Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Suriye Asla Bölünmemeli‎

07 Eylül 2012

1908-1918 arasında Ortadoğu’da oynanan büyük satranç hamleleri neticesinde sırtı yere getirilmiş bir Medeniyetin torunları olarak, tam yüz yıl sonra yine büyük bir imtihan veriyoruz. İlahi akıl adeta yeniden Müslümanların akıl ve ferasetini deniyor, tarihin gizli bilinci adeta Türk Milletinin bilinçaltına sinyaller göndererek geçen bin yılda şemsiyesi altında akıllıca ve adilce yaşattığı dinleri, mezhepleri, milletleri yani Selçuklu ve Osmanlı Medeniyeti’ni hatırlatıyor. Kalbim artık zamanın geldiğini, Mehmet Akif’in “Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celal?” duasının kabul gördüğünü ve İslam alemine önderlik edecek olan Türk Milletinin tekrar tarih sahnesine çıktığını söylüyor. Aklım ise bu duyguların mutlaka derin bir soğukkanlılıkla olgunlaştırılması gerektiğini, benim annemin babası Hasan Dedemin bile Yemen harbinden kaçarken İngiliz ve Araplarca kovalandığını, tarihte “ilme dayalı güç” dışında hiç bir şeyin sözünün geçmeyeceğini, hamlelerimizi zamanından önce yapmanın gelecekte yapacağımız büyük hamleyi engelleyeceğini, “ilim ve güçle” en yakın çevremizden başlayarak kalpleri ve ekonomik coğrafyaları yavaş yavaş fethetmemiz gerektiğini, siyasi birliğin daha sonra kendiliğinden geleceğini ve “kardeş kavgasını” otomatik olarak ortadan kaldıracağını söylüyor…

Neden temkinli olmalıyız? Çünkü Ortadoğu’da kimin eli kimin cebinde belli değil. Almanya bir şey tezgahlarken ABD başka bir yerden hareket ediyor; İsrail savaş lobilerini harekete geçirirken ABD dur diyor; bazen Almanya Neonazileri ile İsrail Nazileri bir arada hareket ediyor; herkes İsrail ve Almanya’yı İran’a düşman sanırken bir bakıyorsunuz bu iki ülke gizlice İran’a destek veriyor. İsrail, Almanya ve İran PKK’ya doğrudan destek veriyor ve organik bağ kuruyor. İran’a destek veriyorlar çünkü büyük fotoğrafın devamında Şii ittifakının oluşmasını İslam Aleminin birlikte hareket etmesine engel görüyorlar. Böyle bir çatlağın, Ortadoğu’da oluşturulmak istenen Yahudi ve Hıristiyan devletçiklerine zemin hazırlayacağını iyi biliyorlar. Derslerine iyi çalışıyorlar doğrusu. Peki sen dersine iyi çalışıyor musun ey Selçuklu ve Osmanlı’nın torunu? Peki sen İmam-ı Azam’ın Kelam’ına, İbn-i Haldun’un analiz kabiliyetine, İbn-i Rüşd’ün felsefesine, Taberi’nin tarih bilincine, Takiyüddin’in uzay ilmine, Fatih’in açık fikirliliğine, Şeyh Edebali’nin manevi ve akli olgunluğuna sahip misin? Seni Batı Uygarlığı’nın fertleriyle kıyasladığımda maalesef cevabım olumsuz kardeşim…

Tekrar Ortadoğu’daki uluslar arası politikalara dönersek, Ortadoğu’da Alman-Amerikan rekabetini görmek ve 1918’de İngiltere’nin sahip olduğu role bugün Almanya’nın sahip çıktığını iyi bilmek zorundayız. Şubat ayında çıkan son romanımızda da işlediğimiz bu husus, Türkiye’nin ve İslam aleminin bam telidir. Çünkü 1918’de İngiltere nasıl ki Arapları bizden koparmak istiyorsa bugün de Almanya Kürtleri bizden koparmayı temel hedefi olarak belirlemiştir. Bu amacını gerçekleştirmek için hem Almanya’da hem Türkiye’de var kuvvetiyle çalışmaktadır. Almanya ve İsrail Suriye’yi bölerek buradan Şii, Sünni, Kürt ve Hıristiyan devletçikler çıkartmak istemektedirler. Obama yönetimi bu politikaya mesafeli durmakla birlikte, Cumhuriyetçilerin bu politikaya destek vereceği aşikardır ve ABD’de 2 ay sonra Kasım ayında seçim vardır. Dolayısıyla Suriye’de dananın kuyruğu 2 ay sonra kopacaktır. Türkiye’nin ABD’de Obama ya da Cumhuriyetçi Romney’in kazanma ihtimaline göre A ve B Planlarını mutlaka hazırlaması gerekir. Aksi takdirde Batı İttifakı ile birlikte demokrasinin ve halkların yanında yer alma haklılığı, İslam alemi ile yeniden organik bağlar kurma girişimi, 100 yıl önce kaybettiğimiz medeniyetimizi bulma ve inşa etme yürüyüşü hüsranla sonuçlanabilir ve bizim aleyhimize dönebilir. Burada en büyük tehlike, Almanya, İsrail ve Cumhuriyetçi Neoconların iktidarının Suriye’yi Şii, Sünni, Kürt ve Hıristiyan diye bölmesidir. Çünkü böyle bir de facto durum yaratılması, Türkiye’deki fay hatlarını harekete geçirebilir ki B planı içerisinde böyle bir gelişmeye verilecek cevaplar da ayrıntılı biçimde yer almalı ve tatbikatları bugünden yapılmalıdır.

Aslında son Avrupa iktisadi krizinde Almanya’nın Avrupa ülkelerini sömürgeleştirme çabaları, Ortadoğu’da ABD’ye rakip olarak hakimiyeti ele geçirme girişimleri, ekonomik gücünün oldukça artmış olmasından, Avrupa Birliği gibi devasa bir gücü elinde bulundurmasından ve Fransa ile birlikte hareket etmesinden kaynaklanıyor. Almanya’nın ekonomik olarak bu kadar güçlenmesinde ABD’nin 1995’te yaptığı stratejik bir hatanın etkisi olduğu ve gelinen noktada Almanya’nın yeni bir Dünya Savaşı tezgahlama noktasına kadar yaklaştığını düşünüyoruz.          

Bu minvalde Star Gazetesinde Cemil Ertem şöyle bir analiz yapıyor:  “Clinton 1995’teki Ters Plaza anlaşması dâhil, attığı her adımda, Bush iktidarını hazırladı. 1995’te FED, Ters Plaza anlaşmasıyla doları değerlendirirken ABD’nin açık vermesine izin veriyordu ama bunun karşılığında Japonya’yı ve Almanya’yı kurtarıyordu. İşte bugünkü Nazi özentisi Almanya’yı ortaya çıkaran FED’in 1995’deki tarihi yanlışıdır. Bu yanlış, hem eli kanlı neocon iktidarını getirdi hem de bugünkü neonazi özentisi Merkel hükümetlerini. Ancak ABD, güçlü dolar ve yüksek faize güvenerek açıklarını kapatmayı düşünürken dolar arzını denetleyemeyeceğini ve bu arzın 2008’de ilk önce mortgage şirketlerinin aktiflerindeki zehirli varlıklar olarak patlayacağını pek hesap etmemişti. Aslında Greenspan bunu biliyordu. Yaşlı Kurt’un son yıllardaki sıkıntısı tam da buydu. ‘Bu iş çökecek ve hepimiz altında kalacağız’ türünden cümleler çok sık ağzından çıkmaya başlamıştı. O sıralar Goldman Sachs’ın genel müdürü olan Robert Rubin de bütün bu operasyonların arkasında olan adamdı.  Dünyayı bir savaş topunun içine atan süreci ve ittifakı görüyor musunuz? Bu savaş ittifakı, şimdi yalnız Almanya’da iktidar ve İsrail ile birlikte bir Ortadoğu ve Balkanlar savaşı tezgâhlıyor, gizliden Suriye ve İran’ın arkasında duruyor. Petrol fiyatlarını yukarıda tutuyor.Washington’dan Berlin’e kayan bu ittifakın Türkiye’deki temsilcilerini ise biliyorsunuz…”[*]

olayısıyla yukarıdaki analizde dile getirilen ciddi tehdidi dikkate alarak, bölgede meydana gelen sıcak gelişmeleri yönlendirirken “ilim ve güçle” hareket edilmeli, en yakın çevremizden başlayarak kalpleri ve ekonomik coğrafyaları yavaş yavaş fethetmeli ve böylece İsrail-Alman-Neocon tehdidinin önünü kesmeliyiz. Son gelişmeler ışığında ise büyük harflerle belirtmek istediğim husus şudur: Suriye’de asla Alevi-Sünni-Kürt-Hıristiyan devletçiklerinin oluşmasına izin verilmemeli, SURİYE ASLA BÖLÜNMEMELİDİR…

[*] Cemil Ertem, Star Gazetesi, Bernanke’nin kararı ve savaşın yeni(den) merkezi: Berlin, 2 Eylül 2012

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü