Türk Dünyası Yardım Kampanyası

VAKIFLAR KANUNU MU? O DA NEDİR?

22 Şubat 2008
Yonca ANZERLİOĞLU

Bugün Türkiye’de herkesin öncelikli olarak tartıştığı bir konu var: Türban meselesi. Ancak, bu mesele tartışılırken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oldukça önemli bir karar alındı: Vakıflar kanunu 242 oyla kabul edildi. Evet muhalefetin karşı çıkması bir anlam ifade etmedi. Mesele anayasa mahkemesine gittiğinde sonuç ne olacak hep birlikte göreceğiz. Kısacası Türkiye insanı başını kapatmayı tercih eden bayanların nasıl bir şekilde kapatacağını tartışırken sessiz sedasız bu kanun geçti. Takip edenler elbette ki vardır. Ama neden biz geleceğimiz ile ilgili daha önemli konular dururken her seferinde bu tür tartışmaları yapıyoruz.

Vakıflar kanununda ne deniyor? Kime nasıl bir faydası var? Bu kanunun çıkarılmasını kimler istedi?

Yeni kanunla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gayri Müslimlere ait vakıflara atıf yapıldığı kadar yabancıların da Türk topraklarında varolan vakıflara katılabilecekleri gibi yeni vakıf kurabilecekleri belirtilmektedir. Bunun dışında vakıflar, izin almadan mal edinebilecek, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilecekler. Uluslararası faaliyetlerde ve işbirliğinde bulunabilecekler, yurtdışında şube ve temsilcilik açabilecek, yurtdışında kurulan kuruluşlara üye olabilecekler. Yurtiçi ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan, bağış ve yardım alabilecek, yurtiçi veya yurtdışındaki benzer vakıf ve derneklere bağış ve yardımda bulunabilecekler. Va¬kıf¬la¬rın hay¬rat ta¬şın¬maz¬la¬rı hac¬ze¬di¬le¬meyecek, reh¬ne¬di¬le¬meyecek, Va¬kıf yo¬luy¬la mey¬da¬na ge¬lmiş ve her ne şekilde olur¬sa ol¬sun Ha¬zi¬ne, belediye, özel ida¬re¬le¬r ve¬ya köy tü¬zel ki¬şi¬li¬ği¬nin mül¬ki¬ye¬ti¬ne geç¬miş va¬kıf kül¬tür var¬lık¬la¬rı mazbut vakfına dev¬redilecektir!

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme serüveni bağlamında ödevlerini yerine getirmeye çalıştığı ancak her seferinde karşısına yeni ödevler çıkarıldığı biliniyor. İşte bu kanun da ödevlerden biriydi. Hep söylenir “Avrupa istediği için değil kendimiz için yapıyoruz”. Bu söz tarihimizde Tanzimat döneminden itibaren sıklıkla duyduğumuz bir sözdür. Son günlerde televizyonda ve basında AB’nin bu kanunun kabulü konusunda son derece memnun olduğuna dair haberler çıkıyor. Bu arada basın mensupları Fener Rum Patriği Barthelomeos’un da bu ülkede yaşayan Rum Ortodoksların dini lideri olarak yeni çıkan bu yasa ile kendilerine ne gibi kolaylıklar sağlandığını kendisi açıklasa sanırız daha aydınlatıcı olacaktır.

Ekümeniklik ve Ruhban okulunun açılması tartışmaları sürerken bir de mal edinme hakkının elde edilmesi ile acaba sadece İstanbul’da Fener mi tehlikede? Hayır. Tüm Anadolu için bu tehlike geçerli. Bartholemeos, son yıllarda her yıl Türkiye’nin farklı yerlerinde özellikle de Ürgüp’te Bahar ayini düzenliyor. Anadolu’da Rumlardan kalan eski kiliseler yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. Hepsi bu kadar da değil. Anadolu’dan mübadele ile ayrılan Rumların torunları her yıl Anadolu’ya düzenledikleri gezilerle dedelerinden kalan evleri, tespit ediyorlar. Şu anda bu evlerde oturan Türklerle iyi ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Evlerinin ve köylerinde önceden var olan kiliselerinin restorasyonu ile yakından ilgileniyorlar. Ayrıca, yine kişisel girişimleriyle Anadolu’da yaşadıkları yerleşim birimleri ile Yunanistan’da şu anda yaşadıkları yerleşim birimlerinin idari mekanizmaları arasında “kardeş şehir” anlaşmaları yapıyorlar. 2000 yılında Yunanistan’da gerçekleştirdiğim saha çalışması sırasında Kavala mübadillerinin oluşturduğu dernek bünyesinde mübadillerin Anadolu’daki mal varlıklarına ait tapuların incelendiğini kendi gözlerimle gördüm. Acaba neden?

Yukarıda bahsettiğimiz durum meselenin Ortodoks Rumlarla ilgili boyutudur. 21.02.2008 tarihli Tercüman gazetesinde yer alan bir haberde CHP milletvekili Atilla Kart’ın Bulgaristan, Beyrut ve Romanya’daki bazı din adamlarının ABD finans merkezi ile bağlantılı olarak Türkiye doğumlu Ermenilere ve mirasçılarına ait Osmanlı tapu kayıtlarını satın alarak Budapeşte Osmanlı Türkoloji Merkezinde tercüme ettirildiği ve kilise vakıflarına noterden bağış yoluyla aktarıldığını, bununla ilgili sadece Bursa Karacabey’de 450 civarında tapu alındığına ve elinde belgeler bulunduğuna dair açıklaması meselenin boyutunun anlaşılmasına katkı sağlayacaktır…

Sonuçta, 10. Cumhurbaşkanı yasayı “Lozan Barış Antlaşması’na aykırı bularak meclise geri göndermişti. Ama bugünkü duruma bakılırsa anlaşılan Lozan Barış Antlaşmasının hükümlerinin delinmesinde hiçbir sakınca görülmemektedir. Ayrıca, Medeni kanun da göz ardı edilmektedir. Kanuna göre cemaat vakıfları etnisiteye dayalı vakıf kuramazlar. Ama kabul edilen vakıflar kanunu ile gerçekten Türkiye’nin üniter devlet yapısına karşı geri dönülemez bir adım atılırken sessizlik içerisinde elde edecekleri kazanımları düşünen Patrikhane için bu kanun kadar önemli olan bir diğer ayrıntı da isminin başında “Bağımsız Türk” ifadesi yer alan ve bugüne kadar Fener’in önündeki en büyük engellerden birisi denilebilecek olan Milli Mücadele döneminde Atatürk’ün desteği ile kurulan Türk Ortodoks Patrikhanesinin de sahneden tam olarak çekilmesidir. Bu da gerçekleşirse işte o zaman kimileri için her şey çok daha mükemmel olacaktır(!)

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü