Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Güzel Şeyler Olacak Ülkesi Masalı

24 Ekim 2009
Yonca ANZERLİOĞLU

Sustum,

Metanetle, sabırla, içimde volkanlar patlarken sustum.

Ama…..Bir masal var bilir misiniz bilmem… Hep onu anlattım kendi kendime. Şimdi onu size de anlatacağım ve artık susmayacağım.

Masalın adı “ güzel şeyler olacak ülkesi”

Adı “güzel şeyler olacak ülkesi” olan bu masalın kahramanları kimler?

“güzel şeyler olacak ülkesi Sultanı”, “Baş vezir ve vezirler”. Bir de denizin ortasındaki adada hapis bir adam. Tek başına, yalnız, zavallı, toplumdan tecrit edilmiş, neden mi adada? Boş yere… Bir yanlışlık sonucu orada, aslında “Suçsuzmuş”. Sultan ve vezirler ve dost ülkelerin idarecileri de bunu biliyormuş, ama halk ona suçlu gözüyle bakıyor… Halkı ikna etmek gerekmiş…

Neyse, masala başlayalım. Her masal gibi bu masalda bir varmış bir yokmuş diye başlar: uzun uzun zamandan beri içten gelen bir coşkuyla haykırarak: “vatan sana canım feda!” diyerek teröre kurban olan Türklerin yaşadığı güzel şeyler olacak ülkesi” diye bir ülke varmış… asker ve öğretmen başta olmak üzere kundaktaki çocuktan başlayarak on binlerce TÜRK, ben senden farklıyım benim adım KÜRT DİYEN adadaki adamın adamlarının kurşunu ile HAYATINI KAYBETMİŞ… . Aradan ben deyim 20, siz deyin 25 yıl geçmiş…. Bu ülkenin Sultanı, uçan halısının üstünden halka seslenmiş: “güzel şeyler olacak”….. metanetinizi koruyun, biraz sağ duyu….Bundan önce de başvezir halkı sakinleştirmeye çalışmışmış… Adadaki adama saygıdeğer bir hitap kullanarak: “aldığı kellelerin hesabını” vereceğini söylüyormuş… Kelle ne demek mi? Bunu bilemeyecek ne var: Türk askeri, öğretmeni, bebeği, çocuğu, kadını, erkeği…. Türküm diyen, bu ülke için canını veren herkes kelle!

“Adadaki sayın adam ” bu arada durmadan “güzel şeyler” yazıyor… onun adına birileri “güzel güzel” konuşuyor…ve diyorlar ki: Bu sıkıntılardan kurtulmanın yolu “KÜRT saçılımıdır”: güzel şeyler olacak ülkesi idarecileri dost ve müttefik komşu devletlerin idarecilerinin de gönüllü desteğini alarak şu sonuca ulaşıyorlar: “yes, that’s right. let’s saçılalım” diyor… Saçılımın birinci kuralı: Türk demeyin…. Ülkenin kanunlarında yer alan “Türk” ifadesini çıkaralım, hem dostlar da böyle söylüyor, onlar doğrusunu bilir…. Onlar kim mi? ““bu Türkler Asya’nın içlerinden kalkıp batıya doğru ilerledikleri andan itibaren başımıza dert olmuşlardı… Onların karşısında “Haçlı dedik…olmadı”, “itilaf” deyip, tamam işte oluyor dediğimizde “Bu Türkler” harekete geçip bize karşı bir Milli Mücadele yürüttü… Hani dünyanın hiçbir yerinde bu mücadeledeki gibi bizler, “itilaf” olarak yenilmemiştik deyip bugünlere gelen Europeanlar ve sonra Americanlarmış..

Sonuçta ne mi olmuş? güzel şeyler olacak ülkesinde” “Türküm” demek kötü bir şey olmuşmuş. Bu ismi taşıyanları öldürenler de “yaramazlık yapan zavallıcıklar” oluvermişmiş. Bu “zavallıcıklar” güzel şeyler olacak ülkesi saçılım günleri başlayıncaya kadar “European ve American Neighbour ülkelerinde” yatıp kalkmışlar, bu komşular tarafından beslenmişler…

Saçılımın son günlerinde bu komşuda beslenen zavallıcıklar onlara kızan “Türkleri ürkütmemek” için, yaptıkları“yaramazlığın” hesabını verir gibi gösterilmek üzere bir çadırda kadı efendinin misafiri olmuşlar. “Biz yaptığımız yaramazlıktan pişman değiliz. Sen bizi yaramazlıklarımızla kabul ediyorsun.. “Adadaki sayın adam da benim “başım” deyince, Kadı onlara “pişmansın, pişmansın” deyip salıvermiş. Bu salıvermede zavallıcıklara moral olsun diye yakınlarını çağırmışlar, bir de saraydan birkaç kişi gelmiş ki zavallı çocuklar korkmasın diye… Sonra onları davul zurna eşliğinde almışlar köy köy kasaba kasaba dolaştırmışlar. Onlara kızanların ise bu düğüne, şölene ne derseniz artık, katılmalarına izin vermemiş başvezirle diğer vezirler…. Onlar da demiş ki: Bıraksaydınız da biz de katılsaydık.. Şölen, düğün her neyse… Elbet onlara takacak bir şeyler bulurduk.. Haaa mesela daha önce bize taktığınız madalyaları çıkarır bu Zavallıcıklara takardık… Yazık, yorgunlar, ülke hasreti çekmişler… Vatan sevgisi diyemeyiz, onların vatan sevgisi olmadığını biliyoruz demişler.

Neyse…“ Adadaki sayın adam” da serbest kalmış o da katılmış bu eğlenceye... güzel şeyler olacak ülkesi” topraklarında birileri bir eğlence bir sevinç yaşarken… Davet edilmeyenler sabır, sağduyu, metanet diyemeyecek hale gelmiş. İçlerinden “Allah’ım hilal” diye dua ediyorlarmış… Epey beklemişler… Hilal görünmemiş. Neden mi aralarında kendi kendilerine küsenler, birbirini kıranlar varmış… Uzun yıllardan beri de birbirleri ile geçinemedikleri için hilal onlara küsmüş… Önce onların barışıp birbirlerine sarılmaları gerekmiş.. İçlerindeki en yaşlılar ve bilgeler bunu sağladıktan sonradır ki duaları kabul olmuş, gökte hilal belirmiş….

Meğer bu ülkenin Türkleri hilalde Kurt olurlarmış…..Birden ülkenin her yerinden kurtTürkler eğlencenin olduğu yere doğru koşmaya başlamış… Bakmışlar ki Kürt saçılımı maskesi takıp eğlenenlerden Sultan, Başvezir ve Vezirler Kurt olmamış öyle zavallıcıklarla yan yana duruyorlar…

Ve …. “KÜRT SAÇILIMININ” NOKTALARINI YİYEN KURTLAR bundan sonra KURT AÇILIMI var demişler… O zamandan itibaren gökten kaybolmayan hilal altında KURTTürkler daha önce de hep yaptıkları gibi kendisi ile yaşamak isteyenleri, kendini bu ülkeye ait hissedenleri kucaklayıp sonsuza kadar mutlu yaşamışlar.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü