Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Giresun Türk Ocağı’nda “Osmanlı’da Bilim” Konulu Konferans

17 Nisan 2015
Giresun Türk Ocağı’nda “Osmanlı’da Bilim” Konulu Konferans

Prof. Dr. Cevdet Coşkun hocamız “Osmanlı’da Bilim” konulu konferanslarını 17 Nisan 2015 tarihinde ocak merkezinde verdiler.

 

Giresun Türk Ocağı’nın 2015 yılı bahar dönemi faaliyetleri devam etmektedir. Her hafta ocak merkezinde değişik konularda ilim adamları sunumlarını yapmaktadır. 17 Nisan 2015 tarihindeki konferansta Prof. Dr. Cevdet Coşkun “Osmanlı’da Bilim” konulu konferans ile faaliyetlere katkı sağlamıştır.

 

Prof. Dr. Cevdet Coşkun, özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarındaki eğitim faaliyetlerinin bir nevi Selçuklu ve İlhanlı devletlerindeki eğitim sistemine benzediğini ifade etmiştir. Hocamız özellikle Anadolu’da kurulan 500 kadar medresede devletin ihtiyacı olan kadroların yetiştirildiğini ifade etmiştir. Osmanlı Devleti’nin İslâm dünyasında yaşanmış olan Gazali-İbn-i Rüşt arasındaki fikir ayrılıklarına düşmeden eğitim kurumların tesis etmeye çalışmıştır. Özellikle Fatih devrinde kurulan Sahn-ı Seman medreseleri Osmanlı Devleti’nin yükselme devrindeki eğitim kurumlarının başında gelmektedir. Yine Süleymaniye Medresesi Osmanlı eğitim sisteminin özel kurumları arasında yer almaktadır.

 

Matbaa Osmanlı Devleti’ne 15. yüzyılın sonlarında İspanya’dan getirilen Yahudiler tarafından getirilmiştir. Ancak 18. yüzyıla kadar Türkçe, Arapça ve Farsça eserler bu matbaalarda basılmamıştır. Ayın yıllarda Rum, Ermeni ve Yahudi azınlık grupları matbaalarda kendi eserlerini basmışlardır.

 

Fatih devrinden sonra İstanbul’da kurulan diğer medreselerin de eğitim kurumları içinde önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Saray içindeki Enderun’da ise devlet bürokrasisinin ihtiyaç duyduğu kadroların yetiştirildiği bilinmektedir. Edirne Sarayı, Topkapı Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı ve Galatasaray gibi saraylarda devşirme ile elde edilen çocuklar eğitim almaktadır.

 

Osmanlı Devleti, 16. yüzyılın sonundan itibaren eğitim sisteminde yenileşmeye gidememiş aksine eğitim kurumlarındaki ders müfredatları üzerinde oynayarak felsefi dersleri bir kenara bırakma yoluna gitmiştir. 17. yüzyıldan itibaren ise Avrupa ile rekabet edecek gücü kendisinde bulamayan Osmanlı Devleti batı tarzı eğitim sistemine geçmeye çalışmıştır. Bu süreç 18. yüzyılda hızlanmış ve nihayetinde 19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı eğitim sistemi tamamen Avrupalı devletlerin himayesine girmeye başlamıştır.

 

Osmanlı aydınları eğitim sistemindeki çöküşün farkına varmış olmalarına rağmen bu konuda yetersiz kalmışlardır. Başta Kâtip Çelebi olmak üzere Cevdet Paşa’nın da dâhil olduğu ilim adamları devletin eğitim kurumlarında yetersiz kaldığının farkına varmış ve bazı çareleri ortaya koymaya çalışmışlarıdır.

 

18. yüzyılın sonlarından itibaren açılan okulların batıyı örnek alarak açıldıkları bilinmektedir. Özellikle açılan yüksekokulların tamamen batı model alınarak kurulmaya çalışıldığı bilinmektedir. Batı’ya gönderilen öğrencilerin aldığı eğitim zaman içinde yetersiz kalmıştır.

 

Sonuç olarak, Osmanlı Devleti klasik dönemde medreselerinde klasik eğitim sistemini devam ettirmiş ancak daha sonraki yıllarda bu sistem terk edilmiştir. Kendi modelini yenileyemeyen Osmanlı Devleti batılı devletlerin gerisinde kalmıştır

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü