Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Sonsuzluğa Çekilen Başkan

18 Nisan 2009
Yusuf KÜRŞAT

Senin ismini ilk duyduğumda çok küçüktüm. Babam senin bir veliaht olduğunu söylerdi. Ben de seni Osmanlı padişahları gibi görürdüm. Sonra Gözyaşı dergilerindeki yazılarını gördüm çocuk denecek yaşta idim ama içimi ısıtan bir adın vardı zihnimde.

Başkanım; seninle ilk tanıştığımda on sekiz yaşımda idim. O güven veren gülüşün, insanı kendine bağlayan bakışın beni anında etkilemişti. Hele bi rde o sohbette orak ile ekin biçmeyi çok sevdiğini söylediğinde ben daha çok sevmiş ve yakın bulmuştum kendime seni. Bize anlatılan efsanelerdeki adamın yerinde çok sıcak, sevecen, bilge ve vakur bir eda içinde bir lider vardı yanı başımda. O mütevazı otel odasındaki sıcak sohbeti hayatım boyunca unutmadım. Daha sonra da karşılaştığımız da beş yıl geçmişti hemen hatırlamıştın. Ben yine çok sevinmiştim çocuklar gibi. Beytepe’de tekrar yeni bir okula başladığımı anlattım, “sakın” demiştin o ağabey şefkati ile “hiçbir şeye karışmayın, sadece okuyun.”

Türkiye’nin o çok karmaşık dönemlerindeki cesur tavırların, dinlediğim efsaneleri getirdi her zaman aklıma. Yiğit duruşun, vakarlı ve menfaatsiz siyaset anlayışın her zaman yirmi yaşlarındaki Muhsin başkanı hatırlattı. Yirmi yaşlarındaki sen ve arkadaşlarının “muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kandadır” sözünün ispatı direniş mücadeleniz, zulümlere, işkencelere baş eğmeyen asil tavrınız, bu milletin hafızasında yaşayarak efsane olarak anlatılacak gelecek nesillere.

Zaman zaman seni eleştirdiğimiz oldu. Zaten her zaman söylerdin. Kafanızda lider sultası olmasın diye. Ama seni çok sevdiğimden eleştirdiğimi seni kaybettiğimizde anladım. Meğerse nasıl bir sevgin varmış ki o karlı dağlarda kaldığın zaman hissettim.

Sen bizden biriydin, bizden biri olduğun kadar, tarihimizden bir kahramandın, bir kahraman olduğun kadar arkadaşımız gibiydin, kader birliği ettiğimiz arkadaşlarımızdan biri, zor anlarımızda sığınabileceğimiz ağabeyimizdin, ağabeyimiz olduğun kadar ata en iyi binen sultanımızdın. Bir kişiye her an ayıracak bir zamanın ve cihanı kucaklayacak gönül büyüklüğün vardı her zaman.

Sen bir kuşağı temsil ediyordun başkanım, romanı yazılmamış, şiiri yazılmamış, uçsuz bucaksız hayalleri olan ve hayalleri bir gece baskınında tarumar edilen bir kuşağı. Zulümlerin en katısına direnip bir gün bile devlete karşı kötü bir sözü ağzına almayan, “devlet ebet müddet” aşkını kalbine, beynine işlemiş, sevgisi en asilinden bir kuşağın temsilcisi idin. Sonsuzluğun sahibi seni çok sevdiğinden belki birden gidiverdin, belki bir şeyler anlatmak istercesine böyle tez elden, apansız, sevgini kucaklayamadan bu asil millet, çekilip gittin o kır ata binerken ki Türkmen beyi edasıyla. Belki de bu kirli dünyaya, bu kirli siyasete soylu duruşun çok fazla geliyordu. Sonsuzluğun sahibi seni hayatın boyunca dayandığın bu çileye yeter dedi ve aldı götürdüğü sonsuzluk diyarına sanki.

Hayatın şimdi aziz milletin sinesine yerleşti başkanım. Ruhun sonsuzluğun sahibine ulaştığında millete adanmış hayatın, milletin sinesinde yerini bulduğuna şahit olduk. Genç-ihtiyar, kadın-erkek, başörtüsüz - başörtülü, Alevî - Sünnî, Kürt - Türkmen ayırt etmeksizin herkes seni uğurlamaya geldi başkanım.

Yokluğun ve pişmanlıklarımız yüreklerimizi mengene gibi sıkıştırırken, sonsuzluğun sahibine kavuşmandaki mutluluğun teselli veriyor bize.

İnanca,
Cesarete,
Vatan ve millet sevgisine,
Fedakârlığa,
Nezakete,
Yardımseverliğe,
Asalete,
Arkadaşlığa,

ve dahi bütün iyi hasletlerin en yükseğinin sende var olduğuna Allah ve tarih huzurunda şahitlik ederiz.

Bizim haklarımız var mı bilmiyorum varsa sonuna kadar helal olsun, bütün iyi insanların duaları ve Allah’ın rahmeti seninle olsun başkanım.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü