Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Gel Gör ‘’Sevgisizlik’’ Bizi Neyledi Galip Ağabey?

11 Mart 2011

Derken düştük… 


Adı VEDUD olan; sevginin kaynağı, seven, sevdirenin ismini anarak başlamadık… 

Birbirimizin birbirimize sevgisinin ‘’O’nun’’ nuru olduğunu bir türlü anlayamadık… 

‘’Yaratılanı severim Yaratan’dan ötürü’’ diyen Yunus’un mısrasındaki mahiyeti tam olarak kavrayamadık… 

Hep almayı istedik. Gönülden vermeyi bilemedik. Almaktan hiç usanmadık…

O’nun gibi almadan vermeyi biz öğrenemedik… 

Kendimizden vazgeçmeyi bir kez olsun akledemedik… 

‘’Kendini Unutan Adam’’olmayı canı-ı gönülden isteyemedik… 

“Ben” den vazgeçmek en zoru idi.

Nefsimizi tokatlayarak, ağlaya ağlaya “BEN” den vazgeçemedik… 

Bir lokma, bir hırkadan bile geçeriz, diyemedik… 

— Yenilmemenin tek sırrı: Nefsini yenmek!- idi… 

Ülkücü olabilmek ‘’Ülküsü”nün tek sırrını kendimize bile söylemedik… 

Asıl noksanımız olan ‘’sevgisizlik’’idi… 

Sevginin, sevilenin ve sevenin gerçeğini bilemedik… 

… 

Bildik asıl noksanımızın sevgisizlik olduğunu lakin biz ne yapacağımızı  bilemedik… 

Nereden başlayacağımızı bilemedik… 

Önümüzde sayısız yol göstericinin yazdıklarını dahi okumadık, anlamadık, uygulayamadık… 

 

Hata yapmamanın meleklere tanınmış imtiyaz olduğunu biz hep aklımızda tuttuk. Bütün kusurlardan arınmanın imkânsızlığını da bildik hep. Ama biz ‘’biz’’i bilmedik. Kendimizi tanımadık. Kendimizi düzeltmeyi hiç yeğlemedik. Davamızın başarıya ulaşılabilmesi için ‘’kendimizi’’düzeltmemiz gerekiyordu. Önce’’ben’’den başlamak gerekiyordu. Biz sondan başlıyorduk. Nefsimizi yenmeyi hiç istemiyorduk. Nefisimizin istediklerini istiyorduk. Biz o sebeple mücadeleye en başta 1-0 yenik başlıyorduk… 

Ama biz bunları bilmiyorduk…

Bunları bilmememizin yegâne nedeni ise: Biz sevmesini bilmiyorduk… 

Yaratan’ı sevmekten başlamıyorduk ki işe; yaratandan ötürü sevmeyi becerebilelim… 

Gerçekleri yazmak zordu. Birinin yazması gerekiyordu. Senin seçtiğin yolu seçmek gerekiyordu… 

‘’Ülkücü olabilmek Ülküsü’’nden başlamak ve daha ötesine geçmeyi hemen istememek, 

 Ülkücü aday adaylığını bile koymayı düşünmemek, 

’Ülkücü olabilmek ülküsü için mücadele vermeden ve nefsi yok etmeden,’’ben’’den vazgeçmeden diğer basamağa geçmemek, 

Yanmadan pişme aşamasına geçmeyi istememek gerekiyordu… 

Biliyoruz ki ; 

Bizlerin en çetin sınavı: Nefs ile… Sınavı kazanmanın tek yolu ise: Nefsi yenmek… 

-Ama nefsi yenmek, söylendiği kadar kolay bir iş değildir. Nefsini yenebilen yiğit, bütün dünyayı yenmiş sayılır.-  

Artık kendimize ‘’Nefsimizi nasıl yeneceğiz?’’sorusunu sormanın zamanı  gelmiş ve geçiyordur. 

Bu soruyu sormamız gerekir. Çünkü: 

— Beraber yükselmemiz için, birbirimizi horlamaktan vazgeçmek için…

— Vermeyi denemek için.

— Birbirimizi arkamızdan karanlığa itmemek için…

— Birbirimizi karanlıklarda bulsak bile, beraberce aydınlığa çıkmak için… 

Bu soruyu sormamız gerekiyor… 

-Başka noksanlarımız da vardır elbette. Ama asıl noksanımız, yeterince sevmesini hala öğrenememiş olmamızdır.- 

Herkesi yeniden tanımış gibi, yepyeni gözle, yeniden sevmek…

Sevgiden var edilen bizlerin ‘’sevgi ve nefret’’ ile sınanması…

Bilmeden hüküm vermenin haksızlığını  yaşamak… 

Ve buna rağmen sabrederek affedebilmek… 

Allah’tan gelene sabredip, vesvese verenden uzak durmak...

Onun yolunda, sözünde, gözünde ve Onun sevgisinden var edilmiş olarak hayır yoluna çıkmak…

Hayrı bilip ve yalnız onu yapmak… 

Her işimizin hayır olacağı gün ‘’Gel gör bizi ‘’Aşk’’ne eyledi? ‘’ diyeceğiz.

Gel Ağabey sen o zaman gel ve gör bizi… 



Ruhu Şad Mekânı Cennet Olsun… 

Yazan

Zeynep Gamze ŞİMŞEK - turkocagi@turkocagi.org.tr
Son Yazısı: Kalkınma ve Büyüme
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü