçiler” adres gösterildi. Acaba? Zira ölen ve yaralananların tamamı Müslüman, içlerinde Şii de, Sünni de var.

Barzani’nin halen, “Bize aittir, kesinlikle vazgeçmeyiz” iddiasında bulunduğu, bunun için Irak Başbakanı Maliki’ye adeta savaş açtığı Kerkük’te neler olduğunu anlamak için aylarca önce yaşanan bir tartışmayı hatırlamak gerekiyor. Maliki, Irak merkezi hükümetinin güçlendirilmesini, buna paralel olarak Anayasa’da bazı değişikliklere gidilmesi gerektiğini söyledi, beraberinde Kerkük ve diğer koparılmış bölgelerde milis güçlerinin oluşturulması talimatı verdi. Bir anlamda Türkmenler ve Araplar üzerinde terör estiren Barzani peşmergelerine “çekin gidin” dedi. Bunun üzerine Barzani yönetimi, “Kürtler artık Maliki’nin hükümetinde daha fazla kalamaz” açıklamasıyla, Maliki hükümetini yıkma tehdidinde bulundu. En önemlisi, Musul’daki ABD Güçlerinin Komutanı General Tony Thomas, “Musul’daki Peşmerge varlığı yasaldır” diyerek, Maliki’ye tepki gösterdi, yani ABD alenen Barzani’nin yanında yer aldı. Bu tespitten sonra, son katliam öncesinde yaşananlara bakalım:

İki hafta önce Türkmenler, Kerkük’ün güvenliğinin peşmergelere bağlanmak istenmesi nedeniyle Tazehurmatu’da büyük bir protesto gösterisi düzenledi.

16 Haziran günü Kerkük merkezinde bir otomobille bombalı saldırı düzenlendi, bu saldırıda bir Irak askeri hayatını kaybederken, 5 vatandaş yaralandı.

17 Haziran’da Kerkük İl Meclisi Üyesi Fuat Hüseyin, Irak Ordu Güçleri’nin, Kerkük kentine geçmesiyle kentin karıştığını ve 140. Maddenin çözümsüzlüğe doğru gitmesinin gündeme geldiğini öne sürdü. Irak Ordusunun Kerkük içlerine girmesinin, ordu güçlerinin kent içine girmesini yasaklayan anlaşmaya aykırı olduğunu da iddia eden Hüseyin, “Kerkük’ün emniyetinin sağlanmasının, Kerkük polis ve emniyet güçlerinin elinde olduğunu, Çok Uluslu Güçlerin bile Kerkük emniyet güçlerini güvenlik konusunda başarılı bulduğunu ve desteklediğini” söyledi. Hüseyin’in, “Kerkük’ün içişlerine karışılmaması gerekiyor” açıklaması da dikkat çekiciydi.

18 Haziran’da ABD’nin Irak Büyükelçisi Christopher Hill, Amerika’nın, Irak’la arasındaki stratejik anlaşmaya sadık kalarak çekilmeye başladığını ancak Bağdat ve Musul kentlerinde sürekli olarak bulunmak istediklerini duyurdu. Hill, bir gün sonra ise Musul’daki askeri güçlerini bu ay sonunda geri çekeceklerini söyledi. Aynı gün Irak’ın “Kürt” kökenli Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, ABD Ordusu’nun çekilmesinden sonra Irak askerlerinin ülkenin güvenliğini sağlayacak potansiyelde olduğunu, herhangi bir problem yaşanmayacağını açıkladı.

Son 20 günde yaşananlar ve konuşulanlar, Kerkük katliamının bağıra bağıra geldiğini ortaya koymuyor mu? ABD güçlerinin kentten çıkmaya hazırlandıkları bir zamanda bu saldırının yapılması acaba kimlerin işine yarar? Böylesi kahpece saldırıların, ABD güçlerinin koparılmış bölgelerde daha fazla kalmasını, Barzani Peşmergelerinin de onların himayesinde at koşturmalarını, söz konusu bölgelerde referanduma gidilmeden önce Türkmenler ve Arapları iyice sindirip, etkisiz hale getirmelerini sağlayacağı belli değil mi?

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 28 Ağustos 2008’deki devir-teslim töreninde, “Irak’ın kuzeyindeki oluşum Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğünün aleyhine gelişmemelidir. Bu nedenle, başlangıçtan itibaren savunduğumuz gibi, Kerkük’e özel bir statü verilmesi çok önemlidir. Aksi durumlar herkes için Irak’taki durumu daha da içinden çıkılmaz bir duruma getirebilir. Böyle bir durumda, Irak’taki soydaşlarımız olan Türkmenlerin çatışan taraflardan biri haline gelmesi Türkiye için diğer bir endişe kaynağıdır” derken, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, geçtiğimiz Aralık ayında Irak’ın El-Şarkiye televizyonuna, “Türkiye, Irak’taki tüm kesimlere eşit mesafede…Kerkük, Irak’ın meselesi. Eğer her kesimden toptan somut talep gelirse yardımcı oluruz…” açıklamasını yapmıştı.
Acaba Irak ve Kerkük konusunda, “Devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları arasında görüş birliği ve koordinasyon eksikliği” mi var? “Gavim Gardaşlarımız” bu yüzden mi sahipsiz?

Irak merkezi yönetimi de, Barzani de, Kandil’deki bölücü terör örgütü ile mücadele edecek güçleri olmadığını söylüyor. Keza, ne Irak Ordu Güçleri, ne ABD Kerkük’teki Türkmenleri korumuyor/koruyamıyor. O halde Türkiye daha ne duruyor, elini kimler tutuyor? Yoksa bizim de hem Kandil’i temizleyecek, hem Türkmen kardeşlerimizi koruyacak gücümüz kalmadı mı?

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü