Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Mehmet Altan haddini aşıyor

08 Temmuz 2009
Ahmet AYHAN

Medyanın eski solcu, liberal, demokrat cenahının bir süredir en popüler isimlerinden birisi Mehmet Altan’dır. Polemikçidir; ağzı iyi laf yapar. Sadece gazetesinde yazmakla kalmaz, sık sık ekranlara çıkartılır. Babasının şöhretine ilaveten, şahsi özellikleri, kozmopolitan fikir yapısı nedeniyle yıllardır medyanın yıldızlarındandır. Birçokları onu neo liberal kesimin belli başlı sözcülerinden sayar. Yeri geldikçe İkinci Cumhuriyetçilik jargonunun fikir babası olmaktan gurur duyduğunu söyler.

Son yazısında muhtemelen demokrasi havariliğinin, savunduğu görüşlerin gereği olduğunu düşünerek suskun kalmama çabasıyla Doğu Türkistan olaylarına değinme ihtiyacını duymuş. Ancak yazısının başlığından itibaren zihniyetinin çarpıklığı, ruh dünyasındaki keşmekeşi sergilemekten kurtulamamış.

Mehmet Altan “Uygur Kürtleri” başlığını attığı yazısında, Uygur Türklerine uygulanan baskılardan bahseder görünerek Türkiye’yi Çin ile, Uygurları da Kürtlerle benzeştiriyor: “Kendi Kürt kökenli vatandaşlarımıza benzer baskılar yapılıyor, o baskılar gündeme geldiğinde bununla pek de ilgilenmiyor hatta o baskıları destekliyoruz.”

Bir insanın şöhreti, imkânları, çevresi ve hatta profesör sıfatına sahip olması böylesine pespaye bir hüküm vermesi sonucunu doğurmamalı. Bir lise öğrencisi bile, Doğu Türkistan’da şiddet kullanılarak asimile edilmeye çalışılan 30 milyon Türk’ün buradaki tarihî ve kültürel varlığını Çin istilasından evvelki siyasal konumlarını az çok bilir. Türkiye’deki Kürtlerin bu coğrafyada ne zamandan beri hangi şartlarla ve hangi statü içinde var olduklarının, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşantılarını görmemek için ya kör yahut da Türkiye’ye hasım olmak gerekir.

Mehmet Altan yazısında Rabia Kader ile yapılan bir röportajdan alıntılar yapıyor: “Varlığımızla ilgili tehditle yüz yüzeyiz. Çin hükümetinin siyaseti bizi bir halk olarak yok edecek…. Çin’in yaptığı şey doğrudan etnik kimliğimize, kültürümüze ve dilimize saldırmak….Doğu Türkistan’daki Çinliler çok düşman ve saldırganlar. Birçok işyeri açıkça ‘Uygurlar’ı istemiyoruz’ diyor.”

Mehmet Altan bu alıntılardan sonra esas fikrini, hükm-ü âlisini bastırıyor: “Bildik bir hikayeye rastladım….Kendi Kürt kökenli vatandaşlarımıza benzer baskıları yapabiliyoruz, o baskılar gündeme geldiğinde bununla pek ilgilenmiyor hatta o baskıları destekleyebiliyoruz.”

Yazarın esas derdi bu yazının satır aralarında görüldüğü gibi “devlet” olunca, gözünü sımsıkı yumarak, kalemini bir bıçak gibi kullanarak rastgele sallıyor. Yıkılmasını istediği sadece ilk Cumhuriyet değil. “Dünya vatandaşlığı anlayışına geçilmemesi” ni problemlerin temel nedeni ilân ediyor. Terörist başı başta olmak üzere Kürt etnikçilerinin pek çoğu bile Türkiye Devleti’ni istilacı ilân etmeye kalkışmazken, Mehmet Altan’ın Çin’in konumuyla benzeştirmeye kalkışması en hafif tabiriyle “ayıptır”. Hak edilmemiş emeksiz bir şöhret, sosyal ve ekonomik imkânlar, kozmopolitan olmanın ödülü olarak sunulan yazma ve konuşma imkânları haddini bu derece aşmaya, küstahlaşmaya neden olmamalıdır. Türkiye ile Çin’i fütursuzca benzetmeye kalkışmak sadece zihniyet çarpıklığın değil, çok ciddî psikolojik problemlerin ve bir takım saplantıların varlığı anlamına gelir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü