Kalkınma ve Büyüme

06 Temmuz 2011

Türkiye 2011 yılının ilk çeyreğinde dünya rekoru kırdı. Ve %11 rasyosunda büyümüş olduğumuz TÜİK tarafından kamuoyuna duyuruldu.

Televizyonlarda, gazetelerde ve pek çok iletişim kanalında büyüdüğümüze dair haberleri dinlerken:
-Bir de ‘’kalkınma’’ vardı sahi ona ne oldu?, diye soruyor muyuz?
Kalkınma ve büyüme kavramları halk arasında aynı anlamı taşıyor olarak bilinse de yanlıştır.Kalkınma ve büyüme birbirinden farklı iki mefhumdur.Nitelik olarak ikisi arasında farklılık vardır.
Kalkınma’nın pek çok tanımı vardır.Bir sentez yapacak olursak kalkınma; ekonomik,siyasi ve içtimai(sosyal) yapıların değişerek insan yaşamının maddi ve manevi alanlarda ilerlemesi,birey ve toplumun refahının artmasıdır.Kalkınma özü itibari ile büyüme ve gelişmeyi içerir.Vesosyo- ekonomik yapısal bir dönüşümü gerektirir.Bu dönüşümler içerisinde gözlemlememiz gereken hususlar şunlardır;
-Sanayileşme,kişi başına düşün gelir artşı,adil bir gelir dağılımı,etkin kaynak tahsisi,ileriteknoloji,sosyo-kültürel gelişme,demokrasi ve insan hakları ,eğitim,sağlık,sosyal güvenliğin insan hakkı olarak kabulu ve çevre bilincinin gelişmesi.
İktisadı kakınmaise;sermayebirikimi,etkin bir kamu yönetiminin varlığı,teknolojik gelişmeyi gerekli kılar.
Kaldor’a göre : ‘’İktisadi kalkınma ancak sanayileşme ve sermaye birikimi ile mümkündür.’’
Bu durumda iktisadi olarak kalkınmış ülkelerin sanayileşmiş ülkeler olabileceği sonucuna ulaşmak mümkün olsa da tarım alanında sanayileşen ülkelerinde var olduğu unutulmamalıdır. Misal; Avustralya…
Büyümenin iktisadı açıdan genel mahiyetine bakacak olursak; kalkınma sürecinin lokomotifitir.Kişi başına düşen gelirdeki artıştır…
Büyümeye giden yolda ;
-Evvelinde kapasite kullanımına bakmamız icap eder.Yani üretim artışı…Üretim artacak,istihdam artacak ve gelir artacak…Bunu gerçekleştirmek mümkündür.Mümkün değil ise;
-Etkin kaynak tahsisine bakarız. Uzun vadede gerçekleşen bir durumdur.
-Verimlilik artışı… Üretimde sermayenin yoğunluğunu arttırmamız gerekir.Sermeye artışının ardından istihdam azalacak ve işsizlik artacak…Son otuz yıldır kapitalist ekonomilerde büyüme için en çok başvurulan büyüme şeklidir.
Büyüme istihdam yaratıyor mu sorusu ise burada gizlidir.Türkiye’de %14 lere kadar varan işsizlik oranı ne yazık ki; büyümemiz ileri seviyelerde olsa da düşmüyor.Büyümeistihamdam yaratmıyor!
İstidamın tarımdaki payı: %24.6
İstihdamın sanayideki payı: %19.4
İstihdamın hizmetler sektöründeki payı: %56’dır.
Sanayiler istihdam yaratmıyor. %11lik büyüme rasyosu içerisinde imalat sanayinin payının büyüklüğü dikkatimizi celbetsede sanayi alanlarında yeni istihdam yaratabilen alanlar yetersiz.
Türkiye büyümesine rağmen 2004’ten bu yana istihdam artış hızı düşüyor.(Kaynak: DPT)

İşsizlik : 2000-2009: %6.5’ten %12 lere yükselmiş durumda.(Kaynak:DPT)

Gelelim dimağlarımıza kazınan ‘’Büyüme’’ fetişizmine…
Fetişizm; saplantı yahut olmazsa olmaz anlamındadır. Büyüme fetişizmi ise sandığımız gibi sadece ‘’kişi başına düşen milli gelir’’ artışını içermez.Yani büyüme için olmazsa olmaz şart ‘’Kişi başına düşen milli gelir artışı’’ değildir.Bunubiliyoruz.Çünkü; Libya,S.Arabistan gibi ülkelere bakacak olursak 40 Milyar $ gelire sahipler lakin bu durum tek başına iktisadi ve sosyal kalkınmışlıklarını göstermiyor.Demek ki; her türlü büyüme kalkınma anlamına gelmiyor.

Türkiye’nin büyüme sorunu yoktur.
Türkiye’nin: Kalkınamama ve sanayileşememe sorunu vardır.
Bu durumda :
‘Büyüme’yi fetişizm haline getirmenin anlamı nedir?Çünkü ;
1-)Büyüme fetişizmi : Toplumdaki asıl eşitsizliği perdeliyor ve gizliyor.
Yani salt ‘’büyüme’’ Türk milletinin gelirinin ve refahının arttığı anlamına gelmiyor.Gelir adaletsiz dağıldığı sürece ‘’büyüme’’ zengini daha çok zengin yapıyor.

2-)Büyüme Fetişizmi: Doğayı tahrip ediyor.
Daha fazla kar,daha fazla üretim ve ‘tüketim’,daha fazla büyüme,doğanın daha fazla tahrip edilmesi ve ekolojik krizler…(Küresel Isınma vs.)İktisadi büyüme için gerekli enerji ve hammadde kaynaklarının kullanımı biyosferden elde edildiği için bu durum çevresel çöküşlere yol açıyor:
-Küresel Isınma,ozon tabakasının incelmesi,hava kirliliği ve asit yağmurları,su kirliliği ve gıda krizleri…

Evet,büyüyoruz…
Doğamızı mahvetme adına büyüyoruz…
Gelirimizin hepsini tüketime harcama adına büyüyoruz…
Fakiri daha fakir,zengini daha zengin yapmak adına büyüyoruz…
İşsizliğimize rağmen büyüyoruz…
Ve bununla övünüyoruz…

Türkiye’nin %11 rasyosunda büyümesinin akabinde Türk Milletinin refahını arttırma yolunda ;
-Emekli maaşlarına zam yapılacak mı?
-Çöpleri karıştırarak gelir elde etmeye çalışan insanlara sosyal güvenceler verilecek mi?
-Hazineye giren para; geri kalmış bölgelerin kalkınması ve gelişmesi için kullanılacak mı?
-Asgari ücretliler üzerindeki vergi yükü kaldırılarak daha çok tüketim yapmaları istenilecek mi ?
-Az gelirli ailelerin üzerindeki KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin ‘’ayırma kuramı’’çerçevesinde oranları düşürülecek mi?

Ne için büyüdüğümüzü bilmeden sevinsek de;
Büyüyoruz vesselam…
Kalkınır mıyız orası meçhul…
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kaynaklar:
Grafikler: TUİK , İLO ve DPT
Kaldor İktisadi Kalkınma tanımı; Doç.Dr. Mustafa Durmuş, Kamu Ekonomisi,syf: 3-5
Mustafa Durmuş Çeviri: Development,Burgerss ,R,Stern,N
Akalın,G. : Türkiye’de ekonomi –Politik Kriz ve Piyasa Ekonomisine Geçiş.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/18141196.asp?top=1

Yazan

Zeynep Gamze ŞİMŞEK - turkocagi@turkocagi.org.tr
Son Yazısı: Kalkınma ve Büyüme
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü