Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Giresun Şubesinden Ordu-Giresun Şehirleri Konferansı

08 Mayıs 2015
Giresun Şubesinden Ordu-Giresun Şehirleri Konferansı

Giresun Türk Ocağı’nın Faaliyetleri Devam Ediyor. 8 Mayıs 2015 Tarihinde Ocağımızda Prof. Dr. İlhan Ekici Hocamız:  “İki Şehrin Rekabeti: Ordu-Giresun Arasındaki Rekabetin Tarihi Arka Planı” Konulu Konferansı Verdi. 

Ekinci'nin konferansından notlar şöyle:

"Rekabet günümüzün değerleri ve şartlarında daha ziyade ekonomik merkezli anlaşılan bir kavramdır. Ancak liberal ekonomik anlayışın belleklerimize yerleştirdiği rekabet kavramı, şehirler, devletler hatta medeniyetler için de söz konusu edilmektedir. Rekabet deyince akla modern çağın liberal bir yorumu gelmekte ise de günümüze kadar ulaşan bu yaklaşımın tarihi geçmişe uzanan izleri vardır. Bugünün Türkiye’sinde yaşanan zaman zaman sertleşen zaman zaman yumuşayan ve tatlı bir işbirliğine dönüşen rekabetlerin gerçek sebeplerine vakıf olabilmek, günümüzdeki izlerini takip edebilmek için tarihteki kökenlerini iyi bilmek gerekmektedir.

 

Tarihin en rekabetçi şehri İSTANBUL!!!

Byzantion-Kalkedon

Konstantin-Roma, İznik,Trabzon

İstanbul-Edirne, Bursa

Milli Mücadele’de İstanbul-Ankara

Trabzon-Samsun,

Burdur-Isparta,

Elazığ-Malatya

 

Batının kenti ile doğunun kenti farklıdır. Weber’e göre kent kendi ekonomik ve siyasi örgütlenmesi olan ayrı bir birimdir. Dolayısıyla da "şehir" denildiği zaman anlaşılması gerekenin Batı şehri olması gerektiğini iddia eder. Dolayısıyla Batı’nın kent kavramından anladığı ile doğunun kent kavramından anladığı farklıdır. Hatta ilmi olmaktan ziyade popüler izlerini görebildiğimiz bu rekabetin yakın tarihte takip edebildiğimiz kadarıyla belgelerdeki izlerini arıyoruz.

 

İki şehir merkezi arasındaki uzaklık 50 kilometreden fazla değildir. Giresun bir idari birim olarak ilçelerinin büyük kısmı (Bulancak ve Piraziz hariç ki bunlar da 20. Yüzyıla kadar Ordu’ya bağlı idiler) doğusunda yer almakta ve şehrin merkezi bu ağırlık merkezinin aksine adeta bir ağırlık merkezi teşkil edecek biçimde hemen hemen en batısında yer almaktadır. (Adeta bir uç şehri ve kalesi /merkezi olmanın uzantısı olarak devam etmektedir.

 

Keza Ordu kenti de (Gülyalı hariç) ilçelerinin tamamı batısında yer alırken kent merkezi Ordu ilinin doğusunda yer almaktadır. İki şehir merkezinin birbirine göre bu yakın konumları ve kendilerine bağlı bulunan idari birimlerinin arkalarında bulunması; yalnızca coğrafya ile açıklanamaz. Bunun sebeplerinden birisi de iki şehrin geçirdiği tarihsel süreçte yatmaktadır. Bu süreç belli ki daha ilk Türk fethi esnasında başlayan ve Osmanlı hâkimiyeti ile devam eden bir sürecin ürünüdür. Bu konumlarıyla iki şehir adeta başları birbirlerine dönük, arkalarındaki vücutlarıyla (idari birimleriyle) birbirlerine horozlanan iki kent gibi görünmektedir.

 

Osmanlı Klasik devrinde hatta Osmanlı öncesinde bir idari bütün olarak Ordu’nun doğu sınırları Giresun’un hemen yanı başındaki Batlama deresinden başlamaktaydı. Bu dönem Trabzon Eyaletinin de batı sınırını da oluşturan bu hat, fetih öncesi Komnenos-Türkmen beylikleri arasındaki sınırıydı. Bu sınır daha sonra Hacıemiroğulları beyliği sınırı oldu.

 

İç kesimlerden ve sahilin batısından gelerek bölgenin Türkleşmesiyle birlikte sınır daha doğuya kaymış ve burası daha sonraki Osmanlı kayıtlarında da yer alacağı şekilde “Vilayet-i Çepni” olmuştu.  Osmanlı fethi sonrası ise geleneksel yapıyı devam ettirme teamülüne uygun bir şekilde yapılandırılmış ve fetih öncesi idari yapı ve durum ilk tahrir defterlerine yansımıştı.

 

Sivas’tan başlayarak Şarki Karahisarda ikiye ayrılarak birisi Giresun Şebinkarahisar üzerinden Giresun’a diğeri Milas/Mesudiye üzerinden Ordu’ya inen bu iki güzergâhın aynı zamanda birbirleriyle rakip olduğunu söylemek hiç yanlış olmayacaktır. Birbirlerine çok yakın bu iki merkez tarihleri boyunca sosyal, siyasi, ekonomik, idari bir rekabet içinde birçok meselede karşı karşıya gelmişti. Yerel tarih hafızası Sivas’a gidecek yol konusunda da birbirleriyle rekabet halinde olduğunu göstermektedir.

 

Uzun yıllar böyle devam ettikten sonra 18. yüzyılın yerel güçlerinin yükselişinde yeni idari arayışlara sahne oldu. Ayanların temsil ettikleri bölgelerdeki etkinlikleri ve bunların birbirleriyle girdikleri rekabet, bu rekabet üzerinden Giresun ve Ordu ayanlarının ayrışması veya mücadelesine dair bilgiler bize Ordu-Giresun ayrışmasına dair somut olarak ulaşabildiğimiz ilk bilgilerdir.

 

Yalnızca onsekizinci yüzyılda yavaş yavaş belgelerde yer almaya başlayan “ordu ayanları” Giresun ayanları” gibi kavramların bu ayırımı vurgulamaya başladıkları ve bunların da Tanzimat döneminde belirginleşecek olan merkez-kenar, sancak, kaza gibi idari meselelere bir hazırlık teşkil ettiğini söyleyebiliriz. 

 

Giresun ile Ordu arasındaki idari rekabetin bir başka olayında ise;

 

Halil İbrahim Paşanın kaymakamlığı döneminde yapılan tekliftir. Halil İbrahim Paşa, 1907 yılında Trabzon Vilayeti'ne merkezle birlikte 6 nahiyesi 237 köyü ve 120.000 nüfusu olan Ordu Kazası'nın sancak yapılması için Trabzon Vilayeti'ne teklifte bulundu. Halil İbrahim Paşanın bu teklifi vilayetçe olumlu karşılanarak İstanbul Hükümeti'ne intikal ettirildi. Ancak aynı tarihte Giresun Kazası'nın sancak olma isteğini bildirmesi üzerine, bu kazaların birbirine çok yakın olması ve bölgede bir husumet doğabileceği gerekçeleriyle merkezi hükümet iki kazanın da sancak olma teklifini kabul etmedi.

 

Üçüncü teklif ise 1910 tarihinde kazanın büyüklüğünden dolayı mutasarrıflığa dönüştürülmesi için Şeyhzade ve arkadaşları (Ordunun ileri gelen ayan aileleriydiler) tarafından yapıldı. Ancak yapılan bu tekliflerin hepsi çeşitli gerekçelerle kabul edilmedi ve Ordu'nun sancak olma hayali 1920 yılına kadar devam etti.

 

Ordu Kazası'nın sancak haline getirilmesi ise 30 Kasım 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi'nin 106. birleşiminde, merkezi Giresun Kasabası olmak üzere, Giresun, Tirebolu ve Ordu kazalarının birleştirilerek müstakil Giresun Sancağı teşkil edilmesi teklifi sonucunda gerçekleşti. Meclise sunulan bu teklifle birlikte yapılan uzun tartışmaların ardından Ordu Kazası sancak haline getirildi. Büyük Millet Meclisi'nde 4 Aralık 1920 alınan kararla merkezi Ordu olmak üzere, Canik Sancağı'na bağlı Fatsa ve Ünye kazaları birleştirilerek Ordu Müstakil Livası oluşturuldu. Bu kararın, 69 sayılı kanunla 4 Nisan 1921 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle Ordu uzun yıllar özlemini çektiği sancak olma hasretine böylelikle kavuşmuş oldu.

 

Bu bilgiler ışığında görülmektedir ki Tanzimat döneminden itibaren yapılan değişiklikler iki şehrin (Ordu ve Giresun) istikrarlı bir idari yapıya sahip olmalarını engellemiş, özellikle de iki şehrin merkez olmak için devamlı merkezi hükümete yapmış oldukları baskı ve yaşanan mücadeleler kesin bir karara varılmasını engellemiştir. Bu durum daha sonraki yıllarda da devam etmiş kesin karara ancak Cumhuriyet Dönemi’nde varılabilmiştir. Cumhuriyetin merkeziyetçi bakışının gölgesinde, ancak yine sıkı tartışmalar arasında, iki kente eşit bir statü tanınarak mesele çözülmüştü.

 

 

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü