Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Giresun Şubesinde Kariyer Yolunda Motivasyon Konferansı

24 Nisan 2015
Giresun Şubesinde Kariyer Yolunda Motivasyon Konferansı

Doç Dr. Halis Demir'in  “Kariyer Yolunda Motivasyon” konulu Konferansı yoğun bir katılımla Giresun Türk Ocağı'nda yapıldı

 

Doç. Dr. Halis Demir:

İnsan hayatındaki en büyük endişenin başında “ben de başarılı olabilir miyim” endişesi gelmektedir.  Her insan bir şekilde bu endişeyi taşır ve yaşar. İnsan çocukluk hatta bebeklik yaşından itibaren çevresini ve dünyayı tanımaya ve onunla nasıl mücadele etmesi gerektiğine karar vermeye çalışır. Bu mücadele de bazı zamanlar ebeveynlerinden de destek görürler. Özellikle Batılı ülkelerde çocukların gelişiminde ailelerin çok dikkatli davrandıklarını gözlemlemek mümkündür.  Batılı aileleri çocuklarına “özgür davranmayı ve yaşadığı problemleri kendisinin çözümlemesi” konusunda oldukça cömert davranmaktadırlar. Türk toplumunda ise çocuk büyük oranda ailesinin koruyuculuğu alanında gelişimini sağlamakta ve bu koruyucu yapı çocuğun hayatı boyunca etkisini göstermektedir. Birey ilerleyen yaşında dahi ailesinin kendisi üzerindeki tasarrufunu hisseder ve bazen de onu yanında görmek ister. Bu durum Türk toplumunun aile hayatının en güzel yansıması olarak karşımıza çıkar.

 

Bireyin hayatına yön veren temel etkiler iç etkiler ve dış etkiler diye ikiye ayrılabilir. Bizim gibi toplumlarda birey genellikle problemlerin çözümünde ve hayata dair endişelerinde sürekli dış etkileri gündeme taşır.  Bu ise kişinin sürekli dert yanan ve sıkıntılarının kaynağını sürekli dışarıda arayan bireyler meydana getirir. İşte burada eğitim ve eğitimcilerin devreye girmeleri gerekir. Çünkü hiçbir insan yetenek ve beceri bakımından noksan değildir. Her bireyin başarabileceği işler vardır. Herkesin aynı şeyleri başarmasına da gerek yoktur. Herkes kendi bilgisi ve becerisine göre başarılar elde etmelidir. Bu ise bireydeki başarının yanında mutluluğu da pekiştiren temel unsurdur.  Burada dış etkenlerin varlığını da inkâr etmek mümkün olmadığı gibi onun varlığının da kabul etmek gerekir. Ancak dış etkenlere takılıp kalmanın da gereksiz olduğunun farkına varmak gerekir.

İç etken diye de ifade edilmesi gereken bireyin kendisi ile yüzleşerek neleri başarabileceğine karar vermesiyle başlayan bir süreçtir. Kişi hayata dair kendisi karar erici konuma gelmeli ve kendisini keşfedebilmelidir. Buna bazı zamanlar tasavvuf erbabı “bireyin kendisine dönmesi” adını vermektedir. Kişisel gelişimin tamamlanmasında ailenin rolü elbette olmalıdır ancak bu abartılı hale getirilmelidir. Çocuk ve genç birey olarak görülmeli ve ona kendi seçimlerinde rehberlik edilmelidir. 

 

Bireyin kendisini tanıması hayatının devamı ve geleceği konusunda çok önemli bir aşamadır. Özellikle eğitim hayatının sonuna gelen ve geleceğine dair kaygılar taşıyan gençlerimizin bu konuda gerekli desteği almaları gerekmektedir. Üniversite hayatının sonlarına gelen gençlerde gelecek kaygısının yoğunlaştığını görmek mümkündür. Gençler “acaba hayatta başarılı olabilir miyim” dediğinde onun yanında bir rehberin olması gerekir.  Gençlerimizin edindiği bilgi seviyesinin kötü olmadığını ancak bunun iş hayatında dair sunumunu yaparken sıkıntılar çektiğini görmekteyiz. Taşradaki bir üniversitedeki öğrencinin aldığı eğitim seviyesi yüksek olmasına rağmen sosyal cesareti olmadığı için büyük kentlerdeki öğrencilerin karşısında eziklik yaşamaktadırlar. Bunun sebebi gençlerimizin dış etkiler karşısında eziklik hissetmeleridir. Hâlbuki bu gençler dış etkilerin etkisinden kurtulup iç etkilerin etkisinde kamış olsalar kendilerini daha iyi ifade edebilirler.

 

Türk toplumunun gelecekteki en büyük gücü olmasını beklediğimiz gençlerin sosyo-kültürel ve sosyo-psikolojik eğitimlerinin de kuvvetlendirilmesi gerekmektedir. Üniversiteler sadece bilgi aktarımı yapan kurumlar olmamalıdır. Bu kurumlar aynı zamanda yetiştirdiği gençlerine özgüven aşılama ve onların kariyerlerinin planlanmasında da yardımcı olmalıdır. Hayatın hep olumsuz örnekleri değil olumlu ve güzel örnekleri de gençlerin karşısında seçenek olarak sunulabilmelidir. Birey içinde yaşadığı toplumu iyi analiz etmeli bunun yanında kendi yeteneklerini de fark edebilmelidir.

Bu faaliyetlere aynı şekilde milli hassasiyeti yaşayan diğer kurumlar da destek sağlamalıdır. Öğrenme sadece bir kurumun tasarrufunda olan bir süreç olmadığı gibi sadece ailenin de içinden çıkabileceği bir durum değildir. Eğitim büyük bir organizasyonun da adıdır. Özellikle Türk Ocakları’nın bu eğitim faaliyetleri bir akademi özelliği taşımaktadır" dedi.

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü