Türk Dünyası Yardım Kampanyası

SEYFO MU?, BEYTH NAHRİN TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ?

03 Şubat 2009
Yonca ANZERLİOĞLU

Geçen hafta Avrupa Parlamentosunda Avrupa Ermeni Federasyonunun katılımıyla düzenlenen konferans ve temeli geçmişe dayanan sözde Ermeni Soykırımı iddiasını Türkiye’ye koşul olarak dayatmaya yönelik soykırımın inkarını suç sayacak bir çerçeve karar alınması Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası teşkil ediyor. Ancak basınımızda Davos’ta yaşananlar ön planda olduğundan bu konu ile ilgili pek fazla bir bilgiye ulaşmak mümkün olamıyor.

Burada üzerinde durmak istediğimiz konu soykırımın reddinin inkarı meselesinin sadece Ermenileri kapsamadığı bunun dışında yine uzun bir uğraşı içinde olan Süryanileri ve Rumları da kapsadığıdır. Bu bağlamda, Avrupa’daki Süryani kuruluşlarının başında gelen ve Türkiye’nin, 1915 yılında Ermenilerle birlikte Süryanileri de “soykırıma” tabi tuttuklarını kabul etmesi ve bu bağlamda sadece özür dilemek değil, zorla el konulan topraklarının iade edilmesini isteyen Süryani Araştırmaları Merkezi, SEYFO, bugüne kadar Avrupa başkentlerinde çeşitli toplantılar düzenleyerek Türklerin, Süryani/Asurileri soykırıma tabi tuttuğunu iddia etmektedir. İstedikleri, soykırım yapıldığının kabul edilerek özür dilenmesi ve toprak talebi. SEYFO’nun anlamına gelince Süryanice “kılıç” demek olan bu kelime ile anlatılmak istenen 1915 yılında Süryanilerin, Türkler tarafından “kılıçtan geçirildiği”dir.

Konu ile ilgisi bağlamında 26 Mart 2007 tarihi de önemli bir tarih. Anılan tarihte Avrupa Parlamentosunda “Genocide, Denial, and the Right of Recognition” başlığı altında düzenlenen toplantıda Türkiye’nin Süryani/Asurilere karşı soykırım yaptığı ancak bugün bunun inkar edildiği, bu konuda Türkiye’nin üyelik sürecinde Avrupa Birliğinin üzerine düşeni yapması gerektiğine dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Belirtilen bu tarihten bir yıl öncesinde ise 2006 yılı AP Dış İlişkiler Komisyonunun Türkiye ile ilgili hazırladığı ve kabul edilen raporda ilk kez Pontus ve Süryani soykırımı ifadelerine yer verildiği de bilinmektedir.

Bunun dışında Ermeni soykırım anıtlarının yanında Asuri soykırım anıtlarının dikildiğine dair haberlere de rastlamak mümkün. Mesela, Cardiff (Walles) ve Fransa’da Sarsel, örnek gösterilmektedir. Ama asıl çarpıcı olan böyle bir anıtın Hakkari, Diyarbakır ve Van’da dikilmesi gerektiği yönündeki açık talepleridir.

Yine kısaca üzerinde durulması gereken bir diğer konuda Beyth Nahrin Ulusal Kurtuluş Ordusu adındaki bir örgüttür. Konu ile ilgili olarak Zaman gazetesinin 19 Kasım 2006 tarihli bir haberinde “Yargıtay'ın terör listesine Süryani örgüt de girdi” başlığı altında şu bilgilere yer verilmektedir: “Türkiye bütünlüğünü tehdit eden 86. örgüt olarak Yargıtay listesine giren "Beyth Nahrin Ulusal Kurtuluş Ordusu" isimli ve bazı Süryanilerden oluşan terör örgütü, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde yer aldı. Örgütün, Türkiye ve Irak arasında bağımsız Süryani devleti kurulması için silahlı mücadele başlatmayı planladığı belirtiliyor. "Beyth el Nahreyn" terimi, "iki ırmak arasındaki ev" anlamına geliyor. Bununla da Fırat ve Dicle arasında kalan coğrafyanın kuzeyi, yani Kuzey Mezopotamya kastediliyor.” Anılan örgütün ilk kez 2003 yılında ortaya çıktığı ve bundan önce ise PKK bünyesinde faaliyet gösterdiği belirtilen haberde örgütün Avrupa'daki ilk eylem tarihi olarak da Lozan'da hükümet konağını işgal ettikleri “24 Temmuz” 2000 gösterilmektedir. Tarih Lozan Barış Antlaşmasının imzalanmasının 77.yıl dönümü.

Sonuç olarak, Davos’ta yaşananları tartışırken AP’nin aldığı bu çerçeve kararını, bunun neleri gündeme getireceğini bir kenara bırakmayalım lütfen. Asılsız Ermeni İddialarını yine asılsız Süryani ve Pontus Rumları soykırımı iddialarının izlemeye başladığını göz ardı etmeyelim.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü