Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Cemil Şerif BAYDUR

00 0000

Ali BİRİNCİ - Türk Yurdu Dergisi, Cilt: 27, Sayı: 233, Ocak 2007

Türk Ocağı Tarihinde Meçhûl Bir İsim
Tıp tarihçisi ve zarif insan Prof. Dr. Ali Haydar Bayat’ın (1941- 3 Ağustos 2006)aziz hâtırasına  Hak’tan rahmet niyazıyla
                                                             
bayundurTürk Ocağı tarihinin en meçhûl isimlerinden  ve Türk tıp tarihinin de  ilklerinden biri olan Dr. Cemil Şerif Baydur’un , büyük ölçüde hâlâ meçhûl bir şahsiyet olarak  kaldığını söylemek mümkündür.Kendisi hakkında toplanabilen bilgileri bir başlangıç araştırması da saymak gerekmektedir.Merhum bu yazıda ortaya konmuş olan , bilhassa tahsil hayatının ilk devresi hakkındaki  bilgilerin , dosyasının tam olmamasından dolayı , yine de eksik kalmış olduğuna işaret edilmelidir.Ancak bir taraftan Türk tıp tarihinin ilklerinden biri, diğer taraftan da Mütareke devrinin zor ve sıkıntılı günlerinde Türk Ocağı reisliği gibi bir vazifeyi deruhte etmiş olması kendisini bir kere daha hatırlamak ve anlatmak vazifesini ve böyle bir yazının yazılması vecibesini gündeme getirmiştir.

1-Ailesi , doğumu, evliliği ve ölümü:

Tam ismiyle Mehmet Şerif Cemil Baydur, Muğla’nın ileri gelen sakinlerinden  Şerif ( 1853-29.12.1940) ve Habibe (1859-18.6.1951) çiftinin bir çocuğu olarak, 1894 senesinde Muğla’da dünyaya geldi.Ailesi de şehrin yerli ve büyük ailelerinden biriydi ve ailesi Terzibaşızadeler ismiyle biliniyordu.(1) Ailenin kendisinden başka Mustafa Hamdi (1883-3.5.1940), Hakkı (1887-27.4.1959) ve Bekir Hilmi( 1902-8.2.1987)(2) isminde üç oğlu ile Melek (23.12.1907-?) isminde bir kızı vardı.
Cemil Şerif Bey önce Mustafa Sami-İffet kızı Hatice Edibe (Trabzon, 1900-18.5.1953) ile(28.7.1919) evlendi ve bu evliliğinden Altan ( 8.7.1920-22.10.1989) ve Türkân Saniye (2.8.1922- ) isminde iki kızı oldu.
İkinci evliliğini ise Sakıp-Şadiye kızı Ayşe İclâl hanım ( 1903-3.10.1970) ile ( 8.10.1953) yapmıştır.
Cemil Şerif Bey 18 Mart 1967’de, İstanbul’da Hakkın rahmetine kavuştu.(3)

2-Tahsil hayatı:

Cemil Şerif Beyin hayatında en meçhûl devre ilk ve orta tahsili seneleridir.Doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği senelerde Muğla’da , orta kısmı da bulunan bir idadi vardı  ve müstakil orta mektep ise ancak 1916 senesinde açılmıştı.(4) İlk mektebi takiben tahsil hayatına nerede ve hangi mekteplerde devam ettiği hususunda  dosyasında  bir bilgi bulunmamaktadır.Ancak  kendisinin beş senelik Muğla İdadisi’nden sonra da , mutat olduğu üzere, iki senede yedi senelik vilâyet idadisinde ve büyük bir ihtimâlle İzmir İdadisi’nde okumuş olması muhtemeldir. Çünkü bu sıralarda sancak idadilerinden mezun olanlar, bir yüksek mektebe girebilmek için, ilâveten iki sene de vilâyet idadilerinde okumak ve mezun olmak zorundaydılar.(5)Ancak elde bulunan tek bilgi Cemil Şerif beyin 1918 yazında ,II.Meşrutiyet’in 24 Temmuz1908’de ilânından sonra birleştirilmesine karar verilen ve ancak 1909’de birleştirilip  Haydarpaşa’da tedrisata başlayan Tıp Fakültesi’nden mezun olduğudur.(6) Fakülte’de mülkî ve askerî talebeler bir arada okuyor ve askerî talebeler tabip yüzbaşı rütbesiyle mezun oluyordu.(7)
Cemil Şerif, Almanca ve Fransızca biliyordu.(8)

3-Meslek hayatı:

Cemil Şerif’in meslek hayatı 1 Ağustos 1918’de I.Dünya Harbi’nin dağdağası içinde başladı.İlk vazife yeri mezun olduğu fakültede seririyat-ı ayniye (göz kliniği) asistanlığı oldu.Bu ilk vazifesi (1 Ağustos 1918-31 Temmuz 1919) bir seneyi doldurur doldurmaz İstanbul’dan ayrılarak yeni bir mücadelenin başladığı Anadolu’ya geçti ve Akşehir hükümet tabipliği vazifesinde de bir sene (11 Ağustos 1919-31 Temmuz 1920) bulunduktan sonra İstiklâl Harbi’ne açılan en mühim deniz kapısı olan İnebolu’ya hastanenin cerrahı vazifesiyle gitti ve bir buçuk sene (16 Eylül 1920-18 Şubat 1922) çalıştıktan sonra yine aynı vazife ile kısa bir müddet de( 19 Şubat- 18 Haziran 1922) Kastamonu Hastanesi’nde bulunmasını takiben Trabzon Hastanesi’ne naklolundu.Bu hastanedeki çalışması (4 Temmuz 1922-8 Kasım 1923) ile bir bakıma meslek hayatında bir devre kapandı ve bir fâsıla vermiş oldu.
Cemil Şerif Beyin 8 Kasım 1923 ile 12 Temmuz 1927 tarihleri arasında   nerede çalıştığı bilinmemektedir.Bu devrede askerlik vazifesini yapmış olduğu  ve bir müddet de hususî tabiplikte bulunduğu en mâkul tahmin olarak hatıra gelmektedir.
Bundan sonraki  ilk vazifesi memleketi Muğla’da Memleket Hastanesi cerrahlığı (13 Temmuz 1927-31 Mayıs 1930) oldu.Bilinemeyen bir sebeple 1 Haziran 1930 ile 27 Nisan 1931 tarihleri arasında  maaşlı bir şekilde açıkta kalan Dr. Cemil Şerif, İzmir Memleket Hastanesi’ne cerrah muavini olarak  nakledildi ve dört seneye yakın (28 Nisan 1931-2 Mart 1935) bir müddet bu vazifeyi ifa etmesini takiben bir müddet bakanlık emrine alınmasından  (3 Mart- 27 Mayıs  1935)sonra da bir buçuk ay  Aksaray Memleket Hastanesi cerrahlığı (28 Mayıs-12 Temmuz 1935) yaptıktan sonra istifaen ayrıldı.Bundan sonraki  ilk memuriyetine ancak 23 Ocak 1937’de başlayan Dr. Cemil Şerif , bu bir buçuk senelik devrede kendi imkânlarıyla Fransa’ya , Paris’e gitti ve burada nöroşirurji sahasında araştırmaları yaptı ve sertifika almağa muvaffak olup yine Türkiye’ye döndü.(9)
Dönüşünü takiben İstanbul Emraz-ı Akliye ve Asabiye Hastanesi’ne( Bakırköy) cerrah olarak tayin edilen Dr. Cemil Şerif Bey bu vazifesinde , meslektaşları ve bilhassa Mahzar Osman ile anlaşamadığı için pek uzun müddet (23 Ocak 1937-18 Ekim 1938) kalamadığı anlaşılıyor.Bu arada Silifke Memleket Hastanesi’ne nakli yapılmışsa da gitmemişti.(10)Bu arada 19 Ekim 1938-28 Haziran 1939 devresinde açıkta kaldıktan ve muhtemelen hususî tabiplik yaptıktan sonra yine İstanbul’da bir vazife aldı ve Eyüp Belediye Dispanseri tabipliğinde (29 Haziran 1939 - 25 Kasım 1942) bulundu. İfade edildiğine göre 1940 seneleri başlarında Parkinson hastalığına yakalanan Cemil Şerif artık ameliyatlara girse bile bizzat ameliyat yapamamıştır.(11)
Bundan sonra Tokat Memleket Hastanesi cerrahlığı (29 Kasım 1942-28 Mayıs 1945) vazifesiyle İstanbul’dan ayrılan  Dr. Cemil Şerif, ikinci vazife mahalli Erzincan Devlet Hastanesi cerrahlığında da bir müddet ( 9 Haziran 1945-17 Nisan 1947) bulunmasını takiben beş sene  sonra tekrar İstanbul Sağlık Memurları Okulu müdürlüğü vazifesiyle ( 19 Nisan 1947-31 Temmuz 1953) İstanbul’a döndü.Buradan sonra Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesi cerrahlığı (31 Temmuz 1953-13 Temmuz 1959) son vazifesi oldu ve bu tarihte yaş haddinden ve yirmi sene beş ay hizmetle emekliye ayrıldı.Bu hizmeti içinde üç sene, dokuz ay, yirmi yedi gün de ,harp hizmetinden dolayı, itibari hizmeti vardı. 

 4-Eserleri ve tıp tarihindeki yeri:

Dr. Cemil Şerif Türk tıp tarihinde üçüncü nöroşirurji mütehassısı olarak yerini almıştı.(12)Kendisinden önce Dr. Abdülkadir Cahit Tüner(13) ve Dr. Hami Dilek(14) ilk iki sırayı almıştı.Bu sahanın üçüncüsü Cemil Şerif,  üstelik de kendi imkânları ile Fransa’ya giderek Paris’te  bir buçuk sene kadar ihtisas çalışmasını yaparak sertifika almaya muvaffak olmuştu.Burada Clovis Vincent’ın yanında ecnebi asistan olarak bulundu.Burada ve diğer hastanelerde Dr. Chavany, Dr. Hartman, Prof. Rouyiere gibi meslektaşlarının nezdinde ve İvan Bertrand’ın laboratuarında çalıştı ve daha yurda dönmeden araştırmalarının neticelerini Türkiye’de mecmualarda neşretmeye başlamıştır.(15)
Dr. Cemil Şerif üçüncü nöroloji mütehassısı olmasının yanı sıra bu sahadaki ilk telif kitabın (Nöroşirurji Bahisleri, İstanbul, 1937, 240 s. Cumhuriyet Matbaası) yazarı olmak bakımından da bu sahanın ilk müellifi olmuştur.(16)
Cemil Şerif Beyin, en çok üzerinde durulan bu kitabı dışında ve bu kitabından önce bastırdığı başka  kitapları da basılmıştır.Bunlardan iki tanesi eski harflerle basılmıştır.İlk kitabıyla Tıbbiye’den henüz mezun olduğu sene  meslektaşlarının huzuruna çıkmıştır:Cerrahî, İstanbul, 1334, 76 s.Kader Matbaası.İkinci kitabını ise memleketi Muğla’da bastırma imkânını bulmuştur: Gençlik Aşısı ve Esasları, Muğla, 1928, 80 s. Vilâyet Matbaası.Ayrıca bu kitabının kapağında bulunan kayıttan anlaşıldığına göre bu sırada Paris Cemiyet-i Cerrahiyesi muhabir âzâsı arasında bulunuyordu.(17)
Yeni harflerle basılan ilk kitabı ise Merhum Şeyhületıbba Operatör Enver Beyin( 1265 Rumî-1932) Hatıraları ( İzmir. 1933, 59 s. Bilgi Matbaası) ismini taşımaktadır.Yine İzmir’de basılan ikinci kitabı ise Kanserin Sebepleri ve Tedavi Yolları (İzmir. 1934, 36 s. Ahenk Basımevi) hakkındadır.
Cemil Şerif Bey’in Türk Yurdu ( 1955-1956)(18),Türk Oftalmoloji Gazetesi ( 1937), Türk Tıp Cemiyeti Mecmuası (1937), Poliklinik (1940) gibi mecmualarda ve Cumhuriyet ( 1950) gazetesinde de yazıları çıkmıştır.

5-Türk Ocağı’ndaki çalışmaları:

Cemil Şerif Bey, zamanının bir çok Tıbbiye ve diğer yüksek mektep talebesi gibi  Türk Ocaklı idi. Daha mezun olmadan önce Ocak’ın Meşrutiyet devrinin son kongresi olan 1918 kongresine katılanlar  arasında bulunuyordu.
Cemil Şerif, 14 Haziran’da başlayan bu kongrede önce Türk Ocağı idare heyeti reisi Hamdullah Suphi’ye (Tanrıöver) “Ocağı şimdiye kadar yaşatan, büyüten  ve bu uğurda beş senelik çetin bir sa’y ve mücahedede bulunmasından dolayı Tıbbiye-i Askeriye nâmına beyan-ı teşekkür” etti.Yapılması düşünülen nizamnâme için teşkil edilen Nizamnâme Encümeninde asil âzâlıklara  Halide Edip( Adıvar), Ahmet Ferit (Tek), Ziya Gökalp, Dr. Sabri (Mekkeli ), Şükrü Eflâtun, Dr. Hasan Ferit ( Cansever), Dr. Selâhattin, Dr. Tevfik Remzi (Kazancıgil), Mehmet Emin( Erişirgil), Bayezid Numune Mektebi Müdürü Sadullah, matematikçi Hüsnü Hâmit (Sayman); namzet âzâlığa ( yedek üye)  ise Dr. Cemil Şerif Bey seçilmişti.Bu encümen daha sonra pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri de nizamnâme tâdilâtı üzerinde  çalıştı.(19)
28 Haziran’da ikinci defa  ve 5 Temmuzda son defa  toplanan kongrede Hamdullah Suphi Bey, bütün ısrarlara rağmen reisliği kabûl etmeyince, Mehmet Emin( Yurdakul) reisliğe getirilmişti.Bütün çalışmalara katılmış  bulunan Dr. Cemil Şerif’in bu kongrede asaleten bir vazife aldığına dair bir kayıt bulunmamaktadır,ancak namzet âzâ olarak idare heyetine girdiğini kabûl etmek gerekiyor.(20)
Mütareke devrinin dağdağası içinde idare heyetinden Halide Edip (Adıvar), Mehmet Emin (Yurdakul), Hasan Ferit( Cansever),Abdülvahap, Ragıp,  Nurettin ( Ege) ve Mazhar Bey ,bilinemeyen bir sebeple ayrılınca ( 6 Kasım 1918) namzet âzâlar( yedek üyeler) tarafından yeniden teşekkül eden idare heyetine Dr. Cemil Şerif de dahil olmuş ve arkadaşları tarafından reisliğe seçilmiştir.Bu vazifesi, Hamdullah Suphi’nin; Darülfünun konferans salonunda yapılan kongrede yeniden reis seçildiği 1 Kasım 1919 tarihine kadar devam etti.18 Aralık 1918’de matbuata gönderilen haber pusulasına göre  önceki kongrede en çok rey alanlardan bir idare heyeti kurulmuş, heyet âzâlarının  aralarında yaptıkları seçimde Dr. Cemil Şerif reisliğe, Mehmet Servet( Berkin) kâtipliğe, Yahya Saim (Ozanoğlu) mesûl  murahhaslığa, Sadullah Beyi ise muhasipliğe getirmişlerdi.Burada işaret edilmesi gereken çok mühim bir husus vardır.Türk Ocağı tarihinde en genç reisti.Daha doğrusu delikanlılık çağında , sadece yirmi dört yaşındaydı.Herhalde güçlü ve mücadeleci bir seciyeye ve sağlam bir şahsiyete sahip olması böyle bir vazifeye seçilmesinin  mühim sebebini ve gerekçesini teşkil etmişti. Cemil Şerif Beyin, zor günlerdeki  reisliği zamanında işgâli reddeden en mühim icraattan biri olarak Fatih Mitingi (19 Mayıs 1919)  yapıldı.Bu sırada kendisi memleketi Muğla’da teşkilâtlanma çalışmalarında bulunmaktaydı.(21)
Cemil Şerif’in bu devrede memleket müdafaasına da fiilen katıldığı ve memleketi Muğla’ya giderek teşkilâtlanma çalışmalarının önderlerden biri olduğu bilinmektedir.(22)Bu sıralarda Muğla’da kurulan Kardeş Yurdu ve bunun mensupları tarafından kurulan Yeni Hayat Kulübü’nün Muğla Palas veya o günkü ismiyle İstanbul veya Hacılar Hanı içinde bulunan cemiyetin merkezinde “cerbezeli, heyecanlı ve ideal dolu konuşmaları” ile o günlerin heyecan ve ümit kaynağı olan Cemil Şerif’in 15 Mayıs 1919’da Kocahan meydanında yaptığı konuşma baştan sona  bir ümit ve yüksek bir iman ihtiva ediyordu.(23)
Kısaca belirtmek gerekirse, hâlihazırda lâyık olduğu derecede tanınmayan Dr. Cemil Şerif Baydur, yakın tarihimizin kıymetli ve mefkûreci şahsiyetlerinden biridir.Sadece nöroşirurji  sahasının ilklerinden biri olmayıp aynı zamanda  20.asırda kurulmuş en mühim cemiyetlerin başında gelen Türk Ocağı’nın da çok kıymetli bir şahsiyeti ve zor günlerdeki reisi olarak, şimdiye kadar  gereği  gibi tanınmamış olmasına rağmen ,tarihimizin sayfalarında yerini almış bulunmaktadır.

(1) Küçük kardeşi Hilmi Şerif Baydur’un TBBM arşivindeki dosyasında ( Dosya nu.338) aile ismi olarak Terzibaşızade kaydı bulunmaktadır.Aynı kayıt Emekli Sandığı’ndaki dosyasında da (Nu. 902.681.009) görülmektedir.Ünal Türkeş ise Mercanoğulları (Kurtuluş Savaşında Muğla, İstanbul, 1973, s. 110) şeklinde bahsetmektedir.Bu bilgilere ulaşmama yardımcı olan Emekli Sandığı şeflerinden Hüseyin Aygün’e ve TBMM başkanlık müşaviri dostum İsmail Hacıfettahoğlu’na  müteşekkirim.

(2) Kardeşi Bekir Hilmi Baydur eczacılık tahsili yaptı ve  1961’de  Muğla’dan milletvekili seçildi:Türkiye Büyük Millet Meclisi Albümü 1920-1991, Ankara, 1994, s. 310

(3) Aile hakkındaki bu bilgilere Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdür vekili Mustafa Döner’in ;.Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’ndaki dosyasına ve fotoğrafına  müsteşar yardımcısı Dr. Ulvi Saran’ın nâzik yardımlarıyla ulaşabildim. Emekli Sandığı’ndaki dosyasını ise Müdür Mehmet Küpeli ile şef Hüseyin Aygün’ün yardımları sayesinde görebildim. Bu yazının yazılma sebebini ise Türk Ocağı başkan yardımcısı Yücel Hacaloğlu’nun arzusu teşkil etmiştir.Ömer Özcan da bazı kaynakları hatırlattı. Hepsine ayrı ayrı  müteşekkirim.

(4) Hasan  Âli Yücel, Türkiye’de Orta Öğretim, Ankara, 1994, s. 627; Muğla 1973 Yıllığı, İzmir, 1973, s. 122

(5) Bu gibi bir tahsil için Aydın İdadisi’nden mezun Mustafa Zeki Mesud  Alsan’ın hayatına bakılabilir: Ali Birinci” Zeki Mesud Alsan- hayatı ve eserleri”,Zeki Mesud Alsan, Mustafa’nın Romanı-Memleket Çocuğu, Ankara, 2002,s. VI-XXIX

(6) Dr. Cemil  Şerif ‘in , Türk Ocağı’nın 1918 kongresinde,Tıbbiye-i Askeriye nâmına , beş senelik hizmetlerinden dolayı Hamdullah Suphi’ye teşekkür ettiği görülüyor: ”Türk Ocağı Kongresi”,Türk Yurdu, C. 7 ( Ankara, 2000) s. 230. Bu teşekkürü  kendisinin de askerî talebe olarak  mezuniyeti şeklinde yorumlamamak gerekir. Tıp Fakültesi’nden askerî talebe olarak mezun olanlara yüzbaşılık rütbesi verildiği bilinmektedir.Halbuki Cemil Şerif Beyin her iki dosyasında da bir rütbesi olduğuna dair herhangi bir bilgi ve işaret bulunmamaktadır.Fakültedeki askerî talebe olan arkadaşlarının  teşekkürlerinin iletilmesine vasıta olduğu  açıktır.Aksi takdirde mezuniyetini takiben askerî bir vazifeye tayini muhakkaktı.

(7) Geniş bilgi için:Cemil Bilsel, İstanbul Üniversitesi Tarihi, İstanbul, 1943, s.109-119;Ekrem Kadri Unat, Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye, İstanbul, 1990, s. 76-77; Rıza Tahsin ,Tıp Fakültesi Tarihçesi (Haz.Aykut Kazancıgil), İstanbul, 1991, Kısım.I, s.67-79

(8) Cemil Şerif Baydur’un  meslek hayatına dair verdiğimiz bilgilerin iki temel kaynağı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’ndaki dosyası (nu.889) ile Emekli Sandığı’ndaki dosyası ( Nu.94.681.01) olmuştur.

(9) Bu hususta kendi verdiği bilgiler için:”Dünyada ve Bizde Nöroşirurji”, Tıp Dünyası Dergisi,C.32, Sayı.4 (Nisan 1959),s. 2646

(10) Faruk Bayülkem, Türkiye’de Psikiyatri-Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi, İstanbul, 2000, s. 202

(11) Faruk Bayülkem, age, s. 202

(12) Faruk Bayülkem, age, s.201; Sait Naderi, Mazhar Osman ve Türkiye’de Nöroşirurjinin Doğuşu, İzmir, 2004, s. 60

(13) Faruk Bayülkem, age, s. 194

(14) Hayatı için:Osman Nebioğlu, Türkiye’de Kim Kimdir, İstanbul, 1961-1962, s. 217; Faruk Bayülkem, age, s. 195

(15) Cemil Şerif Baydur, agm,s. 2646; Faruk Bayülkem, age, s. 201

(16) Faruk Bayülkem, age, s.201; Sait Naderi, age, s. 61

(17) Bu iki kitabın künyesi için:Türkiye Basmaları Toplu Katalogu, Ankara, 1992, C.2, s. 284

(18) Yazıların künyeleri için: Hüseyin Tuncer, Türk Yurdu Bibliyografyası, Ankara, 2002, s. 292, 408

(19) ”Türk Ocağı Kongresi”,Türk Yurdu, C.7 ( Ankara, 2000), s. 230

(20) ”Türk Ocağı Kongresi”,Türk Yurdu, C.7 ( Ankara, 2000) s. 250-253, 274-276

(21)   Türk Ocağı Postası’ndan nakledilen bu kıymetli  haber için: Hüseyin Tuncer-Yücel Hacaloğlu-Ragıp Memişoğlu, Türk Ocakları Tarihi, Ankara,1998, C.I, s. 67,73; Necmeddin Sefercioğlu, Türk Ocağına Hizmet Edenler,Ankara, 2004, s. 150. 

(22) Bu çalışmaları hakkındaki bilgiler için: Ünal Türkeş, age, s. 9, 250-251,253, 256

(23) Metni için: Ünal Türkeş,age, s.18-21

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü