Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Balıkesir'de Türkçede Yozlaşma ve Yabancılaşma Sohbeti

18 Nisan 2015
Balıkesir'de Türkçede Yozlaşma ve Yabancılaşma Sohbeti

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinde bu hafta ocakbaşı sohbetinin konusu “Türkçede Yozlaşma ve Yabancılaşma” oldu. Türk Ocakları Balıkesir Şubesi Başkanı İsmail ACAR “Türkçe,  Türk milletinin kalbidir; zihnidir.” dedi.

 

Türk Ocakları Balıkesir Şubesi Başkanı İsmail ACAR konuşmasında şunları söyledi:

 

“Dil, millet olmanın ve millî kültürün temel unsurudur. Milletin ve milleti meydana getiren “millî kültür”ün  varlık sebebi dildir. Dili olmayan millet, milleti olmayan dil yoktur. Bundan dolayı,  milletler varlıklarını devam ettirmek için dillerini, her türlü yozlaşmaya,  yabancılaşmaya veya başka dillerin istilâsına karşı koruyup  geliştirmeye çalışırlar. Çünkü milletler, “var olmak ve var kalmak”  için dillerini yaşatmak  zorundadırlar. Dillerinin varlığını sürdürebilmesi için de yozlaşma ve yabancılaşmaya karşı korunması gerekir. Dilin iç yapısının bozulmasına, yozlaşma; dış  yani yabancı dillerin tesirinde kalmasına da yabancılaşma diyoruz. Dilin varlığını koruması için bir taraftan  bir kültür unsuru olarak nesilden nesile yapı ve işleyiş özellikleri bozulmadan devredilmeli diğer taraftan yabancı dillere karşı korunmalıdır. Türk milletinin varlık sebebi olarak Türkçe de her dil gibi birçok dille  karşılaşmıştır.  Her dil gibi Türkçe de tarih boyunca  dinî, edebî, siyasî ve diğer sebeplerle, yabancı dillerin tesirinde kalmış; ister istemez ihmale de uğramıştır. Bu ihmalin  sonucu zaman zaman  yozlaşma veyabancılaşma tehlikeleriyle karşı karşıya kalmıştır. 

 

Günümüzde Türkçenin yozlaşma ve yabancılaşmasına yol açan  başlıca sebepleri şöyle sıralamak mümkündür:

 

-Ana dili sevgisi veya millî duygu ve şuur eksikliği,

-Devleti idare edenlerin bir millî kültür politikasının  olmaması,

-Okullarımızdaki Türkçe eğitiminin yetersizliği,

-İdeolojik anlayışa dayanan tasfiyeci-uydurmacı dil anlayışı,

-Basın-yayın kuruluşlarının Türkçeye gereken özeni göstermemeleri

-Yabancı dil hayranlığı veya yabancı dille eğitim,

-İş dünyasında, ticarî hayatta “maddî kazanç”tan başka değer tanınmaması,

-Ruh dengesi bozulmuş bazı kişilerin, değişik görünme hevesleri,

Nihayet

                -Türkçeyi “doğru ve güzel” kullanmanın, toplumda iltifat görmemesi veya itibar göstergesi olmaması,

 

                Günümüz Türkçesinde yozlaşma ve yabancılaşma, kelimelerin yanlış kullanılması, maymuncuk kelimelerle konuşulması, bazı yardımcı fiillerin yanlış kullanılması, isim ve sıfat tamlamalarının yani söz diziminin bozulması, Türkçesi varken yabancı kelimelerin kullanılması, mahallî ağızların yaygınlaşması, Türkçenin imlâsına özen gösterilmemesi  şeklinde kendisini göstermektedir.

 

Ancak, çeşitli tarihî-siyasi-kültürel olumsuzluklara  rağmen her devirde millî duygu ve millî şuur sahibi –bugünkü anlamda olmasa bile-Türkçü-Türkçeci  aydınlar ve devlet adamları, Türklüğe ve Türkçeye sahip çıkmışlar; Türklüğün ve Türkçenin önünü açmışladır. Türklüğün veTürkçenin önünü açan, Türklüğe yeni bir kuvvet kaynağı ve hayat hamlesi olan bu hareketlere, Türkçecilik Hareketleri  veya Dilde Türkçülük”adını veriyoruz.

 

Türkçemiz bugün de belki tarihinde olmadığı kadar, iç ve dış tehlikelerle karşı karıyadır.  Ancak Dilimizin bugün karşılaştığı “yozlaşma” ve “yabancılaşma”ya  karşı da ona sahip çıkacak Türkçü –Türkçeciler  elbette vardır; çıkacaktır. Buna hiç şüphe yok.

 

Dünyanın ilim ve teknolojide gelişmiş, hızlı iletişim teknolojilerine sahip milletleri/devletleri, ekonomik,  siyasi ve kültürel yönden dünyanın diğer milletlerini/devletlerini hakimiyetleri altına alma ve sömürme hedefine yönelmişlerdir. Böylece, dünyada   ekonomik ve siyasi üstünlük kuran milletlerin/devletlerin dilleri de aynı şekilde diğer diller üzerinde hakimiyet kurma yoluna girmişlerdir.  İşte bu sebeplerle Türk kültürü ve Türkçe de  birçok kültür ve dil gibi hızlı iletişim teknolojilerini de kullanan  “küresel ekonomik-siyasi-kültürel güçler”in  veya “küresel sermaye”nin ağır tehdidi altındadır. Aslında ağır tehdit altında olan sadece Türk kültürü ve Türkçe değil; bütünüyle Türk milleti ve onun millî ve üniter devleti Türkiye Cumhriyeti’dir.  Başta  Amerikan kültürü ve onun dili İngilizcenin tesiri, kendisini her gün biraz daha hissettirmektedir.  Yazılı, sözlü ve görüntülü basın da  bu tesirin artarak  yayılmasına  bilerek veya bilmeyerek birinci derecede hizmet etmektedir.

 

 Fakat,  Türk kültürü ve Türkçe üzerinde başta Amerikan kültürü ve İngilizce olmak üzere yabancı tesirinin artmasında ve Türkçenin yabancı kültür ve dillerin tesirlerine açık hale gelip yozlaşma veya yabancılaşmasında tek sebep elbette  “küreselleşme” ve “küresel güçler”değildir. Buna asıl sebep, Türkiye’yi idare edenlerin siyasi, ekonomik ve kültürel politikalarıdır.  Türkiye’de  Atatürk dönemi dışında  Devlet’inciddî, ilmî ve en önemlisi millî bir kültür ve eğitim politikası / politikaları olmamıştır. Böylece millî şuur ve millî kültürle donatılmayan vatandaşımız, her türlü yabancı kültür tesirlerine karşı savunmasız bırakılmıştır. Millî idealizm, “vatan-millet–Sakarya edebiyatı” diye hor görülür olmuş; her şey  “karın doyurma” hedefine bağlanmıştır. “Ferdiyetçi”, “neme lâzımcı”, “homo ekonomikus” cinsi insanımız çoğalmış; millî değerlerimiz aşındırılmıştır. Bundan kültürümüzün göstergesi olan Türkçe de gerekli payı fazlasıyla almış ve almaktadır.

 

Türkiye’de okullarımızda Türkçe eğitimi yetersizdir. Türkçe ve edebiyat dersleri, çocuklarımıza ve gençlerimize, standart-ölçünlü Türkçeyi,  doğru konuşma ve yazmayı öğretemediği gibi; doğru konuşmak-yazmak gerektiği düşüncesini bile verememektedir. Böyle bir eğitimin sonucu olarak idarecisiyle, siyasetçisiyle ve sade vatandaş olarak genel anlayışımızda da Türkçeyi doğru konuşma ve yazma, Türkçeye saygı kaygımız bulunmamaktadır. Halbuki “millî” bir eğitimde eğittiğimiz insanlara, Türkçenin, milliyetimizi yapan en önemli değer olduğu anlayışı verilmelidir. Bu başarılamamaktadır. Asıl tehlike de buradan gelmektedir.

 

Garip ve şaşırtıcı durumlardan birisi de Türkçedeki yozlaşma veya yabancılaşmadan bahseden –şikâyet eden- yetkili veya yetkisiz kişilerin yazı veya konuşmalarında da Türkçenin doğru ve güzel kullanılmamasıdır.

 

Bugün,  okuma-yazma oranı her ne kadar istatistik olarak yükselmiş görünüyorsa da  okuma oranı en düşük ülkelerden biri Türkiye’dir. Okuma oranı çok düşük olan Türkiye’de vatandaşımızın bilgi ve kültür kaynağı genel olarak sözlü ve görüntülü basındır. Türkiye nüfusunun % 96’sı televizyon seyircisidir. Bu durumda vatandaşımızın, başlıca bilgi, kültür ve eğitim kaynağı olan televizyon, aynı zamanda dilini  de öğrenme kaynağı olmaktadır. İşte Türkçe için yozlaşma ve yabancılaşma tehlikesi de bu noktada başlamaktadır. Çünkü, pek çok radyo ve televizyon kuruluşunun ve Türk dili hatta genel olarak Türk kültürü konusunda hassas veya özenli olduğu söylenemez. Zira çoğunun adı bile bunu göstermeye yeterli delildir:

 

Star Tv, Flash Tv, Show Tv; Kanal-7, Kanal-B, Kanal Türk, Cine 5  vb.

“Küreselleşme”nin ekonomik ve kültürel baskıları, yabancı dil hayranlığı ve yabancı dille öğretim, vatandaşımızın eğitim eksikliği, yazılı, sözlü, görüntülü basın yayın organlarının, kısaca “medya”nın Türkçeyi kullanmadaki özensizliğinin yarattığı olumsuzluklar vb sebeplerle Türkçe bugün, bir taraftan “yozlaşma” bir taraftan da buna bağlı olarak “yabancılaşma” tehdit ve tehlikesi altındadır. 

 

                Türkçedeki yozlaşma ve yabancılaşmayı  ebette sadece dış tesirlere bağlamıyoruz. Çünkü Türkçe, sadece dış tesirlerle değil, yapı ve işleyiş olarak doğru ve güzel kullanılmadığı için yozlaşmaktadır.

 

Türkçeye yönelen yozlaşma ve yabancılaşma tehdit ve tehlikelerine  karşı çare olarak, Atatürk devrinin millî kültür heyecanını tekrar  canlandıralım ve hep beraber “Dilde Türkçülük”   politikasına dönelim.  Atatürk’ün ifadesiyle “Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.” Bunun yolu, her Türk’te  “Türkçülük” ve “Türkçecilik”  duygu ve şuurunu canlandırarak “Türk”e ve “Türkçe”ye dönmektir.         Millet, “karın doyurma topluluğu veya ticaret birliği değil; kültür birliğidir.” Günümüzde her şeyi ekonomi açısından gören politikacılar, idareciler, vatandaşlar, şunu unutmamalı: Dünyada ekonomisi zayıf milletler vardır; fakat dili veya kültürü olmayan milletler yoktur. Milletin ve kültürün varlık sebebi ise dildir.

 

Sözün özü:

“Türkçe,  Türk milletinin kalbidir; zihnidir.”;

“Türkçe Türk milletinin manevî ve gerçek vatanıdır.”;

“Türkçe giderse her şey gider.” 

 

                Tarih boyunca Türkçeye emek ve gönül vermiş Türkçecileri rahmet ve minnetle anarken, Türk’e ve Türkçeye  gönül verenleri, gönülden selâmlıyorum. Saygılarımla.”

 

Türk Ocakları Balıkesir Şube Başkanı İsmail ACAR Türk Ocaklılara ocakbaşı sohbetine katıldıkları için teşekkür ederek, 23 Nisan 2015 Perşembe günü yapılacak ocakbaşı sohbetinde BAÜ İnk. Tarihi Okutmanı Mustafa ÖĞE’nin “Ermeni Meselesi” konusunda sohbet edeceğini söyledi.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü