Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türkistan Coğrafyası’nda “Su”dan Sebepler

01 Mayıs 2013

Kırgız yönetiminin son iki yıldır yaptığı “ülkemizdeki Amerikan üssünün görev süresi 2014’te doluyor ve bu süre uzatılmayacak” açıklamaları her ne kadar Washington yönetimi tarafından önemsenmese de Moskova’nın, son zamanlarda yaptığı hamlelerle Türkistan coğrafyasının bu küçük ülkesinde, rakiplerinin (Washington ve Pekin) birkaç adım önüne geçtiğinin rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bilhassa bu coğrafyanın can damarları olan suyun başını tutma çabalarından ciddi sonuçlar alıyor. Kırgız ve Rus hükümetleri arasına geçen yılın Eylül (2012) ayında imzalanan Yukarı Narın barajı ve Kambar-Ata 1 hidroelektrik santralinin yapımı ve faaliyete geçirilmesi anlaşmasının şubat ayı sonlarında Kırgız parlamentosunda onaylanması bunun en açım göstergesi. Her ne kadar Çinliler bazı ana arterlerde karayolu yapımına el atmış olsalar da, gelecekte bölgede yaşanması muhtemel sıcak çatışmaların ana kaynağını kesinlikle “su”dan sebepler oluşturacaktır. Sovyetler döneminde Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan arasında paylaştırılan güneydeki Fergana Vadisi ile yine Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan topraklarında yer alan kuzeydeki Talas Vadisi, her türlü tarıma elverişli olmakla birlikte, bu vadilerin can damarları Kırgızistan’daki ırmaklar. Aslında bu sınır aşan sulara yine bu ülkeden doğarak Çin’in, daha doğrusu Doğu Türkistan’ın batı kesimlerine hayat veren ırmakları da katmak gerek.

Sınır aşan sular ve gelecekte su savaşlarına dahi dönme riski taşıyan “su”dan sebepler bir hayli geniş bir konu. Burada konuya derinlemesine girmeden sadece Rusya’nın uzun yıllardan beri peşinden koştuğu ve nihayetinde muradına erdiği Kambar-Ata 1 hidroelektrik santrali ve Kırgızistan geleceğine katkısı üzerinde duracağım.

Narın ırmağı üzerinde toplam 190 megawatt güce sahip dört HES için çağlayan ile 1900 megawat güce ulaşması hedeflenen Kambar-Ata 1 HES’inin aynı anda inşası planlanıyor. Yukarı Narın çağlayanını RusHidro firması, Kambar-Ata 1 HES’inin yapımını ise İnter RAO firması yürütüyor. Söz konusu projelerin hayata geçirilmesi maliyeti ise ön tahminlere göre 2 milyar doları aşıyor.

Bu HES’lerin yapımı, CASA-1000 (Merkezi Asya-Güney Asya-1000) olarak adlandırılan, Kırgızistan-Tacikistan-Afganistan-Pakistan enerji hatlarının inşası projesiyle doğrudan bağlantılı. Enerji hatlarının uzunluğu 1,3 milyon kilometreyi bulacak (Kuzeyde Kırgızistan’daki Datka santralinden güneyde Pakistan’daki tüketicilere uzanan bir ağ). Her ne kadar enerji hatlarının uzunluğu milyon kilometre ile ifade edilse de, bunun sadece 457 kilometrelik bölümü Kırgız topraklarında kalıyor. Anılan kısmın maliyeti ise 953 milyon dolar ve burada Kırgızistan’ın üstleneceği rakam 196 milyon dolar. CASA-1000 projesi ile Kırgızistan 1000-1300 megawat civarında enerji ihracatı yapabilecek.

CASA-1000 elbette sadece Kırgızistan için değil, projeye katılan diğer ülkeler için de önemli bir ihtiyacı karşılayacak. Sözgelimi Kırgızistan ve Tacikistan bu proje ile enerji üretimini çok büyük oranda artırmanın yanı sıra iç tüketimin sert bir şekilde düştüğü yaz aylarında yapacakları enerji ihracatıyla düşünülenlerin çok üzerinde bir gelir elde etme imkânına kavuşacaklar. Ayrıca bu proje, bölgedeki enerji nakil hatlarını yenileme kapısını açacak. Afganistan açısından iç tüketim için yeni enerji ve ilaveten ülkede barış ve huzurun kapısını aralama fırsatını yakalayabilecek. Bu çerçevede, elektrik enerjisinden uzak kalmış bölgelerde halkın, projeye güvenini sağlama amacıyla enerjiye bağlı programlar uygulanması planlanıyor. Pakistan ise enerjinin ana tüketicisi olarak kabul ediliyor ve enerji sıkıntısının had safhaya ulaştığı yaz aylarında, bu sıkıntıdan kurtulacak.

Yukarıda sözünü ettiğimiz Rusya’nın suyun başına geçmesi burada ortaya çıkıyor. CASA-1000’de yer almayan Rusya, projenin içinde yer almak istediğini açıkladı. Türkistan coğrafyasının can damarlarına sahip Kırgızistan’da enerji işine talip olan ve bunun için büyük yatırım yapan Rusya, gerek Yukarı Narın gerekse Kambar-Ata 1 için yaptığı harcamayı, üretilen enerjiyi peşin satmayı planlıyor. Tacikistan’da enerji sektörüne yatırdığı sermayeyi, enerjinin tek alıcısı olan devlet enerji şirketi Barki Toçki ödeme yapmadığı için alamayan Rus şirketleri, şimdi yoğurdu üfleyerek yemek istiyor ve CASA-1000 de bunun için biçilmiş kaftan.

Tacikistan, ekonomik zayıflık açısından, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri arasında bölgede ilk sırada yer alıyor, Kırgızistan da hemen üstünde. Ancak Bişkek’in Duşanbe’ye göre en büyük avantajı, komşularıyla da zaman zaman gerginlikler yaşanmasına neden olan “su”ya sahip olması. Su kaynakları Kırgızistan için jeopolitik öneme haiz. Rusya,  ülkenin en büyük enerji ihalelerini alarak, bu konuya uzak olmadığını gösterdi. Ancak henüz CASA-1000’e katılma hedefine ulaşamadı. Bu projeden uzak kalmak istemiyor, zira CASA-1000’in ana destekleyicilerinden birisi ABD. Washington’un ağırlıklı söz sahibi olduğu Dünya Bankası, bu projenin yüzde 40’ını finanse etmeyi planlıyor.
Bölgedeki bir diğer siyasi aktör de Çin. Kırgızistan enerji sektörünü geliştirmeye doğrudan katılan Çin, Kırgız Maliye Bakanlığı ile Datka-Kemin enerji nakil hattının yapımı için kredi protokolü imzaladı. Çin lideri Wen Jiabao’un, geçen yıl Kırgızistan’a yaptığı ziyaret sırasında Sarı Caz ırmağı üzerindeki barajın modernizasyonunda ortaklık konusunda mutabakata varıldı. Ayrıca Kırgızistan’dan enerji ithal edeceğini açıklayan Pekin, bu amaçla nakil hatları kurmaya hazır olduğunu da duyurdu. Pekin yönetiminin mevcut 5 yıllık planında (2010-2015), Kırgızistan’a komşu Doğu Türkistan’ı sözde kalkındırma hedefi var ve bölgede sanayi üretimini acilen artırmak için 100 milyar dolar ayırdığını açıklamıştı.

Komşu Kazakistan da, Kırgız enerjisine yakın ilgi gösteriyor. Kemin-Almatı enerji nakil hattı inşası projesi ve diğer enerji projelerine katılmaya hazır olduğunu açıklayan Astana yönetimi, Kırgızistan’ın ihraç edeceği enerjiyi, toprakları üzerinden Rusya’ya ulaştırma imkânına da sahip.

Kırgızistan ve Tacikistan’ın “su” enerjisinden yararlanma imkânlarını geliştirme projelerine karşı tek aykırı sesin sadece Özbekistan’dan çıktığı görülüyor. Taşkent yönetimi Tacikistan’da halen yapımı süren ve Kırgızistan’da yapımı planlanan büyük HES’lerin inşasına karşı olduğunu açıkça dile getiriyor.  Siyaset ve ekonomi uzmanlarına göre Taşkent’in bu rahatsızlığı, komşularının Özbek doğalgazına bağımlılığını azaltma endişesinden kaynaklanıyor. Anılan projeler ile son derece bol enerjiye kavuşacak olan iki ülkenin, aynı anda doğalgazdan vazgeçerek Taşkent’in Bişkek ve Duşaanbe’ye baskı mekanizmasını ortadan kaldırması mümkün. Ayrıca kurulacak iki ülkede kurulacak HES’ler, Taşkent için çok önemli olan verimli Fergana Vadisi’ne gelen suyun engellenmesi anlamına da geliyor.

Uzmanların Özbekistan’a yönelik dile getirdikleri barajların Fergana Vadisi’nin can damarını keseceği endişesi aslında Kırgızistan’ın komşu ülkeleri için de geçerli. Kuzey komşusuna sınır Talas vadisinden Kazakistan’a ulaşan Talas ırmağı üzerinde kurulu barajlar, özellikle bahar aylarında sınır komşusunu sıkıntıya sokuyor. Zira su seviyesinin çok arttığı bahar aylarında önündeki baraj kapakları engelinden kurtulan Tanrı Dağlarından çıkan can damarı, hayat öpücüğü “su”, Kazakistan’ın Taraz ve Jambıl bölgelerinde yaşayan çiftçiler için bir kâbus haline geliyor. Bu sorun, iki ülke arasında “nota”laşmaya varan krizlere de dönüşebiliyor. Bir diğer komşu, Bişkek’in ciddi bir enerji ihracatçısı olarak görmeyi planladığı Çin için de aslında aynı durum söz konusu. Uygur Türklerinin vatanı, Çin’in kurtarılmış topraklar (Şincan) adını verdiği, sürekli olarak sözde terörist eylemler ile gündeme getirdiği Doğu Türkistan, sanayi bölgesi olmanın yanı sıra önemli bir tarım merkezi. Kırgızistan’dan çıkarak Doğu Türkistan’a ulaşan sular ise, tıpkı Taşkent ve Astana gibi Pekin için de sorun.

Elbette tüm bunların komşuları için büyük veya küçük sorun olması Bişkek’i ilgilendirmiyor. Veya en azından şimdilik Astana ve Pekin için ciddi bir sorun değil. Ancak kurulan ve kurulacak HES’lerin Kırgızistan’ı bölgede jeopolitik açıdan önemli bir yere getireceği de aşikâr. En azından Bişkek, kendini bir köşede unutulmuş görmeyecek.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü