Türk Dünyası Yardım Kampanyası

GÜNGÖREN KATLİAMI GEÇİŞTİRİLECEK Mİ?

30 Temmuz 2008
Ahmet FURKAN

Güngören katliamının üzerinden üç gün geçti. Doğal olarak bu vahşi saldırıyı kimse üstlenmedi. Ancak bundan önceki eylemlere bakıldığında adres PKK’ya çıkıyor. Anafartalar Çarşısı’ndaki canlı bomba, Diyarbakır’daki patlama, Mavi Çarşı, Çetinkaya mağazasının yakılması gibi olayların her birinde örgüt ilk başta eylemleri sahiplenmemişti. Bunlara kısa bir süre önce Ankara’da kapalı otoparkta büyük bir semti havaya uçuracak miktarda patlayıcının yüklendiği kamyonetin tesadüfen bulunduğunu da eklemek gerekir. Ne var ki yürütülen araştırmalarda daha sonra bütün bu eylemlerin PKK’ya bağlı muhtelif gruplar tarafından düzenlendiği ortaya çıkarılmıştı.

Kimse safsata yaparak, zihinleri bulandırmaya, PKK’nın Güngören katliamındaki varlığını örtmeye, örgütü masum göstermeye çalışmasın. Öncelikle bir gerçeğin herkes tarafından görülmesi gerekiyor. Türkiye’de bu tarz eylemleri PKK’nın dışında organize edecek, yürütecek bir başka örgüt yoktur.

Dış merkezlerin, yabancı servislerin bazı girişimleri olamaz mı? Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de bu ihtimal her zaman vardır. Ancak bunu belirlemek imkânsız değildir. Türk istihbarat örgütleri, bu ihtimali de dikkate alarak çeşitli yönlerden araştırma, soruşturma yapabilirler; bir eylemin yapılış tarzı, amaç ve sonuçları açısından dış bağlantısının bulunup bulunmadığını geniş şekilde inceleyip tahlil edebilirler. Doğru sonuçlara ulaşabilirler. İstihbarat uzmanlarımızın bu tespit ve analizlerini yapacak kabiliyete, birikime sahip olduklarını, esasen Devlet’in bütçesinden ayrılan büyük kaynaklarla oluşturulmuş istihbarat kurumlarımızın işlevinin bu olduğunu kabul etmek durumundayız.

Bununla beraber, bir eylemin dış bağlantı ihtimalini abartarak PKK’nın teröre dayalı yöntemlerini, olaylardaki varlığını örtbas etme, görmezlikten gelme amacıyla kullanmak kesinlikle yanlıştır. Bunu daha da ileri götürmek aymazlık sınırlarını aşar, doğrudan örgüt yandaşlığına ve işbirliğine dönüşür. Nitekim PKK’nın siyasi kanadı olmayı üstlenen partinin başkanı Meclis’teki konuşmasında, irade birliği halinde olduklarını, terörist olduğunu düşünmediklerini ilan ettiği örgütün Güngören katliamının faili olarak görülmesine şiddetle karşı çıktı ve suçu engin bir pişkinlikle “derin ilişkiler” olarak tanımladığı belirsiz bir merkeze havale ediverdi.

PKK’nın siyasal sözcülüğünü, avukatlığını yapan ağızların daha farklı konuşmalarını, olayda hayatını kaybeden yahut yaralanan insanların, ailelerinin, yakınlarının, içi kan ağlayan halkımızın duygularına insanî, ahlâkî ve vicdanî mülahazalarla saygı gösterip, en azından susmalarını beklemek eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Çünkü terör örgütünü oluşturan militanların, bunların siyasetteki, sivil toplum ve kamusal kesimlerdeki, medyadaki uzantılarının şimdiye kadar sergiledikleri tavırlar insani değerlerle hiçbir zaman bağdaşmamıştır. Bebek katilliği geleneğini sebatla sürdüren örgütün Güngören’de ana karnındaki cenini doğmadan öldürmesinden doğal ne olabilir?

PKK karakteristik yapısının bütün özelliklerini her vesileyle ortaya koyuyor. Dolayısıyla yaptıklarının yadırganacak bir tarafı yoktur.

Bu hususta esef verici olan, bazı çevrelerin çeşitli mülahazalarla PKK’yı arındırmaya yönelik çabalarıdır. Özellikle bir yıldır Ergenekon adıyla yürütülen soruşturmanın sonucu, açılan davanın bulunması, bu kesimler nezdinde bir nevi doğal adres oluşturuyor. İçeriği, kapsamı ve derinliği 2450 sayfalık iddianameye rağmen net olarak ortaya konulamayan bir girişimin, farklı yerlerde ve olaylarda ele geçen her tür malzemenin, çer çöpün tıkılmaya çalışıldığı bir çöp sepeti gibi kullanılmak istenilmesi fevkalâde yanlıştır. PKK’nın yanı sıra, bir yandan bazı siyasetçiler, bir yandan dindar-muhafazakâr merkezler ve ultra liberal kesimler bunu bilerek ve hesaplı şekilde yapıyorlar. Yaptıklarının kendi düşünce ve felsefelerine, politik görüşlerine haklılık kazandıracağını düşünseler de, sonuçta kârlı çıkan PKK oluyor. Bu tarz tutumlar örgütün kanlı yüzünü maskelemesine hizmet ediyor; içerde ve dışarıdaki siyasî girişimlerine, meşruiyet alanı edinme çabalarına güç kazandırıyor.

Güngören katliamında PKK neleri amaçladığı açıktır. Toplumda şaşkınlık, tedirginlik, yılgınlık oluşturmak; silahlı kuvvetlerimizin giderek artan etkinliği karşısında örgütün yaşadığı paniği, bunalımı, dağılma tehlikesini bastırmak, izole etmek…

Kısacası “ne yapılırsa yapılsın yok edilemiyorlar, susturulamıyorlar” kanaati oluşturarak, toplumda ve yönetim kademelerinde bıkkınlık yaratarak PKK’yı Devlet ile siyasî pazarlık yapmak üzere masaya çağırmak !

ABD ve Avrupa çevrelerinde de bu beklentinin olduğunu, çok geçmeden Ankara’ya “masaya oturun” şeklinde baskılar geleceğini göz önünde bulundurmalıyız.

Güngören katliamını gelip geçen sınırlı bir olay şeklinde düşünmek, yaşananları bir trafik kazasının acıları gibi değerlendirmek vahim bir hata olur. Bu saldırıya karşın vakit geçirilmeden birlik ve bütünlüğümüzü fiilen gösterecek bir tavır almak zorundayız. Meclis’teki üç siyasi partinin liderlerinin arkalarındaki on binlerle birlikte yan yana yürümeleri teröristlere olduğu gibi tüm Dünya’ya verilecek anlamlı bir mesaj olacaktır. Kararlılığımızı vurgulayan bu tavırdan neden çekiniliyor? Milletimizin hassasiyetine, toplumun birliğini, ülkenin bölünmezliğini ortaya koymaktan tedirgin olanlar varsa bu onların sorunudur. Hedeflerini, amaçlarını saklama gereği duymayan örgütün ve legal kanadının, sözcülerinin eylem ve girişimlerine, demeçlerine karşı suskun kalınarak, göz yumularak problemin halledileceğini düşünenler hayal görüyorlar.

Hamakat mahiyeti gereği çapı ve niteliği ne olursa olsun hıyaneti asla önleyemez. Bu tarz tutumlarla hainler cesaretlendirilir, ümitlendirilir, sonuçta daha saldırgan hale getirilir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü