Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Polatlı Şubesinde Konferans Verdi

20 Şubat 2016
Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Polatlı Şubesinde Konferans Verdi

Türk Ocakları Polatlı Şubesi tarafından 20 Şubat 2016  Cumartesi günü Polatlı Belediyesi Nikâh Salonunda, Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi     Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç Dr. Mehmet Akif Okur’un konuşmacı olarak katıldığı, “Terör ve Savaş Kıskacında Türkiye” konulu Ocakbaşı Sohbeti gerçekleştirildi. Toplantıya, Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, Belediye Meclis Üyeleri, Türk Ocakları Polatlı Şube Başkanı İlhan Dereköy ve Türk Ocakları Polatlı Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.Toplantının açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Polatlı Şube Başkanı İlhan Dereköy konuşmasına şöyle devam etti’’İlk Ocakbaşı Sohbetimizi gerçekleştiriyoruz.Hepinizin bildiği üzerine Türk Ocakları Osmanlının buhranlı yıllarında 1912 kurulmuştur.Çanakkale ve Kurtuluş savaşının kazanılmasında önemli görev üstlenmiştir.Türk Ocakları bilim sanat ve kültür alanında milletine hizmet etmeye çalışan en eski ve köklü sivil toplum kuruluşudur dedi.İlk Ocakbaşı Sohbetinde kıymetli hocamız Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Mehmet Akif Okur bizlerle olacak .Gönül arzu ederdiki böyle terör ve savaş ile ilgili bir sohbet yapmayalım.Ama malumunuz ülkemiz bir terör belası veyangın yerine dönen  Ortadoğuda savaşın içine çekilmeye çalışılıyor.Polatlıda iki gün önce Ankaradaki patlamada bir evladını bir şehidini toprağa verdi.İnşallah Ülkemiz bu terör belasından bir an önce kurtulur.Cenabı Allah ülkemizin birlik ve beraberliğini daim etsin.’’ dedi.

Daha sonra Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Mehmet Akif Okur Ocakbaşı sohbetine başladı Okur’’ Türk dış politikasının pek çok sorunla yüz yüze kaldığına değinen Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, sorunlar karşısına Türkiye'nin menfaatlerini korumak için çok büyük bir hassasiyetin gösterilmesinin gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Türk dış politikası pek çok sorunla yüz yüze. Bu sorunlara cevap verebilmek için, bu sorunlar karşısında Türkiye’nin menfaatlerini koruyabilmek için çok büyük bir hassasiyetle hareket edilmesi lazım. Çok ciddi planlamalarla hareket edilmesi lazım. Ancak biz hem Ortadoğu’ya baktığımızda hem Türk dış politikasına birçok anlamda baktığımızda bu hassasiyetin eksikliğini görüyoruz. Planlama hatalarını görüyoruz. Bu yüzden dış politikada atılan bir kısım yanlış adımların, daha sonra Türkiye’nin karşısına ciddi maliyetler olarak çıkmaya başladığını görüyoruz. O yüzden Türk dış politikası, bugün baştan sona yeniden, bölgenin, dünyanın ve Türkiye’nin gerçeklerine göre ele alınmayı bekliyor. En büyük sorun kaynağı olarak da şu anda etrafımızda yaşanan büyük yangını görüyoruz.” “Sınırlarımızın dibinde pek çok terör örgütü var” “Suriye bir iç savaşın içerisinde. Suriye’deki iç savaş, Türkiye’nin beklentilerinin ötesinde bir biçimde cereyan etti. Çok kısa bir zaman diliminde sona erecek bir çatışma beklentisi ile hareket edildi ama iç savaş uzadı. Bölgeye, bölgedeki krize müdahil olması umulan, Suriye’deki krizi sonlandırmak için adım atmadılar. Bu da tabi Türkiye’ye çok ağır maliyetler yükledi. Türkiye krizin başlarında, uluslararası toplumu harekete geçirebileceği düşüncesiyle Suriye’den Türkiye’ye göçü teşvik etti. Ama Türkiye’nin koyduğu çıtalar hızla aşıldı. İlk başlarda yüz bin gibi bir rakam telaffuz edilmekteyken, bugün Türkiye’deki mülteci sayısı milyonla ifade ediliyor. Geleceğe dönük olarak, Türkiye’nin halletmesi gereken önemli bir mesele, sınırımızın dibinde pek çok terör örgütü var. Ben sürecin başından itibaren, çözüm süreci değil de, çözülme süreci olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünyada, terör örgütleri ile mücadelenin işleyen bir formatı vardır. “Terörle mücadele nasıl yapılır?” “Başarılı bir terörle mücadele nasıl yapılır denildiğinde, karşımızda bir kısım örnekler var. Bu örnekleri incelediğimiz zaman şu sonuçlara varıyoruz: 1- Terörle mücadele uzadıkça, terör örgütleri yoruluyor ve devletler kazanıyor. Çünkü terör örgütleri değil, devletler kurumsal yapılardır. Devletlerde yönetimler gidiyor, yeni yönetimler geliyor ama terör örgütleri kendilerini kuran kadroya mahkumlar. Bu kadronun yaşlanmasıyla beraber örgütler ümitlerini yitiriyorlar ve kararlı duran, mücadelede ısrar eden devletler kazanıyorlar. Türkiye’nin o yüzden pozisyonunu bozmaması lazımdı. Türkiye bu eğilime tam ters bir biçimde, kendisi geri adım atmış durumda bulunuyor. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. 2- Dünyada terör örgütlerinin silahsızlandırılması hususunda müzakere ancak şu aşamada başarılı oluyor: Terör örgütleri asla kazanamayacaklarını görüyorlar, yenildiklerini görüyorlar, kendilerine mücadelelerini canlandıracak biçimde destek verebilecek hiçbir aktör-unsur olmuyor. Bir ümitsizlik halinde son halka olarak silahı nereye teslim edeceğini konuşabiliyorsunuz. Ama Türkiye’nin örneğinde olduğu gibi bunlarla siyasi müzakere falan yapmıyorsunuz.” “Türkiye’nin, bu etnik tuzağın içine düşmemesi lazım” “Yapılan yanlışlardan biri de PKK’nın belli bir coğrafyayı yönetmesine izin vermek oldu, PYD adı altında. Örgüt, bu sayede hem özgüven tazeledi, Türkiye’den taleplerinin çıtasını yükseltti hem uluslararası alanda diplomasi yapma imkânını buldu, ABD dâhil büyük güçlerle temasa geçti, onlarla IŞİD’e karşı mücadele örneğinde olduğu gibi adeta bir ittifak ilişkisi geliştirmeye çalıştı. Eğer silahımı dünya sisteminin güçlü aktörlerinin hasım gördüğü unsurlara karşı yöneltirsem, o zaman silahımın elimde kalmasını isterler diye düşündü ve destek tabanını, destek alanını genişletti. Türkiye ise bu süreci izledi, yani PYD’nin orada varlığını, var olmasını ve ayakta kalmasını. Bu da tarihî yanlışlardan bir tanesiydi. Şimdi Türkiye’de yapılan araştırmalara bakıldığında, sürecin başlamasından evvelki ve sonraki bilimsel araştırmalara bakıldığında, biz bir çözülme dinamiğinin işlemeye başladığını görüyoruz. Daha önce etnik kökenini düşünmeyen, hangi kökenden gelirse gelsin kendisini Türkiye’de eşit yurttaş hisseden insanlar, süreçle beraber ekranlardan yürütülen o büyük, muazzam propagandanın tesiriyle kendilerine etnik köken aramaya başladılar. Bu da tabi toplumdaki karşılıklı kutuplaşmayı ve huzursuzluğu artırıyor. Biz, etrafımızda etnik kökene dayalı siyasetin, ülkeleri nasıl parçaladığını en canlı biçimde izleyen bir ülkeyiz. İşte Irak’taki çatışmaların sebeplerine bakıldığında, her etnik unsurun etnik kökeni itibarıyla siyasileşmesinin sonuçlarını görüyoruz. Suriye’de benzer bir durum görüyoruz. O yüzden Türkiye’nin, bu etnik tuzağın içine düşmemesi lazım. Bir an önce uçurumun kenarından arabasını çekmesi gerekiyor.” “Önümüzde uzun ve zorlu bir mücadele çağının kapıları açılıyor” “Büyük Ortadoğu Yangını, dünya düzeninin çatışmaya doğru evirilen dinamikleriyle Türkiye'nin sınır boylarında buluşuyor. Önümüzde uzun ve zorlu bir mücadele çağının kapıları açılıyor. Kopmakta olan fırtınayı en az badire ile atlatabilmek için dünkü yanlışları tekrarlatmayacak bir stratejik göze ihtiyacımız var. Biz dünya düzeninin içinde bir büyük kapışmanın olacağını biliyoruz. Onun ön cephesi biz olmamalıyız. İçine girdiğimiz bu buhranlı dönemden acil bir biçimde dersler çıkararak hata yapma ihtimalimizin kalmadığını görerek geleceğe doğru ilerlemeliyiz.”dedi.

Doç.Dr.Mehmet Akif Okur’a teşekkür eden Şube Başkanı İlhan Dereköy Ocakbaşı sohbetine katılan Belediye Başkanı Sayın Mürsel Yildizkaya 'ya , Belediye Meclis Üyelerine ,katılımcılara ve kıymetli Ocaklılara teşekkür etti.Daha sonra Polatlı Belediye Başkanı  Sayın Mürsel Yıldızkaya Sayın Okur’a Sakarya Savaşının kazanıldığı topraklarda Kartaltepedeki  Mehmetcik Anıtı heykelciğini hediye etti.Program günün anısına fotoğraf çekiminden sonra bitti.Ardından İhsan Edip Doğan’ın başkanlığını yaptığı  İstiklal Madalyalılar Derneği ziyaret  edildi .

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü