Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Çankaya Şubesi'nden Tarihsel Süreçte Eşarilik - Maturidilik İlişkisi Konferansı

17 Aralık 2015
Çankaya Şubesi'nden Tarihsel Süreçte Eşarilik - Maturidilik İlişkisi Konferansı

Türk Ocakları Çankaya Şubesi 2015-2016 Dönemi faaliyetleri kapsamında düzenli olarak organize edilen ‘Cuma Gecesi Sohbetleri’ devam edildi. Yılın son programı Akademik Çalışma Grubunun da katılımıyla 17 Aralık 2015 günü saat 19.00’da Genel Merkez binasında gerçekleştirildi. Programın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kalaycı idi. "Tarihsel Süreçte Eşarilik - Maturidilik İlişkisi" başlıklı konuşmasında Türk dünyasında, Selçuklu ve Osmanlı döneminde İslam dünyasında Sünni ana omurgayı oluşturan Eşarilik ve Maturidilik ilişkisinin tarihsel sürecinin ele alındığı programda;  Eşariliği ve Maturidiliği besleyen ana damarlara, toplumsal yapılara değinen Kalaycı, “Her iki mezhebin fikri yapılanmasının ardında toplumsal ve dini taban önemli bir etkendir. Eşarilik düşüncesinin arka planında sünni kelam hareketinin doğuşuna zemin hazırlayan 8. Asır alimi İbn Küllab’ın kurucusu, Küllabilik, Şafiilik, Malikilik, Sufilik yer almaktadır. Bu bağlamda söz konusu edilen düşünce ekollerinin İslam’ı anlama gayretleriyle Eşarilik arasında paralellikler mevcuttur. Maturidilik düşüncesi ise Mürcie, Hanefiyye geleneği ile yakın ilişki içinde olmuştur. Eşarilik düşüncesinin yaygın ve kabul gören hızlı yükselişi ve Maturidilik düşüncesinin hemen yaygınlaşmaması toplumsal yapılanma ve fikri arka planla alakalıdır. Nitekim Maturidiliğin teşekkül süreci uzun zaman almış, İmam Maturidi’nin tanınması asırları bulmuş, bir anlamda mezhebin oluşumu Hanefi geleneğin gölgesinde kalmıştır” dedi.

 

Söz konusu mezheplerin toplumsal yapıları kadar bulundukları ortamların önemli rol oynadığından bahseden Kalaycı, “Eşariliğin Bağdat ve çevresinde konuşlanması, bir yönüyle Mu’tezile başta olmak üzere pek çok düşünce hareketiyle karşılaşmasını sağlamış, bir diğer yönüyle ise siyasi kadrolarla yakınlaşmasını, yeri geldiğinde iktidarlarla ortak hareket etmesini kolaylaştırmıştır. Maturidilik ise kırsal coğrafyada başlayan etki alanı Horasan-Maveraünnehir bölgesiyle sınırlı kalmıştır. Maturidiliğin iktidara uzak coğrafyası, siyasetin Maturidiliği görmezden gelmesinin nedenlerinden biri olmuştur. Şafii, Maliki, Sufi kadroların buluştuğu Eşarilik, Hanefi çizgisinden gelen Maturidiliğe göre daha avantajlı olmuştur. Selçuklular Döneminde inşa edilen Nizamiyye Medreselerinin Eşari çizgide olması oldukça dikkat çeken bir durumdur. Eşari Medrese, yapılanması Osmanlı döneminde de devam etmiştir. Eşariliğin Maturidilikle karşılaşması Hicri IV. asırda başlamış, Hicri 5. Asrın sonlarında ise restleşmeye dönüşmüştür. Mezheplerin birbirlerine karşı yönelttiği ağır eleştiriler olmuştur. Tekvin sıfatı (Var etmek, yaratmak) çerçevesinde şekillenen bu restleşme, geçmişteki Hanefi-Şafii rekabetini de canlandırmıştır. (Eş'arîlere göre, Allah'ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdûrata   -yaratılması takdîr edilmiş şeylere- yaratma ânında taallûkundan ibarettir. Yani tekvin, kudret sıfatı içinde itibari bir vasıf olmaktadır. Allah Teâlâ'ya Mükevvin -Yaradan- isminin verilmesi, O'na, kudret sıfatından ayrı, Tekvin adında bir sıfatın isnâd edilmesini gerektirmez. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teâlâ'nın Kudret sıfatıyla olur. Mâtüridîler Tekvin sıfatını Kudret sıfatından ayrı bir sıfat kabûl ettiklerinden, sadece Allah Teâlâ'nın zâtına mahsus olan, yaratıklarından herhangi birine verilmesi câiz ve mümkün olmayan zâtî ve diğer varlıklarda bulunan, fakat Allah' ta mükemmel ve sonsuz olarak bulunan sübûtî sıfatları sekiz olarak sayarlar. Eş'arîlere göre ise bu sıfatlar yedi’dir.) Bu dönemde Hanefilik ve Maturidilik aleyhtarı pek çok düşünce, fikir hayatındaki yerini almıştır. Fahreddin Razi ile felsefi bir boyut kazanan Eşarilik, zamanla kelami kimliğinin de üstüne çıkmak suretiyle farklı bir yöne evrilmiştir. Sadeddin-i Taftazani’nin (1322-1390) ilk defa Maturidiliği Eşarilikle birlikte Ehl-i Sünnetin iki ana kolundan birisi olarak takdim etmesi tesadüfî değildir. Bu dönemde üretilen metinlerin genel çerçeve metinleri olup, Osmanlı medreselerinde tercih edilmelerinin sebebinin budur” dedi.

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kalaycı, Eşariliğin eklektik -seçmeci- yapısı epistemolojik farklılıkların da nedeni olmuş, tek bir mezhep olmaktan ziyade birçok farklı yaklaşımı içinde barındıran bir yapıya dönüşmüş, buna karşılık Maturidilik, daha sabit bir yapılanma içinde gelişimini devam ettirmiştir. Diyerek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Maturidi geleneğe bakıldığında tasavvuf ve felsefeye karşı daha mesafeli olunduğu, Eşariliğin ise hem tasavvuf hem de felsefeyle içli dışlı bir yapısının olduğu gözlemlenmektedir. Aslında tasavvuf temel alındığında fikri yapıda bir kısıtlanma, felsefe temel alındığında halk tabanında daralma olması muhtemeldir. Eşarilik bu iki bağlamında tezahürü olan kolları ile temsil edilmiştir. Horasan Sufiliği, Gazali’nin sufi tavrı ve Eşariliğe etkisi, Maturidiliğin tasavvufa yaklaşımı, her iki mezhep arasındaki keşf (Aklın ve duyuların yetersiz kaldığı ilâhiyyât konularında doğrudan bilgi edinme yolu) ve ilham konularıyla ilgili tartışmalar söz konusu edilen yaklaşımlardan bazılarıdır. Kelamın ortaya çıkış sürecinden itibaren özellikle de Sünni Kelamın batıni karakterli yorumlarla olan mücadelesi, Eşari düşüncesinin Batıni-İsmaili fikriyatla mücadelesi olarak gözükmektedir. Sünni iktidarlar Eşari tercihlerini isabetli görmüşlerdir. Gazali ve Razi ile birlikte felsefeyle farklı bir diyalog içerisine giren Eşarilik, kelamın tüm kapılarını felsefeye açmıştır. Siyasi, toplumsal, dini yapıları iki mezhebin farklı yaklaşımlarına sebep olmuş, tasavvuf ve felsefeyle ilişkileri birbirinden farklı cereyan etmiştir. Eşarilik ve Maturidilik arasında bilgi, akıl, marifetullah, hüsün-kubuh, nübüvvet, iman ve fiiller konuları çeşitli ihtilaflara neden olmuştur. Bu ihtilafların sebebi zihniyet yapılarında ki ve metodik yaklaşımlarda ki farklılıklardır” diyerek konuşmasını tamamladı. Katılımcıların sorularına verilen cevaplar ile program sona erdi.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü