Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Bir ülkünün öyküsü: Bahri Zorlu

28 Eylül 2013

Kürşad ZORLU - YENİÇAĞ İnsanın babasını yazması gerçekten çok zor... Hele bahsedilen kişi duygu ve düşünce dünyanızın temeli, hayallerinizin mimarı olunca bir şeyler söylemek daha da zorlaşıyor..

Kürşad ZORLU - YENİÇAĞ

İnsanın babasını yazması gerçekten çok zor... Hele bahsedilen kişi duygu ve düşünce dünyanızın temeli, hayallerinizin mimarı olunca bir şeyler söylemek daha da zorlaşıyor... Arslan Tekin ve Yavuz Selim Demirağ ağabeylerim Bahri Zorlu’yu yakından tanıyan kişiler olarak vefalarını konuşturdular. Kendilerine teşekkür ediyorum. Yazıları binlerce insan tarafından okundu ve çerçevelenerek duvarlara asıldı.
Ve Bahri Zorlu’nun Hakk’a yürüyüşü bir gerçekle yüzleşmemizi de sağladı. Makam, mevki telaşına düşmeden, koltuk hırsına kapılmadan, önce vatan ve millet sevdası ile hareket eden nice ülkü devlerini hatırladık. Zira Ülkücü-Milliyetçi Hareketin bugünlere taşınmasında büyük emeği geçen ve belki de bu hareketin gerçek sahipleri diyebileceğimiz yüzlerce, binlerce vatan evladının şanlı mücadelesinin yeterince bilinmediği ortadadır. Çünkü onları şatafatlı toplantılarda, “vitrin” denilen geçici rüyaların arasında göremezsiniz... Onlar asıl bilmediğiniz, görmediğiniz anlarda Hacı emminin evinde, Yerköylü Fadime’nin köyündedir. Onlar ikili oynamazlar... Kimseyi sırtından vurmaz; arkasından dolanmazlar... Vefa ve dostluğun ifası için servetlerini, mevkilerini hiçe sayarlar... Onlar yüzdelik hesaplamalarda, menfaat yoldaşlığında, aday sıralamalarının dayattığı dolambaçlı yollarda görülmezler... Onlar Türk Milliyetçiliğinin gerçek kahramanlarıdır.
İşte bu kutlu yolda yürüyen ülkü devlerinden sadece birisiydi babam Bahri Zorlu... Siyaset arenasının hastalıklı özellikleri olan riya, yalan-dolan, dedikodu, fitne-fesat... Hayatım boyunca bir an olsun onda görmediğim özelliklerdi. Ülküdaşları ve dostları için fedakârlığının ölçüsü yoktu. “Yiğidin harman olduğu yer” neresi diye sorsalar babamın doğduğu yer derdim. Bir topluluğun arasına girdiğinde onu fark etmemek mümkün değildi. Önce fakir-fukaranın yanına gider, halini hatırını sorardı. Kimin nerede bir cenazesi, toyu var ise mutlaka orada olurdu. Bize her zaman iyiliği, dürüstlüğü, devlet malına sahip çıkmayı, haksızlığa karşı durmayı ve adil olmayı öğütlerdi. Belediye Başkanlığını tamamladığında kimsenin “yapamaz” dediğini yapmış ve Belediyenin tüm borçlarını temizlemişti. Ancak vefat ettiğinde kendisine ait bir evi yoktu.

Devamı: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28297

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü