Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Tarihin Işığında Cumhuriyet’in Önsözü Çanakkale Konferansı

21 Mart 2015
Tarihin Işığında Cumhuriyet’in Önsözü Çanakkale Konferansı

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinde bu hafta ocakbaşı sohbetinin konusu “Tarihin Işığında Cumhuriyet’in Önsözü Çanakkale” oldu.

 

Türk Ocakları Şube Başkanı İsmail ACAR’ın yaptığı Ocakbaşı sohbetine, MHP Milletvekili A.Adayı Kamil Gültekin ÖZTÜRK, Manyas İlçe Başkanı Yüksel EFE, Manyas Belediye Meclis Üyesi Gökhan BAHÇIVANOĞLU, eski İlçe Başkanı İlgin ÇETİNKAYA katıldı. Programın başında Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Ayşegül ERDAĞI dedelerimize yazdığı mektubu okudu. ERDAĞI “Bu vatanı biz gençlere emanet ettiğiniz gibi bizler de sahip çıkacağımıza and içeriz. Elhamdülillah tıpkı birebir İstiklal Marşıyla Gençliğe Hitabe Andımızı bir bayrağın altında koruyacağımıza tüm şehitlerimize and içeriz.” dedi.

 

Türk Ocakları Şube Başkanı İsmail ACAR konuşmasında şunları söyledi:

 

“Millî tarihimizin en büyük gurur sayfalarından biri hiç şüphesiz 100. yılını kutladığımız Çanakkale zaferidir. Millî zaferlerin hatıralarını yaşatmak,  gönüllerde canlı tutmak, milletlerin varlık ve geleceklerinin teminatıdır. Millî şuur, milletlerin kendi varlıklarının farkına varmaları ve farkında olmalarıdır. Millî şuurun yaşatılması ise ancak tarih ve dil şuuru ile mümkündür. İşte bu sebeple Çanakkale zaferi gibi milletimizin ruh derinliklerine işlemiş büyük destanî zaferlerimizin gurur ve heyecanını, canlı tutmak ve yeni nesillere aktarmak gerekmektedir.

Çanakkale zaferini, sadece,“18 Mart 1915 Deniz zaferi” günü olarak değil, “Tarihin ışığında dünden bugüne gelen bir bakış açısıyla” değerlendirmek gerekir. Çanakkale, sonuçları bakımından çeşitli şekillerde değerlendirilebilir. Ancak bizce Çanakkale’nin en önemli yönü, “Millî Mücadelenin ve Cumhuriyetimizin ön sözü”  olmasıdır.

 

Çanakkale  Savaşları, Osmanlı-Türk Devleti’nin katıldığı  Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biridir. Osmanlı Devleti, 1.Dünya Savaşında, Osmanlı Devleti’nin Almanya tarafında yer alması ve savaşa dahil olması tarihî bir zaruretti. Bazı tarih cahillerinin söylediği gibi savaşın dışında kalması mümkün değildi. “Efendim, İttihat ve Terakki Osmanlı Devleti’ni savaşa sürükledi ve yıkılmasına yol açtı, devletimiz, İttihatçılarca yıkıldı” demek ucuz fikirdir. Tarih bilgisi fukaralığıdır. Osmanlı Türk Devleti, 20.yüzyıl başlarında zaten ömrünü tamamlamıştı. 18. yy başlarından itibaren hep kurtarma reçeteleri ile uğraşılmıştır. Lâle Devri, Tanzimat, Islahat Fermanları, Meşrutiyet ilanları, Osmanlıcılık, İslâmcılık, Türkçülük fikirleri hep Osmanlı Devletini kurtarma reçeteleridir. İttihat-Terakki bu fikirlerin hepsini denemiştir.

 

Ancak, Osmanlı Devleti, 1815 Viyana Kongresi’nde resmen “Hasta Adam” ilan edilmişti. Diğer taraftan Osmanlı Devleti, daha 1880’li yıllarda borçlarının faizini bile ödeyemeyecek durumda idi. Düyun-u Umumiye, Osmanlı Bankası, Deutsche Bank gibi yabancı kurum ve kuruluşlar, Osmanlı devleti içinde borçlara karşılık vergi toplamak için kurulmuşlardır. 1911’de Devlet’in 160 milyon altın borcu vardı. Buna rağmen İttihat-Terakki döneminde 1908-1918 arasında hiç dış borç almadan devlet çarkı çevrilmeye çalışılmıştır. Kısaca Birinci Dünya Savaşı yıllarına gelindiğinde Osmanlı Devleti, çatır çatır çöküyordu. Son Osmanlı Türk nesli, bu çöküşün bütün acılarını iliklerine kadar hissedip çare arıyorlardı.  Birinci Dünya Savaşı’na girildiğinde Osmanlı Devleti’nin durumu buydu. Çanakkale Zaferi bu şartlarda kazanıldı.

 

Müttefik İngiliz-Fransız kuvvetleri Çanakkale önlerine, boğazları kolayca geçip İstanbul’u işgal ederek, Osmanlı Devleti’ni saf dışı ederek Almanya’ya karşı Rusya’ya destek vermek ve Boğazları sadece Ruslara bırakmamak üzere gelmişlerdi. Ancak, Önce denizden geçmeyi denediler (18 Mart 1915); geçemediler. Kutladığımız gün işte bu zaferdir. Denizden sonra kara savaşları başladı. Yine geçemediler ve 1916 başlarında arkalarına bakmadan çekip gittiler.

 

Çanakkale Deniz Zaferi’nde en büyük pay, Cevat Paşa, Binbaşı Nazmi Bey ve Nusret Mayın Gemisi Komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey’indir. Deniz savaşlarında Mustafa Kemal’in dahli yoktur. Havranlı Hemşehrimiz Koca Seyit Onbaşı da deniz Zaferi’nin kahramanıdır. Oşın Zırhlısı’nı batıran 276 kiloluk mermiyi sırtına alarak topa yerleştirip atan Seyit Onbaşı’dır.

 

25 Nisanda başlayan kara savaşlarının kahramanı ise Yarbay Mustafa Kemal’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olacak Mustafa Kemal’in yıldızı Çanakkale’de parlamıştır. Mustafa Kemal için, daha o yıllarda iç ve dış basında yayınlar yapılmış, “kaderin adamı”denilmiştir. Mustafa Kemal, bazılarının zannettiği gibi, sonradan değil, Cumhuriyet’ten önce Çanakkale’de askerî başarısıyla şöhretli bir kahraman olmuştur. Mesela Ziya Gökalp tarafından 1917’de yayımlanan “Yeni Mecmua” adlı dergi, “Çanakkale Özel Sayısı” yayımlamıştır. Bu sayıda Ruşen Eşref’in Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal ile Çanakkale Savaşları üzerine tam üç gün toplam 36 süren konuşması-röportajı yayımlanmıştır.

 

Mustafa Kemal, bu röportajda Zaferi kazandıran ruhu şöyle anlatıyor:

 

“Size Bomba sırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafe sekiz metre…  Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına tamamen düşüyor; ikincidekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek bir ölçü ve tevekkülle biliyor musunuz: Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor; en küçük bir korku ve çekingenlik bile göstermiyor. Sarsılma yok… Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim Cennet’e girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir tavırdır. Emin olmalısınız ki Çanakkale Savaşını kazandıran bu yüksek ruhtur.”

 

Çanakkale Zaferi, niçin önemlidir? Slogan halinde gururla söylediğimiz gibi, gerçekten “Çanakkale geçilmez” mi? Çanakkale daha savaş’ın bitmesinden 2 yıl sonra 1918’de geçildi. İngiliz Fransız donanması,İstanbul’a gelip Dolmabahçe önlerine demirledirler. İşte o zaman  Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Paşa, “Geldikleri gibi giderler” demişti. Öyle de oldu.

 

O halde Çanakkale niçin önemlidir?

 

Çanakkale Zaferi, Türk tarihinin ve Türk milletinin kötü talihinin dönüm noktasıdır. Türk milletinin Batı karşısında 1689’dan beri 226 yıldır frensiz otomobil gibi baş aşağı gidişinin durması, durdurulmasıdır. Peki nasıl olmuştur? Daha 1912’de Balkan Savaşı’nda ordumuz tarihinde görülmemiş bir bozguna uğramıştı. Tarihimizde kara leke olarak kalan ve  “Balkan Faciası”  diye anılan bu bozgundan iki yıl gibi kısa süre sonra ne değişti? Bu noktada Çanakkale Zaferi’ni, “üçler-yediler-kırklara” bağlayanlar, bazı tarihi gelişme ve gerçekleri örtmektedirler. Balkan Savaş’ı Türk milletinin ve Türk aydınlarının uyanışını sağlamıştır.Millî edebiyat, milliyetçi dernekler (Türk Yurdu-Türk Ocağı gibi) kurulmaya başlanmıştır. “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” sözü tam bu durumu anlatır.  Balkan Faciası Türk milletini uyandırmıştır.

 

Mustafa Kemal, Balkan Faciasının Türk milletini uyandırmasını şöyle anlatıyor: “Bizim milletimiz, milliyetinden tegafül edişinin çok acı cezalarını gördü. Osmanlı dahilindeki kavimler hep millî ilkeler sarılarak kendilerini kurtardır. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile işlerinden kovulunca anladık. .Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmamızmış.”

 

 1918 Mondros Mütarekesinden sonra, İstanbul’un işgali sırasında ilk basılıp kapatılan mekan Türk Ocakları olmuştur. Genel Başkan Hamdullah Suphi, İngiliz subayına, niçin ilk kapatılan yerin Türk Ocağı olduğunu sorduğunda,“Çanakkale’de savaşan Türk askerlerinin bambaşka bir ruh hali ile donatılmış olarak harp ettiklerini ve bu millî ruhu aşılayan kuruluşun da Türk Ocakları olduğunu öğrendikleri için bu Ocağı arayıp bulduklarını ve kapattıklarını” söylemiştir.

 

Çanakkale Zaferi’nin önemli sebeplerinden biri de İttihat-Terakkî idaresinin, Balkan bozgununu yaşayan Türk Ordusunu adeta yenilemiş, ordumuza milliyetçi genç subaylar yetiştirmiş olmasıdır. Çanakkale Savaşı bu subaylarla yapılmıştır. Çanakkale Zaferi ile Türk ordusu ve Türk milleti, yeniden kendisine güven duygusu kazanmıştır. İstiklâl Savaşı bu güvenle yapılmış ve kazanılmıştır.

 

Türk Ordusunun gençleştirilip yenilenmesinde Enver Paşa baş rolü oynamıştır. Sarıkamış harekâtı dolayısıyla her fırsatta aleyhinde konuşulan Enver Paşa, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Genel Kurmay Başkanıdır. Nedense Sarıkamış’ta pek hatırlanan Enver Paşa, Çanakkale Zaferinde hiç hatırlanmaz.Halbuki Enver Paşa, Sarıkamış cephesine gittiği gibi Çanakkale’ye de gitmiş; denetlemelerde bulunmuştur. Sofya’da ateşe olarak bulunan Mustafa Kemal’i, isteği üzerine 19. Tümen komutanı olarak Çanakkale’de görevlendiren de Enver Paşa’dır.

 

Çanakkale’de şehit sayısını yükselttikçe övüncümüz artarken, Sarıkamış’ta tersine şehit sayımızı yükselttikçe Enver Paşa’ya kızgınlığımız artmaktadır. Burada bir terslik yok mu?

 

Çanakkale, elbette tarihimizin en büyük gurur sayfalarındandır. Ancak, Çanakkale Zaferi’ni, bütün tarihî, mukaddesatımızı örtecek şekilde büyütüp, diğer cephe ve savaşları; diğer şehitlerimizi unutturmamalıdır. Çanakkale’yi olağanüstü menkıbelere boğmak gerçeklere aykırıdır. Bundan, “Çanakkale’de Allah yardım etti;diğer cephelerde yardım (haşa) aklına gelmedi.” gibi bir sonuç çıkar ki bu yüce Allah’ın gücüne gider. Zira, her şey Allah’ın takdiridir. Yine böyle bir anlayış şehitlerimizin, gazilerimizin ruhlarını sızlatır.

 

“Her şeyimiz Çanakkale” derken  bu, diğer taraftan Cumhuriyetimizin kuruluşunu sağlayan İstiklâl Harbindeki Sakarya ve Dumlupınar savaşlarını ve şehitlerini göz ardı etmemize sebep olmamalıdır. Aynen Çanakkale gibi, Sakarya Zaferi de  Türk milletinin tarihî övüncüdür.

 

Yine Çanakkale Zaferi, Türk milletinin ve onun kahraman ordusunun zaferidir. İçinde hangi etnik kökenden asker bulunursa bulunsun durum değişmez. Çünkü giydiği üniforma Türk ordusunundur. Çanakkale Zaferini, Filistinli,Yemenli vs  hep beraber kazandık anlayışı yanlıştır. 

 

Kısaca, Çanakkale’yi tarihî şartları dışında değerlendirmek, İstiklâl Harbini ve Cumhuriyeti Çanakkale ile örtmeye çalışmak doğru değildir. Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki önemli rolünü kabullenemeyenler vardır. Bunlar günümüzde de Cumhuriyetimizle barışık olmayanlardır.  Allah böylelerine akıl, izan ve insaf versin. Bütün şehitlerimiz  nur içinde yatsın.”

 

Türk Ocakları Balıkesir Şube Başkanı İsmail ACAR Türk Ocaklılara ocakbaşı sohbetine katıldıkları için teşekkür ederek, Türk Ocaklarının103. Kuruluş yılı sebebiyle 26 Mart Perşembe akşamı “Türk Ocakları ve Türk Milliyetçiliği” konulu ocakbaşı sohbetinin yapılacağını söyledi.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü