Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Balıkesir Şubesinde Atatürk’ün Balıkesir Ziyaretleri ve Balıkesir Hutbesi Konuşuldu

01 Şubat 2016
Balıkesir Şubesinde Atatürk’ün Balıkesir Ziyaretleri ve Balıkesir Hutbesi Konuşuldu

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinin her hafta düzenlediği ocakbaşı sohbetlerinin bu haftaki konusu Atatürk’ün Balıkesir’e ilk gelişinin 93. yılı sebebiyle “Atatürk’ün Balıkesir Ziyaretleri ve Balıkesir Hutbesi” oldu. Türk Ocakları Balıkesir Şubesi Başkanı İsmail ACAR’ın konuşmacı olduğu sohbette Başkan ACAR şunları söyledi:

 

“Atatürk, İstiklâl Savaşı’nın kazanılmasından hemen sonra, daha Cumhuriyet ilan edilmeden önceki aylarda yurt gezilerine başlamış ve bu gezileri aralıklarla ömrü buyunca sürdürmüştür. Atatürk’ün 1920’li-30’lu yıllardaki bu gezileri vatandaşlarla doğrudan görüşme imkânı sağlaması bakımından önemlidir. Atatürk çıktığı bu yurt gezilerinde, uygulamaya koyacağı inkılâpların ya alt yapısını hazırlamış veya doğrudan vatandaşlara anlatmıştır.

 

Yurt gezilerinde Atatürk’ün  yapacağı veya yaptığı inkılâplarla beraber genel olarak üzerinde durduğu konuları şu başlıklar altında toplamak mümkündür: Ekonomi, millî kültür, millî  eğitim, din anlayışımız ve dinî zihniyetimiz, millî birlik, memleketin imarı, çeşitli iç ve dış politika konuları.

 

Atatürk’ün İstiklâl Savaşı’ndan hemen sonra başlattığı yurt gezilerinin ilkinde ziyaret ettiği illerimizden birisi de Kuva-yı Millîye şehrimiz Balıkesir’dir. Atatürk, 1923’ten başlamak üzere 1938’e kadar Balıkesir ve ilçelerini yedi (7) defa ziyaret etmiş; 8’incisi de yarım kalmıştır. Atatürk’ün Balıkesir ziyaretlerinin tarihleri şöyledir:

 

1. 6 Şubat – 11 Şubat 1923; 2. 8 Ekim – 10 Ekim 1925; 3. 13 Haziran – 15 Haziran 1926; 4. 7 Şubat -8 Şubat 1931; 5. 20 Ocak – 22 Ocak 1933;  6. 13 Nisan – 16 Nisan1934; 7. 24 Haziran 1934; ve 8. 24 Haziran 1938 (Erdek limanına kadar)

 

Atatürk’ün Balıkesir ziyaretlerinin hepsi önemli olmakla beraber bazılarının tesirleri veya sonuçları günümüzde de devam etmektedir. Meselâ, 1926’daki “İzmir suikastı”, 1933’te “Balıkesir Lisesi’nde derslere girmesi”, 24-25 Haziran 1934’teki 7. Ziyareti’nde “İran Şahı’nı Balıkesir’e getirip Necatibey Eğitim Fak. binasını gezdirmesi, Eski mezarlık olan İlyaslar Mezarlığı’nın (şimdiki Atatürk Parkı’nın) “park alanı” olarak düzenlenmesi direktifleri bunlardandır. Ayrıca Atatürk 1925’ten itibaren her gelişinde başka il ve ilçelerde olduğu gibi Balıkesir’de de Türk Ocakları derneğini ziyaret etmiş, Ocaklılara hitaben konuşmalar yapmıştır.

 

Fakat, ilk ziyaretindeki “Zağanos Paşa Cami’i Hutbesi” hepsinden önemlidir. ilk ziyareti sırasında Zağanos Paşa Camisi’nde verdiği bu ünlü Hutbe, bazı çevrelerce hâlâ tartışılan “Atatürk-din ve İslâm dini” konusunun en önemli belgesidir.  Atatürk, İzmir’den hareketle eşi Lâtife Hanımla birlikte (ki henüz bir haftalık evli iken) 6 Şubat 1923’te Salı günü şehrimize gelmiştir. 7 Şubat 1923 Çarşamba günü sabah bazı kurumları ziyaretinden sonra, Paşa Camisi’nde şehitler için okunan Mevlit’e katılmış, öğle Namazını cemaatle birlikte eda ettikten sonra Cami minberine çıkarak cemaate hitap etmiştir. Minberden indikten sonra da cami içinde cemaatin 20 civarında sorusunu cevaplandırmıştır. Atatürk, bu ünlü Hutbesinde, hutbenin ne demek olduğu, İslâm dininin değeri, hutbeleri hangi konuları kapsaması gerektiği, camilerin önemi,  halkın aydınlatılmasında din görevlilerine düşen görevler ve görevlilerin nasıl yetiştirilmesi vb konular üzerinde durmuştur.

 

Atatürk’ün Paşa Cami Hutbesi, onun din ve İslâm dinine bakışını ve bağlılığını en açık gösteren bir belgedir. Ancak Hutbe’nin günümüzde de devam eden tesiri, hutbelerin Türkçe verilmesi gerektiği konusundaki fikridir. Hutbelerin Türkçe verilmesi, “Dinde Türkçülük-milliyetçilik” konusunun ilk uygulamasıdır. Atatürk, Yüce dinimizin bazı çıkarcılarca istismar edilmesini önlemek, dinimizi hurafelerden temizlemek, vatandaşlarımızın dinî yönden doğru aydınlatılmasını sağlamak istiyordu. İşte bunun için, İslâm dininin Türklere Türkçe anlatılmasını istiyordu. Yine bu sebeple  1925’te “Elmalılı Meal ve Tefsiri” ile “Buharî Hadis külliyatı Tercümesi” hazırlanması talimatını verdi. 1927’den itibaren Cuma  hutbeleri Türkçe verilmeye başlandı. Daha önce Cuma hutbelerinde hiç Türkçe bir şey söylenmezdi.

 

Atatürk, 1930’lu yılların başından itibaren Türk tarihi-Türk dili ve İslâm dini konularında Türkçü/milliyetçi uygulamalar başlattı. Bu uygulamaları, baştan sona Türk tarihinin araştırılıp yazılması, Türkçenin sadeleştirilmesi, dinin Türklere Türkçe anlatılması olarak özetleyebiliriz. Din alanında 1932’den itibaren Türkçe Ezan, Türkçe Kur’an okunması, bu uygulamalardandır. Türkçe Kur’an meselesinin aslı şudur: Atatürk, 1932 Ramazan’ında seçtiği ünlü hafızlara bazı camilerde örnek olmak üzere namaz dışında Kur’an’dan bazı ayetlerin aslını okutup Türkçe meallerini yaptırdı. Bu uygulamaya bazı yobazlar, “Türkçe Kur’an okutuyor” diyerek karşı propaganda yaptılar. Bu propaganda günümüzde de Türklük, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı bazı kasıtlılarca devam ettirilmekte cahil vatandaşlar kandırılmaktadır. Halbuki bu uygulamayı yapan hafızların hatıraları meydandadır. Bazı Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının propaganda yaptıkları gibi namazlarda ise kesin olarak “Türkçe Kur’an” okunmamıştır. Kadıköy’de kendiliğinden Türkçe mealle namaz kıldıran Cemalettin Seven adında bir imam, meslekten atılmıştır.

 

Atatürk’ün din ve İslâm dini aleyhinde hiçbir tavrı, sözü ve uygulaması olmamıştır. Fransız gazeteciye verdiği röportajda değdi gibi o, “Türk milletinin bütün sadeliği ile daha dindar olmasını istemiştir.”  Nitekim Kur’an ve Hadis tercümeleri yaptırmasının sebebini şöyle açıklıyor:

 

“Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kur’an Türkçe olmalıdır. Türk, Kur’an’ın arkasından koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor. Benim maksadım, arkasında koştuğu kitapta neler var Türk anlasın.”

 

Kısacası, Çankaya’da 12 yıl özel kütüphaneciliğini yapan Nuri Ulusu’nun, “Atatürk’ün Yanıbaşında” adlı eserinde dediği gibi, “Atatürk, dinine, Allah’ına, peygamberine, onun kitabına yani Kur’an-ı Kerim’e inanan iyi bir Müslüman’dı.”

 

“Biz ne Bolşevik ne Komünist ne biri ne diğeri olamayız; Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız.”

 

“Hz.Muhammet, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur; benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar o ölümsüzdür.”

 

“Din vardır ve lâzımdır. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.”

 

“Halbuki, elhamdülillah hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız.”

diyen Atatürk’ü başka türlü değerlendirmek mümkün değildir.”

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü