Türk Dünyası Yardım Kampanyası

19 TEMMUZ 2009

00 0000
Derin ÇELİK

Tütün mamulleri tüketiminin azaltılması ve tütün tüketen ile tüketmeyen ancak tütün dumanına maruz kalan vatandaşlarının sağlıklarını korumak maksadıyla, devletlerin alacağı pek çok tedbir vardır. Bilgilendirme, eğitim, vergi düzenlemeleri ve fiyat politikaları bahse konu tedbirlerden bazılarıdır. Yasaklamalar ve cezai müeyyideler gibi yasal düzenlemeler de bu tedbirler arasında yer almaktadır.

Ülkemizde tütün mamullerini kullananların sayısı her geçen gün artmaya başlamıştır. Sigaraya başlama yaşı da geçmiş yıllardakine nazaran gittikçe düşmüştür. Hal böyle iken yukarıda bahsedilen tedbirlerden biri olan 7.11.1996 tarihli ve 4207 sayılı “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” aradan geçen zaman içerisinde ihtiyaçlara cevap veremeyecek hale gelmiştir. Ayrıca Türkiye, 25.11.2004 tarihinde kabul edilen 5261 sayılı kanun ile Dünya Sağlık Örgütü’nün Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesinin tarafı olmuştur. Bu sözleşme, bütünü ile temel hak ve özgürlüklerin gözetildiği bir sözleşmedir. Sözleşmenin tarafları; halk sağlığını koruma haklarına öncelik verme kararlılığını taşımakta, tütün salgınının yayılmasının, halk sağlığı için ciddi sonuçları olan ve etkin, uygun ve kapsamlı bir uluslararası tepki verilmesinde mümkün olan en geniş uluslararası işbirliğini ve tüm ülkelerin katılımını gerektiren küresel bir sorun olduğunu kabul etmişlerdir. Bu çerçevede, 7.11.1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunun adı "Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun" şeklinde değiştirilmiş ve tütün mamullerinin tüketilebileceği alanları oldukça kısıtlayan yeni düzenlemeleri beraberinde getirmiştir.

Yapılan düzenleme ile 4207 sayılı Kanunun 2. maddesinin başlığı "Tütün ürünlerinin içilmesi yasaklanan yerler” olarak değişmiştir. Buna göre tütün ürünlerinin içilmesinin yasak olduğu yerler; “Kamu hizmet binalarının kapalı alanları, Koridorları dâhil olmak üzere, her türlü eğitim, sağlık, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok sayıda kişinin girebileceği konutlar hariç, binaların kapalı alanları, Taksi hizmeti verenler de dâhil olmak üzere, karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçları, Okul öncesi eğitim kurumlarının, dershaneler dâhil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, on sekiz yaşını doldurmamış kişilere yönelik kültür ve sosyal hizmet binaları, sağlık hizmetlerinin verildiği kurumların ve ibadet hanelerin müştemilâtı mahiyetindeki açık alanları”dır.

Ancak, kamu hizmet binalarında, birden çok sayıda kişinin istihdam edildiği çalışma alanlarında, Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde, şehirlerarası veya uluslararası güzergâhlarda yolcu taşıyan demiryolu ve denizyolu araçlarında, tütün ürünleri tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulabilecektir. Bu alanlara on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin girmeleri yine bu kanunla yasaklanmıştır.

Ayrıca, Otelcilik hizmeti verilen işletmelerde, tütün ürünleri tüketilemeyecek ancak, bu ürünleri tüketen müşterilerin konaklamasına tahsis edilmiş kısımlar oluşturulabilecektir. Açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerler ile bunların seyir yerlerinde de tütün ürünleri kullanılamayacaktır. Bu tesisler de, tütün ürünlerinin tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulabilecektir. Tütün ürünleri tüketilmesine tahsis edilen kapalı alanların koku ve duman geçişini önleyecek şekilde tecrit edilmesi ve havalandırma tertibatı ile donatılması gerekmektedir. İşletmelerin kapalı alanlarında tütün ürünleri kullanmayanların sağlığını tehlikeye düşürmeyecek tarzda ve kullanım alanlarının yarısından az olmamak üzere tütün dumanından ve kokusundan havalandırma ve benzeri yollarla arındırılmış ayrı yerler düzenlenecek ve bu düzenlemeyi yapmayan veya yapamayan yerlerin tamamında tütün ürünleri içilemeyecektir. İstisna olarak belediye sınırları dışındaki kahvehanelerde, işletmelerle ilgili olan bu hüküm uygulanmayacak ancak bu kahvehanelerde yeterli havalandırma tertibatı oluşturulacaktır.

19 Temmuz 2009 tarihinde uygulanmasına başlanacak olan kanun değişikliği, tütün tüketmeyen kesimi memnun ettiği kadar, tütün tüketen kesimin de tepkilerine yol açmıştır. Ancak, dünyada her yıl 5 milyon kişi sigara kullanımı dolayısıyla ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybederken verilere göre, Türkiye'de son 20 yılda sigara tüketimi yüzde 80 oranında artmıştır. Sağlık Bakanlığı eğer önlem alınmaz ise 2020 yılında Türkiye'de 10 milyon kişinin hayatını sigaraya bağlı nedenlerle kaybedeceğini bildirmektedir. Ve yine eğer etkili önlemler alınmazsa bu yüzyılda bir milyar kişinin sigara yüzünden öleceği ve ölümlerin yarısının orta yaşlarda gerçekleşeceği öngörülmektedir. Dünyada 15 yaş üzeri her 3 erişkinden biri, nüfusun ise 1.2 milyarı sigara kullanmaktadır ve kullananların yüzde 80’i gelişmiş ülkelerde yaşamaktadır. Türkiye’de de 18 yaş üstü erişkinlerin yüzde 33.4' ü sigara kullanırken tüm ölümlerin yüzde 23'ü de sigaraya bağlı nedenlerden kaynaklanmaktadır. Sigaradan aktif içici olarak etkilenenler dışında içmedikleri halde kapalı yerlerde içenlerin verdiği zarara en az onlar kadar iştirak eden milyonlarca insanın pasif içici olarak kansere ve benzeri hastalıklara yakalanma riski son derece yüksektir. Sigara içenle, sigara dumanı ile kirletilmiş havayı teneffüs eden kişi arasında, gördüğü zarar bakımından çok az fark vardır.

Netice olarak, tütün tüketimine ilişkin bu çarpıcı gerçeklerin ışığında bakılacak olursa, “Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkındaki Kanun” un karmaşık, yanlış anlamalara ve keyfi uygulamalara meydan verebilecek nitelikte olması, kolluk güçlerine ve belediye zabıtalarına ceza verme yetkisi tanımış olması gibi nedenlerle eleştirilmesinde haklılık, sigara içmenin yanlış ve böyle bir kanunun gerekli olduğu gerçeğini inkâr etmeyi gerektirmez. Dolayısıyla, tütün ve tütün mamullerinin zararları ile yapılacak mücadele için yapılan bu yasanın uygulanabilirliği veya ileride yeni düzenlemelere ihtiyaç doğuracağı yönündeki eleştirilere yasama ve yürütme üyelerimiz kulak vermelidir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü