Türk Dünyası Yardım Kampanyası

TÜRK GENÇLİĞİ'NE…

29 Mayıs 2008
Ayşegül YÜKEN

Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın.
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

H. Nihal ATSIZ

Günümüz bilgiye ve zihinsel gelişime dayanan bir teknoloji dünyası. Okul kitapları, sınavlar, notlar, test sonuçları ve bilgiye dayalı başarılar ile bombardımana tutulmuş gençler. Onlardan yalnızca bilgiye dayalı zekalarının gelişmesi için, iyi notlar almalarını ve sonrasında üniversiteyi bitirmelerini bekliyoruz hep. Duygusal zekalarının gelişememesi pahasına…
Artık hepimiz biliyoruz ki, mutlu olmak için sadece "Akıllı" yada "Başarılı" olmak yetmiyor. Mutluluk para, statü, ün ve mal sahibi olmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. Mutluluk? Mutluluk, ihtiyaçlarımızın karşılanması ile direkt olarak ilgilidir: Hem fiziksel hem duygusal ihtiyaçlarımız. Birimiz özgürlüğe ihtiyaç duyarken diğerimiz güvende olma ihtiyacında olabiliriz. Birimiz değişime ve yeniliklere ihtiyaç duyarken, bir başkası daha sakin ve alışıldık bir düzen isteyebilir. Değişmeyen tek şey, ihtiyaçlarını kimsenin onlardan daha iyi bilemeyeceğidir: Ne aileleri, ne de dostları.
Duyguları onlara sahip oldukları bir şeyin çok fazla, çok az ya da tam kararında olup olmadığını söyler. Yalnız hissettiklerinde, iletişim kurabilecek birilerine ihtiyaçları var demektir. Kalabalık hissettiklerinde çevrelerinde daha az insan olmasına ihtiyaç duyarlar. Hissettikleri bütün duygular ihtiyaçlarını ifade eder. Heyecan duymaya, bilgi edinmeye, zihinsel aktivitelere, anlaşılmaya, kabul edilmeye, empatiye, özgürlüğe ve yalnız kalmaya ihtiyaçları vardır. Öncelikle, neye ihtiyaçları olduğunu tespit etmeliyiz. Sonra bu ihtiyaçlarını karşımızdaki insanı suçlamadan ve savunmaya geçmesine gerek bırakmadan bizi duyabilecekleri bir dil ile anlatmalıyız. Bizler duygularımızı ifade etmek için doğru yolları bulur ve uygularsak, gençlerimizin duygularımızı anlamaları için gösterecekleri çabayı da belirlemiş oluruz.
Gençlerimizi; yargılanmış, baskı altında, küçümsenmiş, sorgulanmış, alay edilmiş, önemsenmemiş, hapsedilmiş, zorlanmış, tehdit edilmiş, horlanmış, cezalandırılmış, suçlanmış, anlaşılamamış, güvenilmeyen, saygı duyulmayan, desteklenmeyen, duyulmayan, görülmeyen, önemsenmeyen, umursanmayan bir birey olarak görmek istemiyoruz. Peki kim bu duyguları gençlere dayatanlar? Kimler bizi mutsuz, dertli, gayretsiz ve başarısız kılmak istiyor? Kimler bizleri gençlerimizle sorunlu ve dertli görmek niyetinde? Kimler onların toplumdan uzaklaşmalarıyla mutlu olmayı bekliyor? Kimler yaşlarını ve enerjilerini etkisiz kılmaya çalışanlar?
Hep aynı kişiler ve hep aynı amaçlar bizleri bu duygulara sürükleyenler. Aileleriyle uzlaşamayan, küçümsenen, alay edilen, yetersiz, anlaşılmayan, hedef ve ülküleri olmayan, kendini tanımayan, nereye ait olduğunu bilmeyen ve araştırmayan, dünyanın en berbat şartlarına sahip olma duygusunda… Yaratılmak istenen bu gençlik modelinin tek sahibi var her zaman. Hep aynı ve her zaman aynı… Başarılı Türk gençliğinden yana endişeli, bu gençliğin getireceklerinden ve gücünden yana hep dertli bir bakış bu… Uçsuz bucaksız coğrafyaları feth eden atalarımızın hissettirdiklerine rağmen... Çağlar açıp çağlar kapatan dedelerimizin, dünyada adaletin ve dürüstlüğün örneği olmuş Fatih’lerin, Yavuz’ların, Süleyman’ların, Abdulhamit’lerin hissettirdiklerine rağmen…
Önce dedelerimizle bağımız koparıldı, şimdi anne ve babalarımızla… Önce tarihten nefret etmek öğretildi şimdi aile içi geçimsizlikler ve şiddet körükleniyor. “Burası Türkiye…….”şeklinde başlayan cümlelerle devam ediyor artık hayatları.
Genç onlar! Bilim ve teknoloji dünyasına kucak açmış gençler! Burası Türkiye ve öyle olduğu için de daha fazla sorumluluk hissederek çıkıyoruz yola. Genç olmanın yalnızca istemek, emretmek, beklemek, gezmek, tüketmek ve başına buyruk olmaktan ibaret olmadığının bilincinde olunuz. İhtiyaçlarınızın en önemlisinin toplumsal ihtiyaçlar olduğunun farkındayız.
Gençler büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de, kurduğu büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin de, bütün Türk aleminin de göz bebekleri. Geleceğe dönük yüzümüzle, sağlam basan ayaklarımızla, geleceği gören ve aydınlatan gözlerimizle bakmak istiyoruz ilerilere… Uzaklardan duyulacak bir “gel” sesi değil bize bu gücü veren, geçmişimizden duyulan bir “ilerle” sesi.
Sınır tanıma, kendine güven, gayretli ol ama adaleti elden bırakma oğlum. Vatan ve bayrağın kutsaldır, onları yaşa ve yaşat yavrum. Yardımdan kaçınma, destekle herkesi ama asla taviz verme değerlerinden kızım. Aileni, toplumunu değerlerine göre yaşa ve yaşat evladım.
Gençler! Söylenenlerin hepsini dinlemeye ve yerine getirmeye söz verin. Ağız tadıyla yaşayabileceğimiz tek yer olan memleketimize sahip çıkmak sözünüz olsun. Bütün güçlerin üstesinden gelebilecek bilgi ve teknolojileri yaşamak ve yaşatmak sözünüz olsun. Tecrübelerinden ve bilgilerinden istifade edeceğiniz büyüklerinizle iyi geçinmek ve çok şey başarmak sözünüz olsun. Aile kurumunu korumak ve yaşatmak, bayrak, vatan, din gibi kutsal değerlerimize sahip çıkmak andınız olsun. Genç olmak ama beyniyle ve aklıyla genç olmanın tüm gereklerini yerine getirmek sözünüz olsun.
Gençler! Örnek Türk gençliği yolunda Allah yar ve yardımcınız olsun.

Ayşegül YÜKEN
Türk Ocakları Gebze Şube Sekreteri

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü