Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Giresun Şubesinde Son Dönem Türkiye Ekonomisi Konuşuldu

12 Aralık 2015
Giresun Şubesinde Son Dönem Türkiye Ekonomisi Konuşuldu

Prof. Dr. Yakup KÜÇÜKKALE “Son Dönem Türkiye Ekonomisi (2003-2013)” konulu konferansı 12 Aralık 2015 tarihinde Giresun Türk Ocağı’nda sunmuştur.

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi İİBF. Öğretim Üyesi olan KÜÇÜKKALE, ülkemizde Kemal DERVİŞ tarafından hazırlanan ekonomi programı ve bunun uygulamalarını örnekler vererek dile getirmiştir.  Hocamızın konferanstaki sunumunun özeti aşağıda verilmiştir.

1980’li ve 1990’lı yıllarda, büyüme rakamlarını yüksek tutmak isteyen hükümetler, genişletici maliye politikaları (açık bütçe politikaları) uygulamış ve bu da “İç Borç Stoklarının” artmasına yol açmıştır.

Artan iç borç stokları, faiz oranlarının yükselmesine yol açmış (crowding-out) ve bu da iç borçların çevrilebilirliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Borçların maliyeti yükselmiştir.

2001 krizi ile birlikte, ülkeden önemli miktarda uluslararası sermaye çıkışı olmuş (sıcak para kaçışı) ve Türkiye’nin dış borçlarında da önemli artışlar yaşanmıştır.

Üretim düşmüş, istihdam daralmış (işsizlik artmış), enflasyon yükselmiş, rezervler azalmıştır.

Ülkeyi bu durumdan kurtarmak için GEGP (Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı) oluşturulmuştur.

 

Bu programa göre;

Bütçe açıkları kapatılmalı, mali disiplin sağlanmalıdır,

Yani, “Faiz Dışı Fazla” verilmelidir.

Verilecek faiz dışı fazlalar, iç borç stokunun ödenmesinde kullanılacak ve böylece iç borç stoku azalacaktır.

Nominal (piyasa) faiz oranları düşürülmelidir

İç borç stokunun faiz dışı fazlalar ile ödenmesi zaten piyasa faiz oranlarını düşürecektir (ters crowding-out)

 Enflasyon oranları düşürülmelidir,

Kamu mali disiplini sağlanınca (yani bütçe açıkları önlenince) ve faiz oranları düşünce (ters crowding-out) enflasyon oranları da kendiliğinden düşecektir.

 Kaçan uluslararası sermayeyi tekrar ülkeye çekmek için “Reel Faiz Oranları” yüksek tutulmalıdır.

Bunun için “Enflasyon oranındaki düşüş”ün, “Nominal faiz oranları”ndaki düşüşten daha fazla olması gerekmektedir.

 

Peki, böyle mi oldu?

Dönemin ilk yılları için evet. GEGP aynen uygulandı ve programın beklentileri gerçekleşti.

“Faiz Dışı Fazla” verilerek, kamunun iç borç stoku azaltıldı bu da “Nominal Faiz Oranları”nın azalmasına yardımcı oldu.

Bütçe denkliğine önem verilmesi ve hatta faiz dışı fazla verilmesi, parasal genişlemeyi durdurdu.

Özelleştirme gelirleri de bütçeye ek kaynak yarattığı için “Kamu Açıkları” son buldu ve böylece “Enflasyonda” ciddi düşüşler yaşandı.

Hatta enflasyondaki düşüş piyasa faiz oranlarındaki düşüşten daha fazla olduğu için “Reel Faiz Oranları” yükseldi.

Yükselen reel faizler ülkeye yeniden uluslararası sermayenin (sıcak paranın) akmasına yol açtı (GEGP’nın öngördüğü gibi).

Ülkeye bolca akmakta olan sıcak para, piyasada ABD Dolarının bollaşmasına, döviz kurlarının düşmesine ve TCMB döviz rezervlerinin artmasına yol açtı.

Aynı tarihlerde FED’in (Amerikan Federal Merkez Bankası’nın) uyguladığı “Genişlemeci Politikalar” da dünya piyasalarında ABD Dolarının bollaşmasına yol açtığı için, döviz akışında (sıcak para girişinde) herhangi bir sıkıntı yaşanmadı.

Yüksek getirilerden yararlanmak isteyen uluslararası sermaye, tahvil, bono ve senede yatırım yaptı. Tahvil ve bonoya yapılan yatırım rezervleri artırırken, senede yapılan yatırım IMKB (BIST) endeksinin artmasını sağladı.

Kamu açıklarının ortadan kalkması ve özelleştirme gelirleri ile ek kaynak bulan dönemin yöneticileri, yüksek büyüme rakamları için “Alt Yapı Yatırımları”na yöneldi. Karayolu yapımı ve konut inşaatı en çok kamu yatırımı çeken alanlar oldu.

Alt yapı yatırımlarının önemli bir özelliği “Çarpan Mekanizması”nı harekete geçirmesi ve büyüme rakamlarını yüksek göstermesidir.

Bu açılardan bakıldığında GEGP gerçekten de öngörülere uygun bir şekilde “Başarılı Olmuştur!”…

 

İç Borç Stoku

2003 yılı toplam iç borç stoku 194 milyar TL iken

2013 yılı toplam iç borç stoku 405 milyar TL’dir.

“Faiz Dışı Fazla” politikası terk edildiği için elbette iç borçlar azalmamış, tam tersine artmıştır.

 

Dış Borç Stoku

Toplam dış borç stokunda artış var. 2003 yılı toplam dış borç stoku 144 milyar $ iken 2013 yılı toplam dış borç stoku 367 milyar $. Artış oranı %154

Toplam borçlar içinde “Kısa Vadeli” borçlardaki artış %446. “Kamu”nun payındaki artış %1047, “Özel” kesimin payındaki artış %481

Toplam borçlar içinde “Uzun Vadeli” borçlardaki artış %99,5. “Kamu”nun payındaki artış %34, “Özel” kesimin payındaki artış %375.

Yani özetle toplam dış borçlar artarken, özel kesim çoğunlukla “Uzun Vadeli”, kamu kesimi ise çoğunlukla “Kısa Vadeli” borçlanmaktadır. Ama sonuçta ülkenin toplam dış borcu tartışmasız bir şekilde artmaktadır.

 

Müdahale etmeseydik?

Faizler artırılıp müdahale edilmeseydi, yani kurdaki yükseliş devam etseydi;

Rezervler çok daha hızlı çözülürdü,

Dış borcu son dönemde çok artmış olan özel kesim, kur artışları karşısında, borcunu ödeyemez hale gelebilirdi. İflaslar olurdu.

İflaslarla birlikte; üretim düşer, işsizlik ve enflasyon yükselirdi!

 

Yakın zamanda ne olacak?

FED’in daraltıcı politikası devam edecek (Janet Yellen öyle söylüyor)

Hatta FED faiz silahını da çekmeye hazırlanıyor (18-19 Mart 2014 tarihli FED toplantısında dile getirildi)

Yani, kur yükselişleri devam edecek

Ya biz de faizleri yükselteceğiz ya da oturup dibe doğru gidişimizi (kriz) seyredeceğiz!

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü