Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Denizli Şubesinden Gündeme Dair Basın Açıklaması

16 Mart 2016
Denizli Şubesinden Gündeme Dair Basın Açıklaması

Otuz yıldır sürüp gelen PKK terörü 2015 yılının ortalarından beri yeni bir evreye girmiş bulunmaktadır. Güneydoğuda birçok yerde çatışmaların sürmesi, güvenlik güçlerinin şehit edilmesi, terör saldırılarının il ve ilçe merkezlerine sıçraması, ve son yaşadığımız Ankara saldırısı sorunun hangi boyutlara geldiğini göstermektedir.

 

Henüz geçen yılın ilk aylarında ülkeyi yönetenler çözüm sürecinde sorunun çözülmesi aşamasına gelindiğini, PKK’lıların silah bırakıp sınır dışına çıkmasının yakın olduğunu sık sık tekrarladıkları, örneğin Davutoğlu’nun “çözüm sürecinde tempo hızlandı, inşallah bu bahar güzel şeyler olacaktır” şeklindeki müjde haberinden birkaç ay sonra gelinen noktada adı geçen sürecin sanal bir süreç olduğu açıkça görülmüştür.

 

Vaktiyle kamuoyunda çok tartışılan Büyükşehir Yasası’nın güneydoğuda istismar edildiği bugün hükümetin de kabulündedir.

 

Peki tümüyle 2009 yaz aylarından başlayarak 6 yıl boyunca üstelik değişik adlarla kesintisiz sürdürülen sürecin onca zaman “kandırılma süreci” olarak işletilmiş olmasına, devletin yine 6 yıl oyunca “kandırılmasına” ne ad verilir? Bunun sorumluları kimlerdir?

 

PKK terörü, Ortadoğu’daki dengelerin değişmesine, yeni bir jeopolitiğin oluşmasına paralel şekilde farklı bir evreye girmiş bulunuyor. Toplumsal, politik ve psikolojik ortam on yıl öncesinden çok farklıdır. Etnik fitnenin geçersiz kılınması için, bu tabloyu doğru okumak, geçmiş dönemlerde yaşananlardan gerekli dersleri çıkarmak, yeni şartlara uygun yeni politikalar, yöntemler belirleyip kararlılıkla uygulamak zorundayız.

 

MÜCADELE EYLEM PLANI GÜVEN VERİCİ BİR MESAJ MI?

 

Türkiye’nin bundan sonra izleyeceği politikalar, Cumhuriyet döneminin bu en ağır sorununun akıbeti açısından büyük önem taşıyor. Devletimizin bekasının, güvenliğinin ve bütünlüğünün söz konusu olduğu çok kritik bir dönemden geçiyoruz.

 

5 Şubat 2016’da Mardin’de başbakan tarafından açıklanan “Terörle Mücadele Eylem Planı”nın üzerinden yaklaşık bir ay sonra Ankara’da bombalı saldırı olmasının eylem planının yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

 

Planda yer alan yıkılan binaların, evlerin onarılması, kamu kaynaklarının yerinde kullanılmasını sağlayacak denetim mekanizmalarının kullanılması, büyükşehir yasasını istismar eden kamu kurumlarının kendilerine ayrılan bütçelerin yatırım için kullanılması, teröre bu anlamda desteğe izin verilmemesi gibi tedbirlerin alınacağı yönündeki söylemler doğru ancak içeriği muğlâk beyanatlardır.

 

Mücadele Eylem Planı terör sorununun önemi ve ciddiyetiyle orantılı olmadığı gibi, somut ve kesin önlemler bakımından da zayıftır.

 

TERÖRLE MÜCADELE’DE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

 

Son yaşanan Ankara saldırısı ile beraber meydana gelen sivil ve askeri kayıplarda istihbarat zafiyetinin olup olmadığının açıklanması, varsa sorumlular hakkında idari ve hukuki soruşturma açılması;

 

Mücadele Eylem Planına eğitim ayağı da eklenerek, PKK’nın yıllardır bölgedeki okullarda bölücü ideolojisini yaymasına, öğretmen ve idarecilerin taraftarlarından olmasına, öğretmen ve idareciler üzerinde korku ve sindirme operasyonları yapmasına karşı önlem alınmasıözellikle üniversitelerde radikal sol ile ortak hareket ederek üniversite ortamını terörize eden örgüte karşı terörist üreten  aktivist yetişmesine zemin hazırlayan bu şartlara karşı üniversitelerde etkin önlemler alınması, bataklığın kurutulması;

 

Okullarımızda bayrak, vatan, millet, Türkçe gibi bizi millet olarak bir arada tutan temel değerlerimizin öğretilmesi, sevdirilmesi, benimsenmesi buna yönelik yaygın ve örgün eğitim faaliyetlerinin her bölgede aynı ölçüde gerçekleştirilmesi;

 

Tüm uyarılara karşın çıkarılan Büyükşehir Yasası’nın yerel yönetimlerin yetkilerinin daha da genişletilmesi yönünde değil PKK’nın siyasi kanadı olan partilerden seçilen yönetimlerin belediyenin örgütün şubesi gibi çalışmasına engel olunması, bunun için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması ve mevzuat değişikliğine gidilmesi ve bu sayede PKK-KCK’nın şehirlerde yapılanmasının engellenmesi;

 

Toplumsal beraberliğin ve ortak yaşama iradesinin güçlendirilmesi için camilerden ve din görevlilerinden yararlanılması, valiler ve kaymakamlar başta olmak üzere öğretmenler, doktorlar, sağlık personeli v.b görevlilerin aktif, çalışkan, sosyal ilişki kurma becerisi olan ve milli misyon bilincine sahip insanlardan seçilmesine özen gösterilmesi, kamu personeline bölgede aktif koruma hizmetinin sağlanması;

 

Anayasa çalışmalarında kozmopolit bir yaklaşımla milli kimlik ve değerlerden arındırılmış nötr bir Anayasa yapma fikrinden, Türkiye toplumu adıyla mozaik bir toplum oluşturma çabalarından vazgeçilmesi;

 

Örgütün finansal kaynaklarının kurutulması, yurt içindeki ve özellikle yurt dışındaki merkez ve üstlerinin yalnızca tahrip edilmesi değil imha edilmesi, bunun için silahlı kuvvetlere tam yetki verilmesi;

 

Örgütün propagandasına olumlu yanıt veren yurtdışı odaklarına devlet katında güçlü bir tepkinin gösterilmesi gerekmektedir.

 

SİVİL TOPUM KURULUŞLARI

 

Demokratik sistemin en önemli ayaklarından olan, toplumun sosyalleşmesi için birer fırsat olan sivil toplum kuruluşlarının, içinde bulunduğumuz terörize edilmiş toplum konumundan çıkmamız için önemli misyonlar edinmeleri gerekmektedir.

 

Bunun için sivil toplum kuruluşları ve yöneticileri politize tavır yerine milli tavrı tercih ederek milli ve manevi meselelerde ülke menfaati gereğince birbirleriyle beraber hareket etmekten çekinmemeli.

 

Yerel sivil toplum kuruluşlarının milletimizin bekası, ortak milli ve kültürel değerlerin benimsenmesi ve geliştirilmesi, gençliğin ve kadınların iş ve sosyal hayata entegrasyonu, gençliğin terörize guruplara kaptırılmasına engel olunması için etkin çalışmalar yapması, dernek ve sendikalar arasında iletişimin sağlanması, yerelde ve genelde güvenliğin sağlanması, teröre karşı çarelerin tartışılması ve aranması gerekmektedir.

 

Huzurlu, terörizmden temizlenmiş bir ülke umuduyla yerelde ve genelde alınması gereken önlemlerden bazılarını belirttiğimiz işbu açıklamamız vesilesiyle 18 Mart Çanakkale Şehitlerimizi ve dünden bugüne bütün şehitlerimizi yad ediyor, Ankara’da yitirdiğimiz vatandaşlarımız için milletimize baş sağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü