Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Ermeni Meselesi Hakkında Basın Açıklaması / Kars - Erzurum

17 Nisan 2015

GENEL MERKEZ HEYETİMİZİN KARS PROGRAMININ HABERİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Değerli Basın mensupları,

 

Anadolu topraklarında, dokuz asır boyunca hâkimiyeti altındaki farklı etnik ve dinî gruplarla barış ve huzur ortamı tesis etmiş olan Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı tecrübelerinin mimarı Türk milletidir. Ecdadımız gökkubbe altında farklı din, kültür ve milletlere sahip toplumları barış içinde bir arada ve yarınından emin bir şekilde yaşatmanın gayreti içinde olmuştur. 19. yüzyıl başlarından itibaren önce Balkanlarda ve gayrimüslim topluluklarda başlayan ayrılıkçı ve milliyetçi hareketler, sonra Müslüman unsurlara ve Asya topraklarına da intikal etti. Bu bağlamda, 19. yüzyılın son çeyreğinde bariz bir teşkilatlanma içine giren Ermeni örgütlenmeleri, Türk milletinin varlığına kasteden emperyalist güçlerle işbirliği içinde hareket etti.

 

“TEHCİR NEFS-İ MÜDAFAA’DIR, AKSİNİ İDDİA EDENLER ERİVAN’A BAKABİLİR”


Birinci Cihan Harbi başlarında, henüz “tehcir” denilen sevk ve iskân kararı ortada yokken Kars ve Ardahan bölgesinde katliamlar yapan, daha sonra Van’da büyük bir isyan çıkartan ve Ruslarla işbirliği yaparak idareyi ele geçiren komitacılar, büyük bir katliama yol açtılar. 1915’te, bu olayda ve Çanakkale gibi pek çok cephede bir ölüm kalım savaşı verilirken ordunun arkadan hançerlenmesi yüzünden Türk milletinin ve Türk devletinin nefsi müdafaa tedbiri olarak alınan “sevk ve iskân” kararı sayesindedir ki bugün o Doğu vilayetlerinde, Erzurum’dan Diyarbakır ve Urfa’ya uzanan hatta, ezan sesi duyuluyor; bütün Türk vatandaşları hayatlarını idame ettiriyor. Aksini iddia edenler, bir zamanların Müslüman Türk kenti Revan’a (bugün Erivan) bakabilirler.

 


Savaş şartları yüzünden hayatlarını kaybeden insanlar için kimse sevinç duymaz, elbette ki masum insanların hayatlarını kaybetmesi üzücüdür. Bu insanların etnik kökenine göre, dinine göre verilen tepkiler, Haçlı zihniyetinin yansımasıdır. Balkanlarda, Kafkaslarda, Anadolu’da ölen, öldürülen milyonlarca Müslüman Türk’ün acısına bugüne kadar “ortak acı” diyen başka bir devlet oldu mu? 1915-22 arasında Anadolu’da Ermeni çeteler tarafından katledildiği sabit olan 520.000 Müslümanın torunlarına taziye mesajı yayımlayan oldu mu? Bu vahşetlere sahne olan Kars’ta, Erzurum’da toplantılar düzenleyerek bu gerçeği bütün ülkeye ve dünyaya bir kez daha duyurmak için buradayız.

 

“TEHCİR NEFS-İ MÜDAFAA’DIR, AKSİNİ İDDİA EDENLER ERİVAN’A BAKABİLİR”

 

Değerli basın mensupları,

 

Bu bağlamda, 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen Katolik dünyanın lideri Papa’nın bu iftirasını da şiddetle tel’in ediyoruz. Papalık, başkalarına iftira atacağına, Haçlı seferlerinde, Afrika’nın, Avustralya’nın, Asya’nın ve Amerika’nın sömürgeleştirilmesinde yok edilen halkların hesabını versin. Ancak, bu noktada şunu da belirtmeliyiz. Papanın açıklamasına şaşıran bazı yetkililerimizi önce kendi etraflarına bakması gerekir. Ülkemiz, Türk milletine hakaret ederek bir yerlerden ödül ve aferin almayı marifet zannedenlerle dolu. Toplam nüfusu 1.350.000 olduğu ve bunların önemli bir bölümü tehcire tabi olmadığı, tehcire tabi olanların da büyük çoğunluğunun sağ salim sevk mıntıkalarına vardığı üstelik yabancı devlet belgeleriyle sabit olduğu halde, utanmadan 1,5 milyon Ermeninin öldürüldüğünden bahsedenler var. Son olarak Avrupa Parlamentosu, Türkiye’yi sözde soykırımı tanımaya davet ederken aynı büyük yalanı utanmazca sarf etmiştir. Bu Parlamentonun ve benzerlerinin tarihçiliğe ve hakimliğe soyunan üyelerini hakikat adına, insanlık adına ve Türk milleti adına kınıyoruz.

 

“ERMENİ MESELESİ BASİT BİR TAZİYE VE ÖZÜR MESELESİ DEĞİLDİR”


Şunu da önemle belirtiyoruz ki, Türk devletini yönetenler, “Tabuları yıkıyoruz!” sloganının cazibesine kapılmadan aklıselim çizgisinde hareket etmelidirler. Ermeni meselesi, basit bir taziye ve özür meselesi değildir, bir Türk-Ermeni çatışması da değildir. Bu mesele dün, Türk milletinin bu topraklarda bin yıldır kesintisiz ve ortaksız süregelen egemenliğine yönelik bir tehdidin aracı olarak gündeme getirilmiştir. Geçen yıl yayınlanan taziye mesajının hiçbir şeye yaramadığı, tam tersine Türkiye’yi bugün sözde soykırımı tanıması, yarın da tazminat ve toprak taleplerini kabul etmesi için sıkıştırmanın bir adımı olarak değerlendirildiği açıkça ortaya çıkmıştır.


Aziz Türk milleti,

 

Unutma ki, bizden aslında Türk olduğumuz için, Müslüman olduğumuz için, Hristiyanlığın ilk yayıldığı bu toprakları vatanlaştırıp Müslüman Türk yurdu yaptığımız için, İslam’ı kimseyi zorlamadan Avrupa’nın göbeğine kadar yaydığımız için, Viyana kapılarını zorladığımız için, Roma’yı fethe kalktığımız için özür dilememiz, diz çökmemiz isteniyor.

 


Siyaset ve diplomasi çerçevesinde sarf edilecek sözler, yapılacak işler,  asla bu milletin geleceğini ipotek altına alacak ima ve manalar taşımamalıdır. Hükûmet başta olmak üzere devletimizi temsil eden organlar, Türk milletinin şerefine halel getirecek, ecdadımızın ve şehitlerimizin ruhlarını incitecek  bir adım atmamalı; Türk milleti ve devletini suçluluk psikolojisine sokacak açıklamalar yapmamalıdır.


Bizim medeniyetimiz, bir hoşgörü ve adalet medeniyeti idi. Diğer unsurlar gibi Ermeniler de bu çatı altında huzur içinde yaşadılar. Ama asla bizim irademizle meydana gelmediği, Ermenileri kışkırtan emperyalist odakların yönlendirmesi ve onlarla işbirliği yapan çetelerin sebebiyet vermesiyle ortaya çıktığı sabit olan hadiseler yüzünden kimse Türk milletini suçlayamaz, özür, tazminat vb. taleplerde bulunamaz. Milletimizin tarihinde soykırım gibi utanç verici bir hadise yoktur, kimse milletimize böyle bir suçlama ile hakaret edemez.

 

Tam aksine, Türkleri Avrupa’dan ve Anadolu’dan atma hedefiyle hareket edenler 19. Yüzyıl başlarından 1920’lere kadar Balkanlarda, Kafkaslarda, Kırım’da, Anadolu’da 5 milyon civarında Müslüman Türk’ün katledilmesinden sorumludurlar. Ermeniler de, tıpkı Balkanlardaki örneklerde olduğu gibi, nüfusça azınlık oldukları topraklarda çetecilik faaliyetleri ile etnik temizlik yaparak, devletin kendilerini bastırması halinde de Büyük Güçleri yardıma çağırarak Türk topraklarında bağımsız bir Ermenistan kurma hayaline kapıldılar. Tehcir Türk milletinin nefsi müdafaa tedbiri olarak başvurulmuş bir çaredir.

 

Türk Ocakları Genel Merkezi ve şubeleri olarak 1915 olaylarının 100. Yılında, Ermeni meselesi, Ermeni çetelerin Doğu Anadolu başta olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinde, yabancı devletlerin yardım ve teşvikleriyle işledikleri mezalim, Ermeni diyasporasının tarihi gerçekleri çarpıtarak, sahte olduğu kesin olarak ispatlanan belgelerle yürüttüğü algı operasyonu sonucunda ortaya atılan  “Ermeni soykırımı yalanı” konularında yurt sathında toplantılar yapmaktayız. Adana’daki sempozyum ve Mersin’deki panelimizin ardından Kars ve Erzurum’da paneller yapıyoruz. Diğer şubeler de bu ay için de konferans, panel gibi faaliyetlerle yüz yılın yalanını teşhir etmeye çalışmaktadır.

 

 

Prof. Dr. Mehmet Öz

Türk Ocakları Genel Başkanı

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü