Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Bilge Kağan ŞAKACI

turkocagi@turkocagi.org.tr

Modern Savaşların Çevresel Etkileri

Modern Savaşların Çevresel Etkileri

01 Nisan 2012

Savaş yüzyıllardan bu yana insanı sadece çatışmalarla ve bunun neticesinde meydana gelen ölüm ve yaralanmalarla değil; meydana getirdiği yıkıcı hasarlar ve bilinçli tahrip yolu ile de çevresel yıkıma sebep olması sonucu da menfi yönde etkilemiştir (Soysal, 2005: 47)  Modern savaşların çevresel etkilerini; savaşa hazırlığın çevreye etkileri, savaşın çevreye etkisi, savaş sonrası devam eden çevresel etkiler olmak üzere üç grupta değerlendirebiliriz. Savaşın (war, guerre, Krieg)  uygulanan uluslararası hukuk belgelerinde genel bir tanımı yapılmamaktadır. Osmanlı Savaş Zarar – Giderimi Davası’nda Sürekli Hakemlik Mahkemesi’nin 11.11.1912 tarihli kararında savaşı “uluslararası bir olay” olarak tanımlayarak savaşın sadece devletler arasında gerçekleşen silahlı çatışmalar yanını vurgulamıştır.
Öğreti ise ağırlıklı olarak savaşı subjektif ve objektif öğeleri ile tanımlamaya çalışmaktadır:

  • Devletler arasında silahlı çatışmalar olgusunun varlığı,
  • Taraflardan en az birisinin bu silahlı eylemleri savaş niyetiyle gerçekleştirmesi.(animusbelligerandi)

Bu tanımda uygulamadaki birçok savaş durumunu kavramaktan uzaktır. Bu tanımla bir silahlı eylemin fiili varlığının aranması, aktif silahlı çatışmaların bulunmadığı durumlarda savaş olmadığı neticesine varmaktadır. Dolayısıyla II. Dünya Savaşı’nda kimi Latin Amerika ülkelerinin ve Türkiye’nin Almanya’ya karşı savaş ilan etmesi ile doğan savaş durumunu savaş tanımının kapsamı dışına çıkarmaktadır. Ayrıca, taraflardan en az birinin bu tanıma göre, savaştan söz edebilmek için bu yönde bir iradesinin (animusbelligerandi) aranması savaşın tanımı tümüyle subjektif kılmaktadır. Dolayısıyla objektif bir tanım oluşturmaktan çıkmaktadır (Pazarcı, 2006: 530).
Çevrenin silahlı çatışmalar sırasında doğrudan korunmasını düzenleyen sadece iki andlaşmanın varlığından söz edilebilir. Birincisi 18.05.1977 tarihli Askeri Amaçlarla ya da Daha Başka Düşmanca Amaçlarla Çevrenin Değiştirilmesi Tekniklerinin Kullanılmasına İlişkin Sözleşme (ENMOD Sözleşmesi) (ENMOD: Convention on theProhibition of theMilitaryorAnyOtherHostileuse of EnvironmentalModificationTechniques) (Pazarcı, 2006: 603), diğeri ise 10 Haziran 1977 tarihli 1949 Cenevre Sözleşmeleri’ne ek Cenevre I. Protokolüdür.

Savaş ve Çevre
Çevresel yıkım, tarihin ilk dönemlerinden itibaren düşmanların ortadan kaldırılması için bir savaş kazanma stratejisi olarak kullanıldı. Roma’nın gelecekte güvenliğini sağlamak hedefiyle Romalılar rutin olarak düşmanlarının mahsüllerini tahrip ederlerdi (Soysal, 2005: 47). Örneğin, Romalılar III. Punic Savaşı’nda (M.Ö 146) Carthage bölgesindeki düşmanlarının mahsüllerine tuz döküp tahrip etmişlerdir (http://halksagligi.med.ege.edu.tr/seminerler/2006-07/Savas_cevre_ASB.pdf: 5). Ruslar, Napolyon’un seferi sırasında ve II.Dünya Savaşı’nda Hitler tarafından kullanılmalarını önlemek hedefiyle kendi evlerini ve mahsullerini tahrip etmişlerdir.
Savaşın çevresel etkileri teknolojideki ilerlemelerle beraber daha şiddetli ve daha uzun süreli görülmeye başladı. Bu durumun ilk önemli örneklerinden biri Amerikan Ordusu’nca  Vietnam’da orman ekosistemini yıkan geniş ölçekli herbisid kullanımıdır. Bu yöntemin kullanımı yalnızca ekosistemi değil, uzun vadeli etkilerle kullanıldığı yerlerdeki Amerikan askerleri de dahil, insanların sağlığını da etkiledi (Soysal, 2005: 47).

Modern Savaşların Çevresel Etkileri
Modern savaşların çevresel etkilerini;

  • Savaşa hazırlığın çevreye etkileri
  • Savaşın çevreye etkisi
  • Savaş sonrası devam eden çevresel etkiler olmak üzere üç grupta değerlendirebiliriz.

Bu etkileri sınıflandırırken bazı etkiler birden fazla kategoride de yer alabilir. Çünkü savaşın etkileri genelde uzun süreli olarak kendini göstermektedir.

Savaşa Hazırlığın Çevreye Etkileri
Savaşa hazırlığın çevreye etkilerini üç ana grup içinde inceleyebiliriz:

  • Doğal yapının tahrip edilerek silahlı güçlerin bölgeye yerleşimi için çevrenin ordu ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi.
  • Silah sistemlerinin hazırlanması sebebi ile oluşan çevresel kirlilik.
  • Silahların test edilmesi ile askeri tatbikatların çevreye olan doğrudan yıkıcı etkisi.

Askeri amaçlı havaalanları, silah ve cephane depoları, üsler geniş araziler gerektirmektedir. Silahların (kimyasal, biyolojik, nükleer, geleneksel) üretimi, depolanması ve test edilmesi için ayrılmış milyonlarca dönüm arazi bugün ileri derece de kirlenmiştir ve yeniden doğal yaşama kazandırılması –askeri amaçlı kullanımı durdurulsa bile- teknik ve mali sebeplerle adeta imkansızdır. Terk edilmiş askeri garnizon silah depolarının bulunduğu eski Doğu Alman topraklarının % 4’ü bu sebeple kullanılamaz durumdadır (Soysal, 2005: 48). 1992’de Sovyetler Birliği Doğu Almanya’yı terk ederken, geri dönüş maliyetleri çok yüksek olduğu için 1,5 milyon cephaneyi yaktı. Ortaya çıkan ağır metaller (nitrojen oksitler, yüksek toksit kimyasal dioksitler, civa…) filtresiz bir şekilde atmosfere yayıldı. Dolayısıyla Doğu Almanya topraklarının % 4’ünü Sovyet birlikleri kirletti (http://www.bianet.org/bianet/kategori/cevre-ekoloji/15650/savasin-cevresel-etkileri-ya-da-kiyamet)
Askeri tatbikatlar için de geniş toprak parçalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tatbikatlar sırasında kara ve hava bombardımanları, tank ve zırhlı araç hareketleri gibi çeşitli sebeplerle tüm doğal yapı tahrip edilir. Bunun neticesi olarak toprak kirliliği, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirliliği, hava kirliliği, o bölgedeki yabanıl yaşamın zarar görmesi gibi menfi çevresel etkileri ortaya çıkmaktadır (Soysal, 2005: 48).

Savaşın Çevreye Etkisi
Savaşlar, 20. yüzyılda gelişen silah teknolojileri ile daha da yıkıcı hale gelmiştir. Kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlar, uzun menzilli füzeler, hava bombardımanları hem sivilleri hedef haline getirmiş, hem de daha çok ve uzun süreli çevresel tahribata neden olmuştur.
Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan başlayarak, endüstri tesislerinin, kentlerin altyapı sistemlerinin ve sivil yerleşim alanlarının askeri hedef olarak görülüp bombalanması hem sivil kayıpları askeri kayıpların çok üzerine çıkarmakta hem de savaş sonrası da etkisini sürdüren çevresel yıkımlara sebep olmuştur. Günümüzde bile ABD tarafından Hiroşima ve Nagazaki’ye II. Dünya Savaşı sırasında atılan atom bombalarının yıkıcı etkileri gözlemlenmektedir
Kosova ve Körfez Savaşlarında kullanılan modern silahlar, hem patlayıcı etkileri ile hem de içerdikleri zehirli kimyasallarla, radyasyonla da öldürücü olmuş ve çevre üzerinde de yıkıcı etki yaratmıştır (Soysal, 2005: 49).

Savaş Sonrası Devam Eden Çevresel Etkiler
Günümüzde modern silahların çevre üzerindeki uzun süreli menfi etkileri, insanların savaş sonrası ortaya çıkan büyük çevresel yıkımla da uğraşmasına neden olmuştur. Bombardımanlarla kullanılamaz hale getirilen altyapı, yok edilen ormanlar, verimsizleştirilen topraklar, radyoaktif kirlilik, kirletilerek kullanılamayacak hale getirilen yer üstü ve yer altı su kaynakları savaş sonrası dönemde de insan kayıplarına hatta büyük göçlere sebep olmuştur. Bu göçler çoğu kez göç edilen bölgede de aşırı nüfus hareketlerine sebep olurken bu sayede çevre sorunlarına da neden olmuştur (Soysal, 2005: 48). Ayrıca insanların toplu halde ülke değiştirmesi, terk edilen ülkede, gidilen ülkede veya bölge dahilinde çatışma veyahut istikrarsızlıklara da neden olabilir. Kahire’de Doğal Kaynaklar ve Çevre Enstitüsü’nün 2004 yılında yaptığı tahmine göre dünya genelinde 2004 yılında 30 milyon çevresel mülteci bulunmaktaydı (Margesson, 2004: 47-48).
Savaş döneminde döşenen kara mayınları savaş sonrasında da ciddi sivil kayıplara neden olmaktadır. Pratik ve ucuz olduğu için kullanılan kara mayınlarını toplanması ise zor ve pahalıdır. Bu sebeple eski çatışma bölgelerindeki dönümlerce arazi (başta tarım olmak üzere) kullanıma kapalıdır (Soysal, 2005: 48).
Dünyanın kaynakları tüm bu sorunlara karşın savaş için harcanmaya devam etmektedir. Askeri operasyonlar için ABD’nin harcadığı meblağ 2008’de, 2007 yılına göre % 5 artarak 529 milyar dolara ulaşmış. Çin’in harcamaları ise 2008’de 2006 yılına göre 5 milyar dolar artarak 44 milyardan 49 milyar dolara yükselmiştir. Küresel silahlanma harcamaları ise 1,2 trilyon doları bulmaktadır (http://www.cmo.org.tr/duyuru2.php?did=82)
Çevrenin korunması daha güvenli ve barışçı bir dünya meydana getirilmesinde sivil toplumun da çalışmalara dahil edilmesi yapılan çalışmalarda başarı şansını arttıracaktır. Son 15-20 yılda yaşananlar sivil toplumdaki aktörlerin, global siyaset alanında başarılı aktörler ve hatta güvenlikle ilgili birçok konuda liderler olduklarını gösterdi. Çeşitli güvenlik konularını ele almak bakımından, STK’ların, işbirlikleri gelecek vaat ediyor. Hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların desteğini hak etmektedir (French, 2004: 220).

Kaynakça
French, Hilary (2004). “Barışın Temellerini Atmak”,  Dünyanın Durumu 2005, Sürdürülebilir Toplum İçin Worldwatch Enstitüsü Raporu, TEMA Vakfı Yayınları, İstanbul, 201-222.
Margesson, Rhoda (2004). “Çevresel Mülteciler”, Dünyanın Durumu 2005, Sürdürülebilir Toplum İçin Worldwatch Enstitüsü Raporu, TEMA Vakfı Yayınları, İstanbul, 47-49.
Pazarcı, Hüseyin (2006). Uluslararası Hukuk, Turhan Kitabevi, Ankara.
Soysal Ahmet (2005). “Birinci, İkinci Körfez Savaşları Ve Çevre”, Irak’ta Savaş ve Sağlık, Türk Tabipleri Birliği Yayınları, Ankara, 47-53.
http://halksagligi.med.ege.edu.tr/seminerler/2006-07/Savas_cevre_ASB.pdf, Erişim Tarihi: 15.07.2008, Beliner, Aylin Sena, “Savaşın Çevreye Etkisi”.
http://www.bianet.org/bianet/kategori/cevre-ekoloji/15650/savasin-cevresel-etkileri-ya-da-kiyamet, Erişim Tarihi:15.07.2008,  Dadan, Kadir.
http://www.cmo.org.tr/duyuru2.php?did=82 Erişim Tarihi:15.07.2008, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, “SAVAŞA DEĞİL, YAŞAMA!”.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü