Türk Dünyası Yardım Kampanyası

TÜRK KADINI VE TÜRKÜN ANASI

09 Mayıs 2008
Ayşegül YÜKEN

Türk toplumlarında kadın ailenin temelini oluşturduğu için, Türk destanlarında ve Türk efsanelerinde çok yüce mertebelere konulmuştur. Evinin kadını, eşinin yol arkadaşı, çocuklarının anası olan kadın gün gelir omuz omuza mücadelede de yerini almıştır çekinmeden.

Yaratılış Destanı’nda Tanrı’ya insanları ve dünyayı yaratması için fikir veren “Ak Ana” adında bir kadındır. Oğuz Kaan’ın ilk eşi; karanlığı yarıp gökten inen bir mavi nur, ikinci eşi kutsal bir ağaçtan doğmuş insan üstü bir varlıktır. Yakutlarda “Ak Oğlan” ağacın içinden çıkan nurlu bir kadın tarafından emzirilmiştir. İlk Türk yazıtlarında Bilge Kaan; “sizler anam hatun, büyük annelerim, ablalarım, hala ve teyzelerim….” hitabıyla söze başlamıştır. Manas Destanı’nda kadın evin namusunun koruyucusu olmuştur, kahramanların ahlak dışı bir davranışta bulunmaları durumunda onlara engel olmuştur. Orta Asya’da bilinen Türk devletlerinin hakimiyetinde, özellikle Göktürklerin ve Hun Devleti’nin devlet başkanı eşi ile birlikte temsil edilmiştir, yabancı devlet elçilerinin kabulü sırasında hakanla beraber olmuştur. Büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile barış antlaşmasını Mete Han’ın hatunu imzalamıştır. Kadının yüceliği, Altay dağlarının en yüksek tepesine “Kadınbaşı” isminin verilmesinden bellidir.

Cahiliyye devri Araplarında kadın kocasının yanında alınıp satılan bir maldan farksızdır ne yazık ki. Kadının miras hakkı bile bulunmazdı. İngiltere’de 11. yüzyıla kadar kocalar eşlerini satabilirlerdi. Yine İngiltere’de kadın murdar bir varlık sayıldığı için İncil’e el süremezdi. Kadınlar İncil’i okuma hakkını Hanry döneminde (1509-1547) kazanmışlardır. Çin’de kadının boşanma hakkı yoktu. Erkek çocuklar bile kadına bir hizmetçi muamelesi yapabilmekteydi. Roma hukukunda kadın eksik akıllı sayıldığı için ergin kabul edilmezdi. Malına hükmedemeyen kadın vasiyet yazamazdı. Boşanan Romalı kadın tekrar evlenemezdi. İran’da kendilerine eş bulan kızlar günahkar sayılırdı. Aynı şekilde kız çocuğa sahip olmanın şerefsiz kabul edildiği, kızların diri diri gömüldüğü Araplarda kadın olmak yüzyıllarca problem teşkil etmiştir. Bütün bunlar yaşanırken Türk kadını tarihin her döneminde gördüğü ve yaşadığı ayrıcalıklı muameleyi nasıl olmuş da algılayamamıştır. Bütün bu tarihe sürece rağmen nasıl olmuş da Türk kadını ezilen veya suistimal edilen konumuna düşmüştür.

İlk Türk kadın memurlar; Bedra Osman, Bedia Şekip, Nezihe Mustafa, Hamiyet Derviş, Mediha Enver, Refika Mustafa, Semiha Hikmet Hanım. Cephedeki Türk kadınları... Nene Hatunlar, Tosyalı Nazife hanımlar, Şerife bacılar, Rahime kaptanlar, Halime çavuşlar, Kara Fatma’lar ….1926’da medeni kanunla destek olmuştur büyük atası Türk kadınına, 5 Aralık 1934’de seçme ve seçilme hakkı tanıyarak güvenini belirtmiştir. İşte büyük Atatürk’ün kadına verdiği önemi dile getiren sözleri;

“Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol; Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, ilmi, ahlaki, sosyal ve ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur. Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek, faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer organı işlemezse o sosyal toplum felçli olur…”

“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyemesin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça öteki yarısı göklere yükselebilsin? Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” (30 Mart 1923 Vakit gazetesi)
Bu gün evladının mübarek şehit cenazesini bağrına basarken “vatan sağolsun” diyen büyük şehit anasının metaneti bundandır. Memleketine verdiği şehidin gururu ile yaşamaya devam etmek her milletin anasının başarabildiği bir erdem değildir. Analık da her insanın erdem kabul ettiği bir sıfat değildir dünyada. Türk anası bu erdemlerin en güzeliyle donatılmıştır. Eli öpülesi, duası alınası, hizmetinde bulunulası büyük analarımız… İşte bu güvenin sahibi analar, bir anneler gününü daha yaşıyorken; büyük atamıza şükranlarımızı yenilerken bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki; Türk kadını; ailesinde ve toplumda örnek olmaya, sağduyunun ve uzlaşının merkezi olmaya devam edecektir. Türk erkekleri de dün olduğu gibi bugün de toplumsal görev ve sorumluluklarında Türk anasına destek ve yardımda bulunmaya devam edeceklerdir.

Saygı ve şükranla bütün analarımızın ellerinden öpüyoruz.

Gücünü tarihinden ve iffetinden alan Türk anaları! Anneler Günümüz kutlu olsun.

TÜRK OCAKLARI GEBZE ŞUBESİ
ŞUBE SEKRETERİ
Ayşegül YÜKEN

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü