Türk Dünyası Yardım Kampanyası

GEREKSİZ, ZAMANSIZ VE SAKINCALI REFERANDUM KRİZİ VE

05 Ekim 2007
Ahmet MACİT

İki önemli seçimin yapılacağı 2007 yılının, siyasi hayatımız açısından son derece kritik bir dönem olacağı çok önceden belliydi. Bu seçimlere ilişkin tartışmaların başladığı yılın ilk aylarından itibaren, AKP hükümetinin süreci kötü yönetmekte olduğunu sürekli ifade ettik. Nitekim bu tartışmalar süratle yayıldı, kurumlar arası ilişkiler tehlikeli şekilde zedelendi; “muhtıra” anlamına gelen meşhur 27 Nisan açıklaması yapıldı. Cumhurbaşkanı seçimi Anayasa Mahkemesi’nin hukukîliği çok tartışılan kararıyla kilitlendi. Rejimle ilgili endişelerin ileri boyutlara geldiği bu ortamda, neyse ki erken seçim kararı alınmak suretiyle yeni bir “demokrasi kazası” yaşamadan “normalleşme”nin kapıları açılmış oldu.

Seçimlerde büyük üstünlük sağlayan AKP’nin o ana kadar yaptığı hatalardan ders alarak bunları tekrarlamaması, tansiyonu düşürmesi, siyasi rasyonalitenin egemen olduğu, önceliklerin dikkate alındığı yeni bir dönem başlatması gerekirken, tam tersinin yapılmakta oluşu Türkiye’yi yeni baştan belirsizlik ve gerginlik ortamına sürüklüyor.

21 Ekim’de referanduma sürülecek Anayasa değişiklik paketindeki geçici maddelerin Cumhurbaşkanlığı konusunda yeni bir kriz ve tartışma başlatacağının son ana kadar fark edilmemesi hayret verici bir durumdur. Siyasi ve toplumsal karmaşa ihtimalini güçlü kılan, ülkeyi durur yerden siyasi bunalıma sokacağı görülen geçici 19.maddenin kaldırılmasının çok daha önceden düşünülmemesi tipik bir dikkatsizlik ve basiretsizlik örneğidir.

Son anda partiler arasında iş birliği sağlayarak bu madde kaldırılsa bile, bu defa gümrüklerde oy kullanılmaya başlanması referandumun başladığı şekilde yorumlanıyor, dolayısıyla bir başka tartışmaya neden oluyor.

MHP’nin bu konuda AKP’nin girişimine destek vereceğini açıklaması, CHP çevrelerinde tepkiyle karşılanıyor; bunun iktidara destek ve işbirliği anlamına geldiği iddia ediliyor. Ancak siyasî saplantılardan, partizanca yorumlardan sıyrılarak olaya daha serinkanlı bakılması durumunda, MHP’nin doğruyu yaptığı, ülkeyi gereksiz bir kaosa sürüklenmekten kurtardığı, basiretli bir karar aldığı söylenebilir.

Siyasi muhalefetin tüm dünyada geçerli kuralları vardır. İç ve dış temel meselelerle ilgili iktidar politikalarını eleştirmek, yapılan yanlışları ifade etmek, her biri için doğru yolları göstermek muhalefetin stratejik ilkeleridir. Bu yöntemler kuşkusuz Türkiye için de geçerlidir. Milletimiz bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, militanca üslûptan, slogancı yaklaşımlardan, gereksiz ve yersiz kavga ve gürültüden hoşlanmıyor. AKP iktidarının tenkide müstahak bir yığın hatası var. Bunları vurgulayarak toplumu uyarmak, yönlendirmek, seçmen desteğini genişletmek, insanlara ümit ve heyecan aktarmayı amaçlayan stratejiler izlemek başarı sağlar, sonuç alır. MHP doğru yöntemlerde sebat ederek, CHP çevrelerinden yöneltilecek suçlamalardan etkilenmeden iyi hazırlanmış yani ciddi ve nitelikli projelerle, görüşlerle ve tekliflerle halkın önüne çıkıldığı ölçüde etkili olunur, destek sağlanır. Böylece çok vakit geçmeden Ana Muhalefet Partisi konumuna gelinir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü