Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Engin Alan Nazilli Türk Ocağı'ndaydı

27 Şubat 2015
Engin Alan Nazilli Türk Ocağı'ndaydı

Nazilli Türk Ocağı’nın 27.Şubat.2015 Cuma günü saat 17.30’da Belediye Tiyatro salonunda “Türkiye’de Terör ve Ekonomik sorunlar “ konulu konferansına konuşmacı olarak Em. Korg. ve İstanbul MHP milletvekili Engin Alan katıldı. Konferansa MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, Belediye Başkan Vekil Ziya Aksüt, Belediye Meclis üyeleri, Sivil Toplum kuruluşları başkanları, emekli subaylar ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı. Sunuculuğunu ADÜ öğrencisi Sema Tuna’nın yaptığı konferansın açılış konuşmasını Türk Ocağı Şube Başkanı Ahmet Çekim yaptı. Konuşmasında sayın Engin Alan’a, davetlerini kabul ederek geldikleri için teşekkür ederek, Malatya’da şehit düşen 4 pilotumuz, ülkücü öğrenci Fırat Çakıroğlu, Süleyman Şah, Afganistan’da şehit düşen iki asker ve Ağrı’da    şehit düşen üç asker için başsağlığı diledi ve “bütün duamız bir daha böyle acılar yaşamayalım” dedi. Konuşmasının devamında Türk Tarihinden örnekler göstererek;

 

KONAR GÖÇERLER GÜÇLÜ DEĞİLDİR

 

"Doğuda Tung-hular, batıda Yüeh-chiler ve güneyde de Çinliler acaba bir fırsat doğar da, Türklerden birşeyler koparabilir miyiz diye bekliyorlardı. Nitekim de bu özledikleri durum, Türk ülkesinde yaşanan devlet darbesi sırasında yakalandı.. Mademki Türk topraklarında bir ihtilal yaşanmıştı, öyleyse bu konar-göçerler güçlü değildir, diye düşündüler ve Tengri-kut Börü Tonga’dan (Mo-tun) esasında devlet malı olan, babasının iyi cins bir atını istediler. Türk için at, vazgeçilmez bir hayvan olduğundan, meclisteki görüşmelerde birtakım aksakallar verilmesin dedilerse de; o, “bir at nasıl komşumuzdan daha değerli olur” diyerek, Tung-huların isteğini kabul etti.  Yani bazı meselelerde meclisin toplanması ve orada ortak bir karara varılması, mühim bir hadisedir.

 

KOSKOCA MİLLETİN KADERİNİ TEHLİKEYE ATAMAM

 

 Tung-hular, bu sefer de yabgunun hanım veya cariyelerinden birini kendilerine göndermeleri cüretinde bulundular. Bu mesele de kurultayda tartışıldı. Terbiye sınırlarını aşan bu talep pek çok kişiyi kızdırmıştı. İnsanlar, yabgu buyurduğu takdirde hemen savaşmayı kafalarına koymuştu. Fakat Börü Tonga (Mo-tun) bu kez de onları hayal kırıklığına uğrattı. “Bir kadın için koskoca milletin kaderini tehlikeye atamam” dedi.  Tung-hular her isteklerinin yerine getirildiğini gördükçe daha da şımardılar. Onlar, Türklerin kendilerinden çok korktuklarını sanıyorlardı.

 

TOPRAK DEVLETİN TEMELİDİR. NASIL OLUR DA VAZ GEÇİLİR

 

. Nitekim sonunda, Türk ve Tung-hu ülkesinin sınırında yer alan çorak bir toprak (bin li civarında) parçasını talep ettiler. Çoraktı, bereketsizdi, işe yaramıyordu, ama orası atalardan kalan bize bırakılan bir mirastı[1]. Tung-hular gönderdikleri sefir vasıtasıyla, “bu ıssız toprakta kimse yaşamıyor, bize bırakın” dediler. Bunun üzerine Börü Tonga (Mo-tun) yine devlet meclisini topladı. İleri gelenlere bu konudaki görüşlerini sordu. Bazıları, burası çorak bir toprak parçası verelim gitsin, dediler. Börü Tonga (Mo-tun) Yabgu buna çok sinirlendi. “Toprak devletin temelidir. Nasıl olur da ondan vazgeçilir dedi. Tung-hu hükümdarı böyle bir karşılığı hiç beklemiyordu. O, daha önceki istekleri gibi bunun da yerine getirileceğini sanıyordu. Börü Tonga’yı (Mo-tun) küçük gördüğünden, hazırlıklı değildi. İşler hiç de onun düşündüğü gibi olmadı. Birdenbire hudutlarının önünde tepeden tırnağa silahlanmış, erkek ve kadınlı onbinlerce suvariyi gördü. Börü Tonga’yı (Mo-tun) küçümseme, buna binaen de Türkler için herhangi bir tedbir almamasının cezasını şimdi çekecekti. Nitekim yıldırım hızıyla saldıran Türk ordusu karşısına çıkan her şeyi paramparça etti. M. Ö 209’da meydana gelen bu harpte, Tung-hular tarihlerinin en büyük yenilgilerini tattılar. Çin ve Mançurya Hunların eline geçti. “ dedi.

 

Türk Devletinde toprak kimsenin inhisarında değildir. Hiçbir kişi, hiçbir güç milletin toprağı hususunda karar veremez. Millet kan ile kazandığı toprağından ancak kanını akıtarak vazgeçer. Ülke, yani toprak atalardan miras olarak kalmış, kutlu bir arazidir. Onun için ölmek Türk milleti için en büyük şereftir. Dünyanın hiçbir milleti toprağına Türkler kadar aşk ile bağlanmamıştır. Anadan, babadan, yardan ve evlattan geçilebilir, fakat vatan konusunda kimseye taviz verilemez. Toprağın vatan olabilmesi için zamana, kana, canını feda edecek insanlara, ataların yattığı mezarlara ihtiyaç vardır. Edebiyatımızda “vatan sevgisi” veya “vatan aşkı” gibi deyimlerin geniş bir şekilde yer bulmasının temelindeki de budur.

 

Daha sonra kürsüye gelen Sayın Engin Alan sinevizyon eşliğinde bölücü terörün tarihi gelişimini ve şu anki durumunu geniş biçimde değerlendirdikten sonra ekonomik göstergelerin neleri işaret ettiğini dargelir, geçim ve işsizlik konusunda ekonomik değerlendirmeler yaptı. Konferansın bitiminde günün anısına sayın Engin Alan’a Belediye Başkan Vekili Ziya Aksüt, MHP İlçe Başkanı Kürşat Engin Özcan ve Türk Ocağı Şube Başkanı Ahmet Çekim ve İş adamı Vahit Aysan plaket ve çeşitle hediyeler verdiler.

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü