Türk Dünyası Yardım Kampanyası

İzmir Şubesinden Terör Olayları Hakkında Açıklama

08 Eylül 2015
İzmir Şubesinden Terör Olayları Hakkında Açıklama

Dağlıca ve Iğdır şehitlerimizi kucaklayan vatan toprağına elbette canımız kurban diyen Recep Kök; aşağıdaki basın açıklaması yoluyla Türkiye’nin her bakımdan bir yeniden diriliş hamlesi ne başvurması gerektiğine dikkat çekti ve Türk milletini sağduyuya, hükümet erkini de acil bir şekilde şu tedbirleri almaya davet etti.

 

Türkiye Cumhuriyeti’ni sırat köprüsüne sürükleyen son üç ay içindeki olaylarda 100 kişiyi aşan şehitlerimiz üzerinden en son Dağlıca ve Iğdır da yüreklerimizi dağlayan asker-polis 31  fidanı çatışmada değil, ekseriyetle uzaktan kumandalı patlayıcılar vasıtasıyla kurban verdik. Bunun ana nedeni,  özellikle kaotik ortamı kontrolü altına almak isteyen teröristin proaktif saldırılarını önceden öngörüp güvenlik güçlerimizin tam zamanlı olarak yetkilendirme sürecinde yaşanan gecikmelerdir. Bu durum ya siyasi otoritenin çözüm sürecini hayata geçirdiği dönemde izlenilen yöntemleri bilen valilerimizin çekingen tavırlarıdır. Ya da birçoğu terörle mücadele konusunda uzmanlık eksikliği ile karşı karşıyadır. Çünkü “çözülme sürecinde” PKK’nın saldırı taktiğini öngöremeyen sorumlular, Türk Milleti'nin hesap sorma muhakemesine karşı veya “Milli Refleksi Felç Etme Kusuru”nun işlenmiş olduğu şeklinde bir algıya bağlı olarak vicdanlarında bir eziklikle mi karşı karşıyadırlar?

 

Milli Gönül yarasını saracak sağduyu; yetkililerden bölücü terörist ile merhamete muhatap  vatandaşın birbirinden ayırma basiretinin gösterilmesini beklemektedir. Aksi takdirde Türk milleti top yekun bubi tuzağıdan kurtulamama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Öncelikle Allah'ın rahmeti şehitlerimiz, merhameti de bütün mazlumlar üzerine olsun Kamuoyunda yükselen infialin dinmesi ve durup- düşleneceğimiz bir soğuma zamanına ihtiyaç vardır. Acil olarak şu tedbirlerin alınmasında sayısız yararlar sağlayabilir.

 

  1. "Doğu ve Güneydoğu'da ortaya çıkabilecek “kalkışma hareketine” fırsat vermeme için Anayasal bir tedbir olan olağanüstü hal veya sıkıyönetim uygulaması için TBMM acilen toplanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti .Devleti, hukuk devleti ilkesi altında yurttaş-bireyin özgürlük alanını daraltmadan  terörist i yok etme gücüne muktedirdir.
  2. Nitekim,  HDP Eş Başkanı F. Yüksekdağ’ın, Alman Hükûmetini Türk Hükûmetine baskı yapmaya çağırması (Basından..), bazı hükûmet destekçisi basın mensuplarını şaşırtmış görünmektedir. Tarih ve siyaset bilmeyenler,  Osmanlı’nın dağılma döneminde, bütün ayrılıkçı unsurların uyguladığı klasik taktikten bihaberdirler. Osmanlı İmparatorluğu tasfiye edilir iken, malum “Türkler katliam yapıyor.” propagandası (yaygarası) kopartılır; Avrupa devletleri, insani müdahaleye davet edilmişti. Yunanlılar, Bulgarlar, Ermeniler gibi gayrimüslim unsurların yanında bazı Müslüman topluluklar adına hareket edenler de bu yöntemi kullandılar. Kürtçü ayrılıkçı siyasetin o dönemdeki temsilcileri için de olağan bir durumdu bu. Dolayısıyla bugün, bunda şaşılacak bir durum yoktur.
  3. Türk Milleti’nin bekasına yönelik saldırılar dizisini masum bir  Özgürlük” ve adem-i merkeziyetçi haklar talebi gibi gösteren “sözde aydınlar” deşifre edilmeli, PKK nın arka planındaki psikolojik destek birimleri ve yayın organları dikkatle izlenmelidir. “Aydınlanmacı-iknâ yöntemlerine “ başvurulmalıdır. Özellikle “ bölücünün ayaklanma sürecini açıktan destekleyen siyasi kurumların yanı sıra yorumlarıyla  “fitneye –yangına ” örtük destek veren tüm kurum ve kuruluşlar hakkında halkımız sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmelidir.
  4. Türk Ocakları olarak öteden beri “çözülme”ye yol açacağını ifade ettiğimiz “çözüm süreci”ne “barış” kelimesini ekleyenlere itiraz ettik ve dedik ki, bu ülkede Türk-Kürt savaşı yok, kavgası yok. Bin yıllık kardeşliği berhava ettirmeyeceğiz. Elbette kardeşler arasında bazı problemler olur ve olacaktır. Önemli olan, bunları adalet ve hakkaniyet ölçüleri, millî devlet ve üniter yapı içinde çözmektir.
  5. Zaman zaman devletle hesaplaşmasını bir başka güç üzerinden gerçekleştirmeyi iş edinen baz solcu çevreler “Türk milleti” kavramının kapsayıcı ve içerici bir anlayışla kullanıldığını bildikleri halde kavramlaşma üzerinden fitneye destek vermektedirler.; Yine sol çevrelerin yanında İslamcı kalem ve siyaset erbabının bir kısmı da, bu milleti ve milliyet anlayışının kritik önemini takdir etmekten sakınmaktadırlar. Hatta takdir etmek bir yana, “ırkçılık” gibi saçma sapan suçlamalara maksatlı bir biçimde yer vermekte ve bu milletin tarih şuuruyla özdeşleşmiş “hoş gürü” mayasına zarar vermektedirler. Dolayısıyla “yaşadığımız fetret ve kimlik bunalımı döneminin hangi zihniyetin, hangi gerçeklerden kopuk fantezilerin sonucu olduğunu iyi sorgulamamız gerekmektedir.
  6. Sakat zihniyetin bir tezahürü olarak “Türk milleti” yerine Türkiye milleti gibi bir yanlış kavramlaşmayı medyaya taşıyan maksat-ı kendinden menkul insan tiplerine karşı da hassas olmamız gerekir. Türkiye milleti kavramından “Türk ülkesi milleti” ni kast ediyorlarsa; coğrafi ad; millet adı olamaz. Nitekim enternasyonalist bazı İslamcı kesimler de, “Anadolu” adını yeğliyor. Bu topraklara, 12. yüzyılda Haçlılar “Türkiye” adını verdi!  Bu adı biz vermedik.
  7. “Tarihî gerçekleri bilmeyen veya görmezden gelen bir anlayışla millî birlik sağlanamaz. Etnik fitne de bir kez bu denli köpürtüldükten sonra kolay yatışmaz. Millî birliği çözücü söylem ve uygulamaların zihinlerde yarattığı istifhamlar; etnikçi dilin keskinleşmesi; mezhep, tarikat ve meşrep bağlılıklarının üst kimliğin yerini alması” karşısında bazı zorluklar yaşanması kaçınılmaz görünmektedir.
  8. Kimlik siyasetinin kutuplaştırdığı bir ortamda ikinci kez genel seçimlere giderken; Türk Ocaklarının genel bakış açısı şudur: “Tarihimizle geleceğimizi buluşturan, bir ayağıyla sıkı sıkıya millî ve yerli köklerimize bağlı, diğer ayağıyla bütün insanlığa söyleyecek sözü olan yeni medeniyet tasavvurumuzun millî ve evrensel boyutlarını mezceden bir söyleme ve bunun kuvveden fiile geçirilmesine muhtacız”. Nitekim çağdaşlaşma çabalarımız bir laboratuardır. Bu bağlamda tecrübeyi, kadim değerlerimizi yeni çağın ışığında yenileyecek bir ilim, kültür, sanat ve tefekkür hamlesini yeniden harekete geçirmek ise asıl çaredir.

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü