Türk Dünyası Yardım Kampanyası

MEDENİYETLER İTTİFAKI SÜRECİ VE FİLİSTİNDEKİ KIYIMLAR

30 Aralık 2008
Zeynep Ebru SEZER

İnsanoğlu; akıp giden zaman içerisindeki onurlu yolculuğunu, yüce rehberimizin''Sizin en hayırlınız,insanlara faydalı olandır'', müjdesinin aydınlığında sürdürebiliyor mu acaba?!! veya “haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” uyarısını dikkate alıp bu uyarıya uygun olarak sesini yükseltebiliyor mu???

Savaşların çoraklaştırdığı toprakları,yoksulluğun harap ettiği ocakları, hayatla ve şefkatle kucaklayabiliyor mu?!!

Dilleri ve renkleri farklı ama çileleri benzer olan uluslar, kansız, acısız aydınlık bir gökyüzüne uyanabilecekler mi?

Suçları sadece, umut dolu varlıklarını, onurlu bir biçimde ısrarla var oldukları coğrafyada devam ettirmeye çalışmak.

Ama nereye kadar dayanabilirler ki,tek vücut olarak?

İdeolojik bloklar dağıldığında, duvarlarda gedikler açıldığında Soğuk Savaş'ın sonu ilan edilmişti dünyaya...

Yeni bir bin yıla adım atarken aşırılıklar çağı'nın başladığından habersizdi insanlık...

Şiddet artık alabildiğine küreselleşecek; mazlum ulusların bahtından çile eksilmeyecekti...

Gazze'den gelen 300’e yakın kişinin ölüm haberiyle, umudun konvoyları durakladı artık...

Bizler özür dilemekle uğraşırken, aslında özürlü gibi davrandığımızın farkında değildik.

İslam aleminin bütünleşmiş sesiyle hayat bulmayı bekleyen bir ülke var.

Bu ülkenin ismini haritalardan, halkının varlığını hafızalardan ne kadar silmeye çalışsalarda, silemezler...

Onlar bizlerden biri, onlar Müslüman kardeşlerimiz, onlar ölümü bile göze alarak, mübarek topraklarını terk etmeyen, direnen Filistin halkı…

Yaşanan bu insan hakları ihlallerine kim dur diyecek?

Her şeye göz yuman BM’mi, yoksa siyonist İsrail'in ortağı büyük güç (!?) Amerika'mı?

Çoluk çocuk, kadın, asker, sivil ayırımı yapmayan bombaların, sokak sokak, ev ev patlatıldığı, harabeye çevrilen Filistin'de yüzler ne zaman gülecek?

27 Aralık 2008 günü Gazze'de,insanlığın ölüme terk edilişine şahit oldu ama üç duyusunun işlevsizliği eyleme geçiremedi bedenleri.

************************

Her durum için çözüm üretmeye çalışan politik aktörler, bu duruma uzaktan bakmayı hatta dokunmamayı yeğledi.

Binlerce insanın ''dayanamıyoruz, kurtarın!'' çığlıkları semada yankılandı, kulaklar ise bir türlü duymadı, duyamadı.

Filistinliler, komşusu Mısır tarafından kapatılan kapıları,tıkladıklarında açılmayacağını düşünmemişlerdi belki.

Çaresizlik tırnaklarıyla yıktırdı duvarları, inanmak istemedi elbet yürekleri komşu kapısının yüzlerine kapanmasını.

Ayrıca dünya siyasetine yön veren güçlü ülkelerin suçlu saydıkları ya da ''ıslaha ihtiyacı olduklarını düşündüğü'' ülkeler üzerine baskı aracı olarak kullandıkları ambargoların uluslararası hukuk açısından uygulanışı, ambargoları uygulayan karar merkezlerinin ne kadar tarafsız olabileceğini!!! Anlamak hiç de zor olmasa gerek.

BM, uluslararası hukuk ve güvenliğin korunması amacıyla, güç kullanarak barış ve güvenliği tehdit eden ülkelere, siyasi, diplomatik, ekonomik ambargolar uygulama kararı alarak onları cezalandırmayı amaçlamakta; fakat kağıt üzerinde güzel görünen bu kurallar güçlü ülkeler tarafından maalesef bir işgal aracı olarak kullanılmakta.

Gazze'deki temel problem noktalarından birini, ekonomik cezalandırma oluşturmaktadır.

Hamas'ın iktidara geldiği 2006 yılı başından beri kademeli olarak sıkıştırılan ekonomik ambargo 2007 yılı Haziran ayından itibaren intikam siyasetine dönüştürülmüştür. Temel geçim kaynakları tarım ve küçük imalat olan Gazze’de, sistemli bir fakirleştirme siyaseti sonucu bugün 10 yıl önceki üretimin yarısı dahi yapılamamaktadır. Temel ekonomik göstergelerin kötüleşmesi, Gazzelileri dış yardımlara bağımlı hale getirirken, halkın güvenli gıdaya ulaşması oldukça zor ve dış faktörlerin insafına terk edilmiştir.

Kuşatma ve baskı altındaki Gazze'nin dışarıyla bağlantısını sağlayan beş sınır kapısı bulunmaktadır. Mısır sınırındaki Refah kapısı Gazze'nin en önemli geçiş noktasıdır. Bu kapıdan sadece yayaların geçişine ve belli oranda ihracata izin veriliyor. Buradan ithalat yapılması ise mümkün değildir. Mısır’dan gelen ticari ürünler Kerem Şalom sınır kapısından; İsrail’den gelenler ise, Karni ve Sufa kapılarından girmektedir. Son iki kapının Hamas'ın kontrolüne geçmesi sebebiyle, İsrail tarafından tamamen kapatılmıştır. Kuzeydeki Erez sınır geçişi de, İsrail’den transit geçişler için sadece hastalara izin verilmektedir. Bu şekilde tamamen kuşatılmış durumdaki Gazze'nin ekonomik araçlara ulaşımı, siyasi manevra kabiliyeti, uluslararası çevrelerle bağlantısı ve onun lehine olabilecek tüm yaşamsal bağlantıları İsrail ve Mısır'ın günübirlik kararlarına bağlıdır.

Bölgede gereken adımlar atılmadığı sürece, Gazze’deki insani durum daha büyük kayıplara neden olacaktır.

Bu çerçevede;

-Gazze'ye yardımlar sistemli biçimde arttırılmalı, yardımların ulaşımı önündeki siyasi ve askeri engeller kaldırılmalı.

—İsrail saldırılarının durması için, Birleşmiş Milletler üyesi İslam ülkeleri, İslam Konferansı Örgütü ve Arap Birliği birlikte hareket etme konusunda prensip kararı almalıdır.

—Erez bölgesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde yapılan sanayi bölgesinin güvenli biçimde işlemesi yeniden gündeme getirilmeli.

—Bağımsız Filistin devletinin kuruluşu hızlandırılmalı ve İsrail ile eşit şartlarda yaşaması için gereken tedbirler İslam ülkeleri tarafından alınmalıdır.

Son olarak sözlerimizi bitirmek gerekirse;

Kudüs ve Filistin'i vatan edinmek üzere kutsal topraklara giden Yahudiler kargaşalar çıkarmaya başladıklarında, Abdulhamit Han, bu Yahudi cemaatlerinin Filistin ve Kudüs'ü işgal etmek için ne denli bir tehlike oluşturduklarını fark etmiş ve o meşhur sözünü söylemiştir:

''Filistin'in Osmanlı Hilafetinden kopmasını görmektense vücudumdan bir parçanın koparılmasını tercih ederim.''

Dileğimiz Türk halkının ve Türk devletinin bu vasiyete uygun davranmasıdır. Her ne kadar Hükümet Başkanı “Medeniyetler İttifakı” projesinin eş başkanı olarak görev yapıyorsa da bir an önce gerçekleri fark edip Filistin davasına ve İslam'ın mesajı olan Filistin'i ve Kudüs'ü sevme ve onlara yardımcı olma görevini üstlenmeli. Böylece Resulullah (s.a.v)'in miraç diyarı ile bağlantıyı devam ettirme sünnetine uymalıdır..

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü