Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Aritmetik Ortalama

31 Temmuz 2011
Eriman TOPBAŞ

İstatistik kitapları, “ortalama” kavramını, “serideki bütün kıymetleri temsil eden tek rakam” olarak tanımlamaktadırlar. Bu tanım bize ortalamanın temsilci bir değer olduğunu anlatmaktadır. Bu değer, neyi temsil etmekte? Belli bir değerler kümesini ve üretilmiş değerler üzerinden değerleri üretenleri. Burada değerler kümesi temsil edilen, ortalama da temsil eden durumundadır. Acaba, temsilciden hareketle temsil edilen hakkında yaklaşık bir fikre sahip olma imkânımız var mıdır? Elbette vardır. Zira ortalama, üretilmiş değerlerin toplamından elde edilir ve onların her birinden etkilenir. Dolayısıyla, ortalamadan hareketle ortalamanın temsil ettiği küme hakkında belli düzeyde öngörüde bulunmak mümkün gözükmektedir. Aynı şekilde, temsil edilenden hareketle temsilci hakkında da yaklaşık bir yargıya varılabilir. Ancak her fikir gibi, buradan elde edilecek fikirler de denenmeye muhtaçtırlar.

Ortalamalar genelde iki amaca hizmet ederler. Birincisi, “herhangi bir örnekten elde edilen sayısal veri grubunu”; ikincisi ise “dolaylı olarak ve belli bir doğruluk derecesinde popülasyonu” açıklamaya. Buradaki her iki durumda da bir anlamlandırma söz konusudur. Yani, temsil eden ile temsil edilen arasında anlamlı ilişki kurmak. Temsilciden hareketle temsil edileni anlamaya çalışmak. Normal şartlarda, temsilci ve temsil edilen kendi içinde bir bütün oluşturur. Bu bütünsel yapının anlamlı olması için temsil eden ile edilen arasında anlamlı bir ilişkinin olması kaçınılmazdır. Aksi durumda, anlamlı bir bütünden bahsetmek birazın ötesinde zor olur.

Bilindiği gibi “aritmetik ortalama” nicel verileri yorumlamada kullanılan bir istatistiki değerdir. Bu istatistiki değer, toplumsal yapıları yorumlamak için de kullanılamaz mı? Bana göre kullanılabilir. Aritmetik ortalamanın temel işlevi temsilciliktir. İşte söz konusu kavramın bu özelliği üzerinden toplumsal yapılar yorumlanabilir. Örneğin, vakıf gibi, dernek gibi sivil toplum kuruluşlarını “aritmetik ortalama” kavramıyla açıklayabiliriz. Sivil toplum kuruluşlarındaki yönetim kurulu üyelerini yönettikleri kümenin aritmetik ortalaması kabul edebiliriz. Zira yönetim kurulları, bir bakıma aritmetik ortalama gibi belli bir değerler bütününü temsil etmektedirler. Yönetim kurulu başkanları da yönetim kurulunun aritmetik ortalaması olarak kabul edilebilir. Zira o da bir anlamda yönetim kurulunu, yönetim kurulu üzerinden de tüm kümeyi temsil etmektedir.

Sivil toplum kuruluşları, belli bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiş bireylerin duygu, düşünce ve kararlarının somutlaşmasıyla ortaya çıkan toplumsal yapılardır. Bu toplumsal yapıların yönetim kurulları ve yönetim kurullarına başkanlık eden kişilerin normal şartlarda temsil ettikleri kümenin ortalama değerlerini somut bir biçimde ifade etmeleri beklenir. Beklenti karşılanırsa, temsil edilen ile temsil eden arasında olması gereken bütünleşme gerçekleşir ve belirlenen amaca daha kolay ulaşılır. Beklenti karşılanmaz ise, herkes kendi türküsünü söyler. Her bir bireyin kendi türküsünü söylememesi için temsilci yapının temsil edilen yapıda yer alan tüm bireyleri temsil edecek kapasite ve kabiliyette olması gerekir. Aksi halde, belli bir toplumsal görevi ifa etmek amacıyla kurulan sivil toplum kuruluşu yerinde patinaj yapan bir arabanın durumuna düşer. Kuruluş sürecinde belirlediği amaçlarını etkin bir biçimde gerçekleştiremez. Bu beceriksizliğin gerekçesini ise dışarılarda aramaya koyulur. Herkesten şüphe etmeye başlar. Gelişmenin önünü açacak önerilere kulak tıkar ve sonunda sosyal yapıyı bitkisel hayata sokar.

Biraz daha ileriye gidip şu soruyu soralım: Bir ülkenin aritmetik ortalaması olabilir mi? Bence olabilir. Her ülkenin millet meclisi o ülkenin aritmetik ortalaması gibidir. Çünkü ülkelerin millet meclisleri, normal şartlar altında, o ülkelerde yaşayan bireylerin siyasi duygu, düşünce, kanaat ve kararlarının somut yansımaları olup ülkelerinin ortalama değerlerini temsil ederler. En azından beklenti bu yöndedir. Beklentiye cevap verme kabiliyeti ile temsil gücü arasında doğrudan bir ilişki vardır. Beklentiyi karşılama kabiliyeti arttıkça, temsil etme gücü de artmaktadır. Hal böyle olunca, mecliste temsil gücünü artırmak isteyen siyasi oluşumların aritmetik ortalamayı iyi kavramaları ve siyasi örgütlenmelerini aritmetik ortalamanın işlevini dikkate alarak yapmaları gerekmektedir.

Sonuç olarak dernek, vakıf, siyasi parti vb gibi belli bir toplumsal yapıyı temsil etme görevini üstlenmiş olan toplumsal yapılar ulusal boyutta bir etki sağlamak isterlerse ulusal düzeyde bir ortalama, uluslar arası boyutta bir etki meydana getirmek isterlerse uluslar arası boyutta bir ortalama oluşturmak zorundadırlar. İnsani değerleri yüksek kültürler ve insani değerleri yüksek medeniyetler, insani değerler bağlamında aritmetik ortalamaları yüksek toplumlar eliyle kurulabilir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü