Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türkiye’yi Tehdit mi ediyorlar, Nedir Bu Telaş?..

28 Mayıs 2009
Yıldız UĞUR

Cumhurbaşkanı Gül, Kırgızistan gezisinde de, “Kürt sorununun çözümüne” ilişkin konuşup, “Gecikirsek sorun daha da büyür” uyarısında bulundu. Hem de Kandil’deki Kara-Yılan’ın, İngiliz The Times Gazetesine, “Kürt parlamentosu” istediklerini söylediği ve “Türkiye yol ayırımında” tehdidi savurduğu gün.

“Kürt sorununa çözüm”de bu ısrar ve “aciliyet” karşısında, şu soruyu sormak artık farz oldu: “Türkiye, tarihi bir fırsatla mı, yoksa birilerinin tehdidi ve şantajıyla mı karşı karşıya?”

Zira “tarihi fırsatın” ne olduğu henüz açıklanmış değil. Sadece 2005 yılında bir güvenlik-istihbarat birimimiz tarafından hazırlanan, ancak tepkiler üzerine rafa kaldırılan “PKK’yı dağdan indirme-eve dönüş” adlı planın yeniden gündeme getirildiğini, keza 2007 ve 2009 yıllarında ABD tarafından hazırlanan benzer planlarda yer alan “çözümlerin”, farklı ambalajlarla piyasaya sunulduğunu biliyoruz.

Belli ki Türkiye herhangi bir “tarihi fırsatla” karşı karşıya değil. O zaman geriye, “tehdit-şantaj” ihtimali kalıyor. Eğer öyleyse Türkiye’yi kimler, neyle tehdit ediyor? Yurdumuzun bir bölümünde “isyan provaları” düzenlemekle mi, BM’de hazırlıkları yürütülen “kendi kaderini tayin hakkı” dilekçelerini işleme koymakla mı, Türkiye’nin zaten askıda olan AB sürecini askıya almakla mı?

Şayet “telaşın-aciliyetin” sebebi bunlardan biri veya hepsi ise, boş verin gitsin! Başımıza bu işler gelmesin diye, neticede aynı yola çıkacak ara istasyon niteliğindeki “çözümleri” kabul etmek, “fırsat” olamaz…Korkunun ecele faydası da yoktur!...

Bölge ile ilgili planların, “çözüm” diye konuşulanların, dün-bugün değil, 1960’lardan beri önümüze konduğunu ne çabuk unuttuk? Daha 1995’te ABD Parlamentosu’nda, Türkiye’nin terörle mücadelesinin, “İç savaşa… Bosna’dakine benzer etnik temizliğe” benzetildiğini, “PKK ve Türk devletinin masaya oturmasının… self-determinasyonun” tartışıldığını söylemenin faydası olur mu? Ve Türkiye’de, bu planları en iyi bilen isimlerden birisi Sn. Gül değil midir, geçmişte hem Batı’nın niyetlerini deşifre edip, hem de yapılması gerekenler konusunda şunları söylememiş midir?

“Uzun vadede yapılmak istenen, bugünkü Kürt kardeşlerimizin bulunduğu toprakların, ileride büyük Ermenistan’a verilmesidir.”

“Siz bir taraftan, ‘Orada bir bağımsız Kürt devletinin kurulmasını kabul etmeyeceğiz, etmiyoruz’ diyeceksiniz, öbür taraftan da adım adım bu oluşumu gerçekleştiren yabancı güçleri destekleyeceksiniz! Sayın Başbakan Londra’ya gittiklerinde, İngiliz Başbakanı Major’ın sözlü olarak taahhütte bulunduğunu söylüyor. Türkiye’nin güvenliğini, Türkiye’nin geleceğini, bölgenin güvenliğini, İngiliz Başbakan’ın sözlü taahhütlerine nasıl bağlayabilirsiniz, nasıl güvenebilirsiniz?.. Milli menfaatlerimiz sözkonusu olduğunda bu kadar kolay ikna edilebilir miyiz?..Acaba bizim bilmediğimiz başka sözler mi vardır, gizli anlaşmalar mı yapılmıştır?”

“Avrupa siyasetinin ve diplomasisinin, Güneydoğu meselemizi bir azınlık statüsüne oturtma gayreti, Sevr anlayışından kaynaklanmaktadır. Bu açıdan, bütün Türkiye olarak, görüş ve parti farklılıklarımız ne olursa olsun, milli birlik ve beraberlik içerisinde, özellikle bu konuda teyakkuz halinde olmamız gerekmektedir… Burada dikkat etmemiz gereken, eli kanlı bir terör örgütünün propagandasına da alet olmamaktır. Bazen istemeden, bilmeden, acemilikle ve acelecilikle başka tarafın, düşmanlarınızın propagandasına alet olursunuz.”

“Başta Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri olmak üzere, TSK, özel timler, polis teşkilatımızın büyük fedakârlıklarla ve kararlılıkla sürdürdüğü bu mücadele neticesinde bugün PKK eğer darmadağınık hale geldiyse, yapılacak yanlışlarla bunun tekrar toparlanmasına ve perişan hale gelmiş terör örgütünün liderinin, onun başının siyasi bir lider haline gelmesine kesinlikle fırsat vermemek gerekir.”

MİSAK-I MİLLİ VE GARANTÖRLÜK HAVUCU İÇİN KIBRIS’A BAKIN

Mayınlı arazilerin temizlenmesi adı altında, en kritik bölgemizdeki binlerce dönüm arazinin 44 yıllığına yabancılara verilmesi, “Türkiye adeta toprak kazanacaktır” diye sunuluyor ya;

Korkum, “Kürt sorununa çözüm fırsatı”nın da, “Türkiye Misak-ı Milli’yi tamamlayacak, sadece Irak’ın kuzeyi değil, Musul-Kerkük’ün garantörü de olacak” havucu ile yeni bir “fetih” şeklinde pazarlanmasıdır. Bu havuçla kendilerini kandırmayı arzulayanlara, tek bir şeyi hatırlatmak gerekir. Uluslararası anlaşmalarla “garantörü” olduğumuz Kıbrıs’ı elimizden almak için bunca dalavere çevirenler, daha dün Rum Cumhurbaşkanı Hristofyas, “Çözümden sonra Türkleri asimile edeceğiz. Bu konuda AB ile özel bir protokol imzaladık” dediği halde, “Kıbrıs sorununu çözmesi” için Ankara’yı abluka altına alanlar, bizi “Kürdistan” bölgesinin garantörü yapacak öyle mi? Güya Türkiye’nin “stratejik müttefiki” İngiltere’nin Dışişleri Bakanı Miliband’ın, Ankara’dan önce uğradığı Atina’da, Yunan Dışişleri Bakanı Bakoyani’nin yaklaşımına katıldığını söylemesi ve “Garantörlük konusunun ileride ele alınabileceğini” açıklaması neyin nesidir?

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Şam’daki İslam Konferansı Teşkilatı toplantısında, “Türkiye artık takip eden değil, sürükleyici ülke konumunda” demişti. Şu yaşananlar, sanki “Türkiye’nin sürüklendiği” imajını vermiyor mu?

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü