Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Yazımı Kışa Çevirdin Bak Gözümde Yaşa Leyla

13 Mayıs 2015

“Yazımı kışa çevirdin” diye bir türküyü söylemenin tam da zamanıdır. Neden derseniz; 11 Nisan Cumartesi günü Türk Ocakları Bölge İstişare Toplantısı için sabah saat 6:15 sularında ocak önünde buluştuğumuzda neşeliydik. Çınar lokantasında paçaları içerken neşemiz doruğa tırmanmıştı adeta. Gölbaşı’nda ihtiyaç molası verdiğimizde de “tir tir” titriyorduk. Ama asıl manzaranın daha yolda olduğunu fark edemedik. Yollarda ağaçlar yeni yeni çiçek açıyor, tabiat canlanıyordu bir bakıma. Tabiatın güzelliğine doyum olmuyor. Tabiatın güzelliği insanı kendinden alıyor Tanrı katına çıkarıyor düşüncesine kapılırım çoğu zaman. Nasıl çıkarmasın Tanrı katına: Etraf alabildiğine taş ve kaya kütlelerinden oluşmuş; ama taş ve kaya kütlelerini yarıp bir oluktan akarcasına fışkıran suyu gördükçe ne diyeceğimi bilemiyorum. Bazen de taş ve kaya kütleleri arasında, bazen de taş ve kayanın üzerinde tohumunun nereden geldiği belli olmayan bir ağaç fidanının boy vermesi düşünen insan için ibretlik güzelliklerdir sanırım.

 

“Rabbim isterse sular büklüm büklüm durulur” diyordu ya Üstat; taş ve kaya kütleleri üzerinde yeşeren bitkileri görünce “Rabbim isterse her şey olur” demekten kendimi alamıyorum. Demek ki, Rabbim o bitkiyi yeşertmek için rızkını kaya veya taş kütlesinin üzerinde hazır eylemiş. Günü gelecek o bitki de çiçek açacak, açan o çiçekten bir arı gelip balını alıp gidecek. Belki de meyve verip o meyveden bir kuş nasiplenecek.

 

Malatya istikametine doğru yol alırken birden kar yağmaya başlamasın mı? Aman Allah’ım o ne güzel manzara. Ağaçlar bir anda gelinlik giymiş taze bir gonca kıza dönüverdi. Dağlar taşlar bembeyaz örtüyle bir anda kefeni giymiş ölüyü hatırlatmadı desem yalan olur benim için. Ne güzel duygu. Kar yağıyor; bir yandan gelinlik giymiş kıza benzerken, bir de kefeni giymiş ölüye benzeyebiliyor. Ağaçlar çiçek açmış gibi bembeyaz… Yanımda oturan arkadaşım “Bak ağaçların çiçekleri üzerine kar tanecikleri konaklamış” diye espri yapıyor. Gülüşüyoruz. Bu mevsimde böyle bir manzarayı pek görmeye alışık olmadığımızdan: “Eğer ağaçlar çiçek açmışsa meyvelerde kıtlık yaşanır bu sene” diye de söyleniyoruz. Ama taş ve kaya kütlesi üzerinde bitkiye rızk veren Rabbim kulunu aç ve susuz bırakmaz elbet. Meyvelerden olmazsa bir başka yerden rızk kapısı açıverir biz kullarına. Yeter ki istemesini bilelim. Yeter ki rızk kapısını açmak için çalışalım.

 

Bu arada kaptan şoförümüzde bir tedirginlik olduğunu fark ediyoruz. Tedirgin olmada haklıda; çünkü karlı yolda şimdiye kadar hiç birimiz araba kullanmadık. Hele buzlanmaya karşı nasıl tedbir alacağızı sadece teorik olarak biliyoruz. Teorik olarak biliyoruz da uygulama olmadığı için tedirginlik başlıyor ister istemez.

 

Arka arkaya giden üç araçta durup kar manzarası karşısında seyre dalıyoruz. Hatta bir arkadaş adeta “harmandalı” oynar gibi oynamaya başlıyor bile. Hepimiz bu anı ölümsüzleştirmek için telefonlara sarılıp fotoğraf çekmeye başlıyoruz. Bazılarımız; “An itibariye Malatya yolu” diye kar manzaralı fotoğrafları arkadaşlarına gönderiyorlar bile. Yani canlı yayın gibi bir şey. Hemen bir araya gelip anı ölümsüzleştirmek için hatıra fotoğrafları da çektiriyoruz.

 

“Kar yağar kar üstüne” diye türküler söylemeyi de ihmal etmiyoruz. “Kar yağar kar üstüne” türküsünü söylerken kaptan şoförümüz “Sarı gelin” türküsünden vaz geçmiyor. Elini kulağına atmış, kayaların üzerine oturmuş gibi “Erzurum çarşı Pazar” diye başlıyor söylemeye. O söylerken bizlerde Çukurova’nın ağzıyla “Heyye, heyye ” diye sesleniyoruz.

 

Yazıma “Yazımı kışa çevirdin” diye başlamıştım ama bu kışa çevirme içinde bayramı barındıran bir kış gibi oldu. Çünkü Malatya’ya varıncaya kadar bayram havası içinde gelinlik giymiş kızlara hayran hayran bakar gibi ağaçlara bakarak, tabiattaki güzelliği seyrederek vaktin nasıl geçtiğini bilemedik.

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü