Türk Dünyası Yardım Kampanyası

BUĞDAY ÜRETİMİ, İSRAF VE EKMEK FİYATLARI ÜZERİNE,

30 Eylül 2008
Prof.Dr.Celal ER
Türkiye’de 2007 ve 2008 yıllarında, yani 2 senedir kuraklık oluyor. Kuraklık ve tabi bunun neticesinde ortaya çıkan susuzluk, toplumu her yönden derin bir şekilde etkilemekle beraber, tarım sektörünü çok daha fazla tesiri altına alıyor. Bilindiği gibi bu ülkede kırsal kesimde yaşayanların oranı hala %28-29’larda seyretmekte, geçimini tarım sektöründe çalışarak sürdürenlerin oranı ise %32-33’ler dolayında bulunuyor. Tarım sektörünün GSMH’ deki payı da %10’lar etrafında dolaşmaktadır. Bu değerler bile tarım sektörünün Türkiye ekonomisi ve sosyal kültürel yaşamında ne denli etkili ve önemli olduğunu gösteriyor, kaldı ki Türkiye’de kendine yeterlilik, beslenme, gıda güvenliği ve sağlığı, halkın beslenme alışkanlığı ve sürdürülebilirlik açısından, dış ticaret dengesi ve ihracat bakımından da top yekûn tarım sektörü ve özellikle buğday üretimi müstesna bir yere ve öneme sahip bulunuyor.

Ülkemizde hala yılda fert başına düşen buğday ve unlu mamuller tüketimi 200 kg’ ın üzerinde bulunuyor, bu da gösteriyor ki, Türkiye’nin gıda maddesi olarak buğday tüketimi asgariden 14 milyon ton, tohumluk ihtiyacı (dekara 20 kg tohum hesaplansa), 9-10 milyon hektar arazinin ekildiği bilindiğine göre, 2 milyon ton ve 2 milyon ton buğdayında emniyet stoku olarak tutulması gerektiği bilindiğine göre, toplam buğday ihtiyacı 18 milyon tona varıyor. Fakat maalesef iki yıldır elde edilen rekolte sırasıyla 2007’ de 17.2 ve 2008’ de 17.8 milyon tonda kalıyor, yani Türkiye buğday ithal etmekle karşı karşıya bulunuyor. Nitekim şu sırada Toprak Mahsulleri Ofisi 800 bin ton buğday ithal etme yetkisine sahiptir.

Türkiye tarımının sahip olduğu potansiyel kaynaklar tam ve kâmil anlamda harekete geçirilebildiği ve Türkiye’deki ekmek israfı önlenebildiği takdirde, Türkiye buğday ithalatı bir yana, çok rahatlıkla birkaç milyon ton buğday ihraç edip buğday çiftçisini zenginleştirebilecek durumdadır. Nitekim bütün dünyada buğdaya olan talep artmaya devam ediyor ve bu şekilde giderse, devam edeceğe de benzemektedir. Çünkü her şeyden önce buğday beslenme açısından bir tam besindir. Gerek amino asitler ve gerekse diğer kalite öğeleri ve gerekli vitaminler bakımından buğday, dünyada çok fazla tüketilen pirinç(çeltik) ve mısır gibidir. Devamlı pirinçle beslenen Çin ve Hindistan gibi ülkelerde insanlarda bazı sakatlıklar ve bir takım beden bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Çin ve Hindistan da hayat standardı yükseldikçe beslenme alışkanlığı da buğdaya doğru yönelmektedir. Bunun neticesinde çok kalabalık olan bu ülkelerin buğdaya yönelmeleri buğdaya olan ihtiyacı daha da artıracaktır. Buğdaya talebi artıran bir başka konu da, tahıllardan özellikle de Latin Amerika başta olmak üzere bir çok ülkede mısırın biyodizel ve biyoetanol elde edilmesinde kullanılmasıdır. Petrole çok önemli bir alternatif olarak gösterilen biyoetanol kaynağı olan mısırın ekim alanlarının buğday aleyhine artması, bütün dünyada buğdaya olan talebi, dolayısıyla buğday fiyatlarını da etkileyecektir.

Buğday talebini ve fiyatlarını artıracak bir başka faktör de, biraz önce de bahsedildiği gibi çok büyük bir nüfusa sahip olan Çin ve Hindistan’da halkın yaşam kalitesinin yükselmesi neticesinde et, süt ve yumurta gibi yüksek değerli proteinleri ihtiva eden hayvansal gıda maddelerini daha fazla tüketmeye başlamalarıdır. Hatta son gelen bilgilere göre, okul çağındaki çocuklara Çin Hükümeti her gün süt dağıtmaktadır. Et, süt ve yumurta veren hayvanlar (sığır, koyun ve kanatlılar) büyük ölçüde mısır, buğday ve soya gibi ürünlerle beslenmektedir. O halde, bu durum da her geçen gün buğdayın daha fazla üretilmesini gerekli kılmaktadır.

Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de buğdayın en fazla tüketildiği yer ekmek yapımıdır. Çok büyük bir kısmı İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Konya ve benzeri büyük şehirlerde olmak üzere Türkiye’de her gün, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yaptırdığı bir araştırmaya göre 123 milyon adet ekmek üretilmektedir. Üretilen bu ekmeğin 6 milyon adedinin israf edildiği bildirilmektedir. Bir kısmı hiç olmasa hayvanlara verilebilen bu miktarın büyük bir kısmı da, ne yazık ki çöpe atılmaktadır. Ekmeği nimet olarak kabul edip kutsal sayan bir toplumun bunu nasıl yapabildiğini anlamak mümkün değildir. Aynı araştırmaya göre, israf edilen ekmeğin buğday olarak karşılığının 500 bin ton buğdaya karşılık geldiği ifade edilmektedir.

Türkiye’de olsun, başka yerlerde olsun ekmek israfının en önemli sebeplerinin başında ekmeğin kalitesiz undan yapılmasından dolayı çabuk bayatlaması, ekmeklerin büyük yapılışı ve ambalajlı olmayışı gelmektedir. Ayrıca tüketim esnasında; özellikle askeri kışlalarda, hastanelerde ve yatılı okullarda toplu yemek yenilen yerlerde, ekmek yenileceğinden çok daha fazla dilimlenmesi de önemli ölçüde ekmek israfına neden olmaktadır. Büyük gramajlı ekmekler küçük ekmeklere göre daha çabuk bayatlamakta ve aynı zamanda büyük gramajlı ekmekler tüketilirken mutlaka dilimleme ihtiyacı duyulmaktadır. O halde ekmeklerin küçük gramajlı yapılmasında israf olmaması bakımından çok büyük yararlar vardır. Fakat bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ekmek ve ekmek çeşitleri tebliğinde bir hüküm getirerek, belli gramajın altındaki ekmeklerin yapılmasını men etmiştir. Bunun üzerine, bu hükme çok büyük tepkiler gelmiş, tebliğde değişiklik yapılarak; otel, lokanta, kışla, okul, hastane ve benzeri yerler için bu hüküm kaldırılmış, fakat doğrudan doğruya halka ekmek satılan yerlerde uygulanmaya devam edilmektedir. Esasen her yerde satılan ve tüketilen ekmeklerin daha küçük yapılması isteyenin istediği gramajda ekmek almasına imkan verilmesi ve böylece küçük ekmek tüketiminin teşvik edilmesi çok daha akla uygundur.

Ekmek tüketiminde bir diğer çok önemli konu, ekmeklerin yeterince pişirilmesi ve pişirilen ekmeğin, pişirmeden sonra belli bir süre bekletilerek olgunlaştırılması ve ondan sonra da mutlaka kağıtla ambalajlanması ve ambalaj üzerine etiket konulmasıdır. Tüketici paketli ekmeğin çok temiz ve sağlıklı olduğunun bilincindedir. Buna rağmen Türkiye’de tüketilen ekmeğin ancak binde 7’si ambalajlıdır. Ambalaj malzemesi ise organik (kağıt) değil, polietilendir. Paketlenmiş ekmeklerin hem uzun süre bayatlaması engellenmiş, hem de bir yerden başka bir yere taşınması kolaylaştırılmış olacaktır. Paketlenmiş ekmekler çok kolayca buz dolabında da saklanabilmektedir. Ayrıca ekmeğin içinde ne olup olmadığı da tüketicisi tarafından üzerinde etiket bulunduğu takdirde bilinebilecektir. Bu son derece önemli hijyenik bir kuraldır. Aksi takdirde bir ekmek fırından çıkıp sofraya gelinceye kadar bin bir el sürülmekte ve bu da sağlık açısından çok büyük bir risk oluşturmaktadır.

Buğdaydan elde edilen halkın temel besin maddesi olan ekmek gibi bir maddenin fiyatı da halkı çok yakından ilgilendirmektedir. Her ne kadar ekmek fiyatları buğday fiyatları ile yakından ilgili ise, bir başka söyleyişle her ne kadar ekmek fiyatlarına birinci derecede buğday fiyatları etki ediyor ise de, ekmek maliyetlerinin dolayısıyla satış fiyatlarının teşekkülünde pek çok başka girdilerinde etkisi bulunmaktadır. Ekmek fiyatının oluşmasına etki eden bu girdilerin fiyatları Hakkari’den İstanbul’a kadar Türkiye’nin hemen her il, ilçe ve beldesinde büyük varyasyon, farklılık göstermektedir.

Türkiye’nin çok büyük bir kısmında genellikle tek tip (somun) ekmek üretilmekte ve tüketilmektedir. Bunun yanında büyük bir kısmında da francala tipi (uzun oval) ekmekte yapılmakta ve satılmaktadır. Bütün Türkiye’de ekmek yapımı belediyelerin denetimi ve kontrolü altındadır. Son zamanlarda özellikle büyük şehirlerde ekmek imalatında ve üretilen ekmek çeşitlerinde büyük bir çeşitlilik (beyaz ekmek, kepekli ekmek, çavdar ekmeği, patatesli ekmek, soyalı ekmek, pirinç ve mısır katkılı ekmek, cevizli, fındıklı, vitaminli ekmekler ve benzeri) söz konusu olmaya başlamıştır. Aslında bu durum önemli ölçüde ekmek israfını önlemektedir. Bilindiği gibi ekmek fiyatları ekmeğin gramajına göre tespit edilmektedir. Örneğin Ankara’da, standart 150 gram ekmek 30, 300 gram ekmek 60 ve 450 gram ekmek 90 Ykr’tur. İstanbul’da ekmeğin kg’ da 2.5 YTL, Ankara’da ise bunun iki katından fazla olup 5.30 YTL’dir.

Malum olduğu üzere belediyelerin bağlı bulunduğu otorite İçişleri Bakanlığı’dır. İçişleri Bakanlığı ve belediyeler her türlü gıda ekmek işleri ile ilgili ruhsat ve çalışmaları yapmakta, ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ise, bu konularla ilgili yetkilere sahip durumdadır. Firmaların ve ekmek (un ve unlu mamuller) imalatçılarının ifadelerine göre çok fazla sayıda fırın ruhsat almakta ve açılmaktadır. Bu da fırıncılar arasında büyük bir kapasite ve iş israfına sebebiyet vermekte ve devamlı ekmek fiyatlarının artırılmasına baskı yapmaktadır.

Ekmek, Türk halkının vazgeçilmez beslenme kaynağıdır. Ekmek israfı, ne yapıp yapıp gayret edilerek ve her türlü önlemler alınarak önlenmelidir. Halkımızın gerek geleneksel kültürü ve gerekse dini anlayışı ekmeği en büyük nimet saymakta ve kutsal kabul etmektedir. Gerçekten de öyledir. O halde ekmek çöpe atılamaz, ekmek israf edilemez, çünkü israf haramdır. Ekmek fiyatlarının artırılması, ekmek fiyatlarının dengelenmesi ve regüle edilmesi belediyelerin görevi olmakla beraber, sadece onlara ve fırıncıların insafına bırakılamaz, mutlaka; halkın 1 numaralı gıdasının fiyatının tayin edilmesinde, diğer bir söyleyişle ekmeğe zam yapılması, ekmek fiyatlarının tespit edilmesi, merkezi yönetimi ve doğrudan doğruya Başbakanı da ilzam etmeli ve etmektedir.
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü