Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Giresun Şubesinde Neo-liberalizm ve Türkiye Konferansı

15 Mayıs 2015
Giresun Şubesinde Neo-liberalizm ve Türkiye Konferansı

Giresun Türk Ocağında 15 Mayıs 2015 tarihinde Yapılan “Neo-liberalizm ve Türkiye” konulu konferansı Doç. Dr. Hilmi Erdoğan Yayla ve Yrd. Doç. Dr. Nuri Baltacı Hocalar Birlikte Sundular.

 

Neo-liberal düşüncenin günümüz dünyasında en temel dayanağı, insanların hayat standartlarının yükselmesini istemeleri ve rahat yaşama istekleri olarak ifade edilebilir. Bu isteğin hayata geçirilebilmesi için ise kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Dünya, yaşanan teknik ve teknolojik gelişmeler ışığında çok küçülmüş ve bunun yanında kaynaklarda ise her hangi bir artış olmamıştır.

 

Dünyanın neresinde olursanız olun yaşadığınız toplumun içinde bir statü kazanma isteğiniz ve kaliteli yaşama isteğiniz olacaktır. İktisadi kaynakların kısıtlı olduğu görüşünü her iktisat görüşü kabul etmektedir. Günümüz dünyasında kaynakların bölüşümü ve kullanımı için yapılan mücadeleyi batı dünyası kazanmıştır. Batı bu kazanımı sadece iktisadi alanda değil aynı zamanda siyasî ve askerî alanlardaki başarılarıyla bu başarısını kuvvetlendirmiştir.  Batının ürettiği malı satamamam gibi bir endişesi bulunmamaktadır. Özellikle batının son girdiği Çin ve Rusya gibi pazarlar ne denli güçlü bir yapıya sahip olduklarını da ortaya koymaktadır. Neo-liberalistler sadece iktisadî kaynakları değil aynı zamanda girdikleri toplumların kültürleri üzerinde de etkin olmaktadır.

 

Neo-liberalistler için din, mezhep, coğrafya, kültür gibi unsurlar önemli değildir. Onlar yetişmiş insan gücünü tercih ederken bu sayılan özelliklere bakmamaktadırlar. Onlar bilgi ve becerisini üretime dönüştürebilecek iyi yetişmiş insanlar aramaktadırlar.

 

Ülkemizin son yıllarda yaşadığı iktisadi ve sosyal değişimi yakından görmek mümkünüdür. Bu değişim kendi irademizin dışında gelişmektedir. Ülkemizin sınırları nerede ise yabancı pazarlara sonuna kadar açılmıştır. İnsanımızın rahat yaşama ve hayat standartlarını yükseltebilme endişesi ülkemizdeki pazarı yabancılar lehine genişletmektedir. Ülke sınırlarının kalkması ve üretilen malların ülkeler arasında rahatlıkla dolaşabiliyor olması aynı zamanda sermaye birikimi yeterli olmayan ülkelerin ekonomileri üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

 

Ülkemizin dünya pazarlarında yer alabilmesi ve rekabet edebilmesi için üretim yapabilme becerisine sahip olması gerekir. Üretim ağını büyütemediğimiz taktirde yabancı malların istilasına uğramamız kaçınılmaz olacaktır. Sadece iç pazarın değil aynı zamanda dış pazarların aranan ürünlerini üretmek ve diğer markalar ile rekabet edebilmemiz lazımdır.

 

Ülkemizde üretim konusunda son yıllarda dışa bağımlılığın arttığı gerçeği bulunmaktadır. Dışa bağımlılık konusunda yaşanan bu olumsuz durumun giderilebilmesinin yolu ülkemizdeki üretim ağının büyümesi olarak gösterilmektedir.  Kendi markamızı ve patentimizi almak ve bunu devam ettirmek zorunluluğu vardır.

 

İnanç değerlerimiz ne olursa olsun Neo-liberalistler bizi bir şekilde tüketime zorlamaktadır. Özellikle ülkemizde kullanımı sürekli artan kredi kartlarının artması tüketim kültürümüzün nereye doğru gittiğinin en sağlam göstergesidir. Kullanılan bu kredi kartlarını alırken gösterilen teminat ise bazı zamanlar evimiz, bağımız bahçemiz olmaktadır. Bu ise farkına varmadan ipotek ağını yaygınlaştırmaktadır. İnsanımız farkına varmadan sırf rahat yaşama ve hayat standardını yükseltme endişesiyle kutsallarını ipotek ettirmektedir.

 

Neo-liberalistler dünyayı yeni bir inanç silsilesi gibi sarmalamakta ve pazarını yaratmaktadır. Buna karşı koymak isteyen ülkelere ise girebilmek için her yolu denemektedirler. Özellikle olimpiyatları alan ülkeler bakınız, burada sadece ekonomik hadiselerin değil aynı zamanda siyasi sistemlerin de sarsıntıya uğradığını görürsünüz.

 

Ülkemiz her türlü tarihi birikime sahiptir. Özellikle iktisadî alanda kendi üretim tarzımızı ortaya koymak ve bunu hayata geçirmek zarureti vardır. Aynı şekilde ülkemizde ciddi manada yetişmiş iş gücü bulunmaktadır. Bu iş gücünün harekete geçirilmesi aynı zamanda üretimi de beraberinde getirecektir. Özellikle yetişen gençlerimizin kendi tarih, kültür, sanat, edebiyat, iktisat alanlarındaki orijinallerimizi bilmeleri ve bunu günlük hayata uygulamaları gerekmektedir.  Özellikle Türk Ocaklarının milli değerlerimize göstermiş olduğu hassasiyet dikkate şayandır. Bu faaliyetlerin bir gün meyve vereceğini ümit ediyoruz. Bu konuda gerekli duyarlılığı gösteren ocak yönetimlerimizi tebrik ediyoruz. Bu ocaklarda yetişen gençleri görünce de geleceğe dair beklentilerimizin arttığını görüyoruz

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü