Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Malatya Şubesinden Çanakkale Zaferine Dair Bir Mülahaza Konferansı

18 Mart 2016
Malatya Şubesinden Çanakkale Zaferine Dair Bir Mülahaza Konferansı

Malatya Türk Ocağı olarak her Cuma akşamı düzenlemiş olduğumuz sohbet programımızı bu hafta da gerçekleştirdik.


Ülkücü Şehit Mürsel Karataş'ın kardeşi İlhami Karataş'ın okuduğu Çanakkale Şiiri sonrası, tüm şehitlerimiz için Kur'an tilaveti yapıldı.

 

Kalabalık bir dinleyici grubu tarafından takip edilen bu haftaki programımızda Malatya İl Kültür Şube Müdürü Gülhan Haliloğu'nun Çanakkale Zaferinin yıldönümü münasebetiyle hazırlamış olduğu "ÇANAKKALE ZAFERİNE DAİR BİR MÜLAHAZA" başlıklı sunumunu dinledik. Eşsiz üslubu ile Gülhan Haliloğlu şunları söyledi;


"
18 Mart Çanakkale Zaferi sebebiyle Malatya Türk Ocağı Şubesince “Çanakkale Zaferine Dair Bir Mülahaza” konulu konferans düzenlendi. Konuşmacı olarak katılan İl Kültür Ve Turizm Şube Müdürü ve Bilim Uzmanı Gülhan Haliloğlu “Çanakkale Zaferi neyin zaferidir ?” sorusu üzerinde odaklaşarak şunları söyledi:

 


-Çanakkale Zaferi, muhafaza edilen “mevzi”nin zaferidir… Zira marifet o ki, “mevzi”yi kaybedenler, “mevzu”yu da kaybederler… Mevziyi terk eden, mevzuyu terk eder… Mevziyi hiçe sayan, mevzuyu hiçe sayar… Mevzi ‘hüvem’yani hüviyetimdir… Mevzu ise “mâ hiye”m, yani mahiyetimdir…Mevziye konulandır mevzu!. Mevzi mekân, mevzu mekin olandır. Mekâna yerleştirilen… Mesela Türk mevzidir, Türklük mevzu. İslam mevzidir, Müslümanlık mevzu… İman mevzidir, mümin mevzu… Millet mevzidir, ümmet mevzu… Halk mevzidir, hukuk mevzu… İnsan mevzidir, üns mevzu… Aşk mevzidir, maşuk mevzu… İrade mevzidir, murad mevzu… Eylem mevzidir, eyleme mevzu… Vatan mevzidir, vatandaş mevzu… Harp mevzidir, zafer mevzu… Benin bilgisi mevzidir, senin bilgisi mevzu… Bu zincir böyle gider. İşte mağluplar, mevzisizlerdir… Mevzisizler de mevzusuzlar…! Kemâl-i edâ ile daha mümkünse hüsnü edânın kemâliyle şunu demeliyiz: Kahraman mevziyi, mevziîliği muhafaza edendir. Bu yerde koyu renkli bir muhafazakârlık gerekir. Muzaffer ise, mevzuya erişendir!.. Çanakkale Zaferi, evet mevzinin ve de mevzunun zaferidir! Bunda hiç tereddüt yoktur! 

 


Mevzi’ yi işaretledik, işaretlenmesi gerekli bir akraba var ki, o da “mevziî”dir. Bir yere mahsus, bir yere has demektir. Başka bir yere konulması asla mümkün değildir. Kendisini imha eder,”mekân-ı mahsu”sundan olmaz! Mesela “sevda”nın mekân-ı mahsusu nutfedir. Nesefli Aziz’in dediği de budur. Kendine mahsus mekâna öylesine yapışmıştır ki etle tırnak gibidir.Onun için de mevziî olan,çok özel olandır…Mevziî olanı her ne pahasına olursa olsun korumak, herkese “farz-ı ayn” dır ! Bizzat eylemeye mecburdur! Aksi halde “farz-ı kifâye” ye dönüştürmek, ihanet olur!..

 


Bu Tanrımsı Toprak, bu Cennet Vatan mekân-ı mahsusumuzdur… Mevziîdir… Sevday-ı mevziiye ile, bir yerde olan bir yere mahsus sevdâ ile vatandır… Ananın rahmidir… Ananın rahmine düşen nutfenin tecessümüdür…

 


Bu sebepledir ki verdiklerimiz oldu… Ama asla vermediğimiz, vermeyeceğimiz bir yer var ki, işte o yer tam burasıdır… Mekân-ı mahsusumuz olan bu vatandır… Bu Mevzi ’den, Mevziî’den, bu Mevzu’dan hiç kimse, hiçbir güç bizleri almaya kadir olmayacaktır. Çanakkale’de denediler, Boğaz Harbi ile bütün senlikleriyle almak istediler, ne oldu? Alabildiler mi?

 


Çanakkale Zaferi, mekan-ı mahsusa layık görülen “ehass-ı nas”ın,en has insanın “zafer-i hass”ıdır! Yani, insanın en hassına has olan has bir zaferdir! Bu sebepledir ki verdiklerimiz oldu… Ama asla vermediğimiz, vermeyeceğimiz bir yer var ki, işte o yer tam burasıdır… Mekân-ı mahsusumuz olan bu vatandır… Bu Mevzi’den, Mevziî’den, bu Mevzu’dan hiç kimse, hiçbir güç bizleri almaya kadir olmayacaktır. Çanakkale’de denediler, Boğaz Harbi ile bütün senlikleriyle almak istediler, ne oldu? Alabildiler mi?

 


Mağlubiyet eyleyemeyenlerin, muzafferiyet ise eyleyebilenlerin oldu… Eylem güzel vasfını da taşır, çirkin vasfını da… Ama eyleme, sadece güzellikle mücehhez… Onlara eylem yakıştı, bize de eyleme… Eyleme de eyledi eyleyeceğini… Muzaffersin dedi!”

 


Her zaman ki gibi, dikkatle dinlenilen Haliloğlu konuşmasını sürdürerek: 

 


Arkadaşlar! İsmet Özel’in de ifade ettiği gibi “İslam, dinlerden bir din; Türk Milleti de milletlerden bir millet değildir.” Hz. Peygamberin methettiği, özlediği millettir. Bunu da gerek feth-i mubin ile gerek Çanakkale’yi geçilemez yapmakla ve gerekse de kurtuluş savaşıyla ispatlamıştır. Derd-i iştiyâk” ile “nutk-u can “olmuş bir millet varsa o da Türk milletidir. Çanakkale’de vatan topraklarına birer cemre olup düşen şühedamız, Bedr’in Arslanları kadar şanlıdır. Onun için de Çanakkale Zaferi, şaşanın, şaşıranın zaferi değildir; şaşırtanın zaferidir… O şaşırtanlar ki, ne varlığa sevinirler, ne de yokluğa yerinirler... O şaşırtanlar ki, imkânı başkalarında, taşrada değil; kendinde bulabilenlerdir… O şaşırtanlar ki, “içinini” Allah için görenler ve “dönüşümüm Allah içindir” davasını güdenlerdir… O şaşırtanlar ki, ”âlem-i kuds”ile, kutsiyet âlemiyle aşina olmuş ve de “SELAMÜN KAVLEN MİN RABBİ-R RAHİM”ce merhametli Rabb’in selamına susamışlardır… O şaşırtanlar ki, ölmeden önce ölenler, ölmesini bilip ölümü hak etmişlerdir…

 

 
Çanakkale Zaferi, ŞEHÎD olmadan önce ŞÂHİD olanın zaferidir... Çanakkale Zaferi, atasından, “ne yapıyorsun?” denildiğinde, ”ne yapayım, emaneti dolaştırıyorum” sözünü duyan, bu sözün merkezindeki hikmeti sezip sızanların zaferidir… Çanakkale Zaferi, güzel eylemenin, güzeli tastikin, takvânın yani haksızlık ve hukuksuzluk etmemenin zaferidir…Kolayın kolaylaştığı gündür 18 MART!..

 


Çanakkale Zaferi, hiçliğin grameri ile konuşanların Zaferi değildir! Ben hakikatim” dedirten bir gramer ile konuşanların zaferidir… Göktürklerden kalma “Irk Bitig”adlı milli kaynağımızda Tanrı şöyle der: ”Ben Kara Yol Tanrısıyım. Kırılanları birleştirir, yırtılanları onarırım!” Çanakkale’de Yüce Tanrı, kırılanları birleştirmiş, yırtılanları onarmıştır! 

 


Çanakkale Zaferi, “kut kuşağı”ndakilerin, kendi öz cevherlerinde Tanrı ile temasa geçenlerin, geçebilenlerin kârıdır! Makuliyet ile makbuliyetin tevhidi ile hâsıl olan bir zaferdir! Çanakkale Zaferi, Gönül yaylarından bedenlerini bir ok misali fırlatan, kadrine baha biçilmez, ehl-i ikrar olan emsalsiz ve ölümsüz kahramanların nasibidir! Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdır!

 


Hâsılı Çanakkale bir destandır, Destan da Çanakkale’dir! Dünyaya bedel bir mücadelenin adıdır Çanakkale! Haliyle Çanakkale’de neşv ü nemâ bulan ruhu yaşamak ve yaşatmak, yediden yetmişe namusumuzdur. Bu namusu o gün onca düvele çiğnettirmedik, bu gün o düvelin uşaklarına hiç ettirmeyiz.”

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü