Türk Dünyası Yardım Kampanyası

‘Gaspıralı dili’

13 Mart 2014

Beşir Ayvazoğlu - Zaman

Düşüncelerini sonuna kadar, ısrarla savunan Gaspıralı, Tercüman’ı Türk-İslâm dünyasının hemen her yerinde okunan bir gazete hâline getirmeyi başarmıştı. Bu, hiç de küçümsenecek bir başarı değildi. 1905 bunalımından sonra Kazan, Kafkasya, Türkistan ve Kırım’da yayımlanan kırktan fazla gazete ve dergi­de, ayrıca çok sayıda hikâye ve romanda “Gaspıralı Dili” kullanıldı.

Geçen haftaki yazımda, 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Muahedesi’yle başlayan süreçte Kırım’ın nasıl kaybedildiğini ve Gaspıralı İsmail Bey’in dünyaya geldiği tarihte bu kadim yurdunun ne hâlde olduğunu kısaca anlatmıştım.

Tam yüz yıl önce (11 Eylül 1914) kaybettiğimiz Gaspıralı İsmail Bey, hiç şüphesiz, yakın tarihte Türk dünyasının yetiştirdiği büyük fikir ve aksiyon adamlarından biridir. Panislavizm’e karşı verdiği inanılmaz mücadeleyi mi anlatsam, Türk-İslâm dünyasını daldığı derin uykudan uyandırmak için İstanbul’dan Kahire’ye, Semerkant’tan Bombay’a çalmadığı kapı bırakmadığını mı?

Gaspıralı, medreselerde “usul-i cedid”i, yani okuma yazmanın daha kolay öğretilebildiği yeni metodu kabul ettirmek için de insanüstü bir gayret göstermiş ve numune mekteplerinin açılmasını sağlayarak büyük başarı kazanmıştı. 1904 yılına gelindiğinde, Rusya’daki numune mekteplerinin sayısı beş bin civarındaydı. Bu başarı, Gaspıralı’nın inanılmaz mücadele azminin ve takipçiliğinin bir sonucudur.

“Usûl-i cedid”, zamanla sadece yeni bir öğretim meto­du olmanın ötesine geçecek, Rus istilâsı altında, âdeta çağın dışına itile­rek karanlıkta bırakılan Türk kavimlerinin bilim ve kültür dâvâlarının da adı olacaktı.

Yeri gelmişken, Gaspıralı’nın gözü kapalı bir Avrupa hayranı olmadığını kaydetmekte fayda görüyorum. Bir Osmanlı zabiti olma hayalini gerçekleştirmek için tahsilini tamamlamak ve Fransızcayı esaslı bir şekilde öğrenmek için 1872 yılında Paris’e giden, hatta orada bir ara ünlü Rus romancısı Turgeniyef’in sekreterliğini yapan Gaspıralı, burada bizim Jön Türklerin aksine, hayatını çalışarak kazanmış, körü körüne hayranlığa kapılmaksızın Batı medeniyetini anlamak için bütün tecessüsünü seferber etmişti. Avrupa izlenimlerini anlattığı Avrupa Me­deniyetine Bir Nazar-ı Muvazene (1887) isimli risalesinden, onun Batı medeniyetini gerçekten çok iyi tanıdığı ve bütün çelişkilerini gördüğü anlaşılmaktadır.

Gaspıralı, Paris’ten kendi memleketine değil, artık Türk zabiti olabileceğini ümit ederek İstanbul’a gelmiş, fakat çaldığı bü­tün kapılar yüzüne kapanmıştır. Çaresiz, Kırım’a dönen ve bir ara Bahçesaray belediye başkanlığı da yapan Gaspıralı, asıl misyonunu hiç unut­mamış, müracaatları defalarca reddedilmesine rağmen yılgınlığa kapılmayarak Rus hükümetinden sonunda bir gazete çıkarma iznini koparmıştı. Tabii Türkçe kısmı aynen Rusçaya da ter­cüme edilmek şartıyla... Rusça adı Perevotçik olan Tercüman-ı Ahval-i Zaman, ismini Şinasi’nin İstanbul’da çıkardığı gazeteden alıyordu.

Tercüman, Rusya’da çıkan ilk Türk gazetesi değildi, ama yaygınlığı ve oynadığı rol bakımından en önemlisiydi. 1903 yılına kadar haftalık, 1903-1912 arasında haftada bazen iki, bazen üç de­fa, Eylül 1912’den sonra da günlük olarak tam 33 yıl yaşadı ve 1916 yılında kapandı. Osmanlı ülkesinde de yakından takip edilen Tercüman, Kahire’den Kâşgar’a, Kazan’dan Hindistan’a kadar yayılmış, tesirleri de o derece güçlü olmuştu.

Devamı: http://www.zaman.com.tr/besir-ayvazoglu/gaspirali-dili_2204611.html

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü