Türk Dünyası Yardım Kampanyası

İnsan Odaklı Devlet

18 Ekim 2009
Eriman TOPBAŞ

Türkçeye Arapçadan geçmiş olmasına rağmen Türk insanı tarafından baş tacı edilmiş olan devlet kavramı; “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık ve bu tüzel varlığın yönetim organları” şeklinde tanımlanmaktadır. Ayrıca kavram mecazi olarak “büyüklük, mevki, talih ve mutluluk” anlamlarında da kullanılmaktadır.Örneğin "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" mısralarında yer alan “devlet” kelimesi “mutluluk” anlamında kullanılmıştır.

İnsanoğlunun sosyal ve kültürel boyutlarının bir ürünü olan devlet, insanın kendisini doğasına uygun olarak inşa edebilmesi için gerekli şartları oluşturmakla mükelleftir. Bu nedenle eğer devlet “baba” gibi olacaksa “koruyuculuk ve kollayıcılık” görevini tüm çocuklarını kapsayacak şekilde yerine getirecektir. Hatta bu görevini, yalnızca hükümran olduğu alanla sınırlı tutmayıp tüm insanlığı hesaba katarak yerine getirmelidir. Eğer devlet “devlet kuşu”nu hükümran olduğu alandaki insanlardan birinin başına kondurmak istiyorsa, yarış alanını adalet ve hakkaniyet esaslarına göre düzenlemelidir. Eğer devlet “sosyal” olacaksa, nüfus cüzdanı veya kimlik numarası verdiği tüm bireyleri sosyal güvenlik ve sosyal adalet şemsiyelerinin altına alabilmeli ve yönettiği tüm bireylerin “mutluluk”tan nasibini almasını sağlamalıdır. Devletin “büyüklüğü” ancak belirtilen şartlar oluştuğunda ortaya çıkar.

Şu veya bu nedenle ulu orta bağırıp çığırmayan, devletini oraya buraya şikâyet etmeyen, devleti için malını ve canını feda etme hususunda zerre kadar tereddüt geçirmeyen bireylerin haklarını korumakta kararlılık gösteremeyen bir devlet, büyük devlet değildir. Nüfus cüzdanı veya kimlik numarası verdiği bir bireyin canını, malını, ırzını, namusunu, onurunu, hakkını, hukukunu koruyamayan bir devlet, bırakın büyük devlet olmayı gerçekte devlet bile olamaz, ancak olsa olsa kâğıt üzerinde devlet olur.

Kâğıt üzerinde “devlet” olan devletlerin vatandaşlarının başına “devlet kuşu” ayrıcalıklı bir biçimde konar, devlet “baba”lık görevini ayrıcalıklı bir biçimde yapar, “mutluluk” ayrıcalıklı vatandaşları arar bulur. Ayrıcalığı olmayanlar, ağızlarıyla kuş tutsalar bile, başlarında “devlet kuşu” bulamazlar, bunlara karşı devletin “babalık” görevi “şiddet” şeklinde ortaya çıkar. Devlet kavramının “mutluluk” anlamı “zulüm” ile yer değiştirir. Bütün olumsuzlukların ortadan kalkması devletin “insan odaklı” olmasına bağlıdır.

Bir ülkede şiddet varsa, terör varsa, bölücülük varsa, her türden kanunsuzluk varsa bunun temel nedeni devletin “insan odaklı” bir yapıdan yoksun olmasıdır. “İnsan odaklı” bir devlette birey can, mal vb güvenliğinden emindir ve kendini doğasına uygun –yaratılmışların en güzeli- bir biçimde inşa edebilir. Dolayısıyla “insan odaklı” yapılanmayı gerçekleştiren bir devlet, yalnızca kendi vatandaşları için değil aynı zamanda diğer insanlar için de cazibe merkezi olur.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü