Türk Dünyası Yardım Kampanyası

CİHANŞÜMUL MERHAMET

11 Ocak 2009
Eriman TOPBAŞ

Normal zamanlarda bile bir hapishaneyi aratmayan Gazze, 2008’in son haftasından beri çoluk-çocuk, kadın-erkek, yaşlı-genç, kurt-kuş, kedi-köpek… kısacası tüm canlı ve cansız varlıkları ile cehennem zebanilerinin zulmü altında ölüm-kalım mücadelesi vermektedir. Başta Arap ülkeleri olmak üzere tüm dünya Gazze’deki korkunç manzarayı sessiz sedasız seyretmektedir. Kuzu kurt hikayesini çağrıştıran İsrail saldırısı, insan merkezli tepkilerden çok din ve soy merkezli tepkilerle kınanmaktadır. Bu durum, 21. yüzyılda insanlığın henüz daha tüm insanları, kültürel farklılıklarına bakmadan, kucaklayabilecek düzeye ulaşamadığını göstermektedir. Hâlbuki 21. yüzyıl insanının her türlü haksızlığa ve adaletsizliğe karşı çıkabilecek bir beyin yapısına sahip olması gerekirdi. Maalesef gözlendiği kadarıyla 21. yüzyılda da cihanşümul boyutta insanı kucaklayabilecek insan miktarı pek tatmin edici orana ulaşamamıştır. Dolayısıyla, insanoğlunun dünya barışını sağlamasını görmek için birkaç asır daha beklemek gerekecektir. Belki de daha fazla.

Dominique Eddé, 5 Ocak 09 tarihli Le Monde gazetesinde yayımlanan makalesinde Gazze’de yaşananları “etnik temizlik” olarak yorumlamaktadır. Öldürülen insanların üçte birinin çocuk olduğu dikkate alınırsa, yazarın değerlendirmesinin doğru olduğu söylenebilir. İsrail güvenlik güçlerinin nokta operasyonlar yerine, sudan gerekçelerle toplu katliamlara yönelmesi “etnik temizlik” tezlerini doğrulamaktadır. İsrail niçin etnik temizlik yapmaya yönelmektedir? Acaba İsrailliler Hıristiyan dünya tarafından etnik temizliğe tabi tutulmalarının sorumluluğunu Filistinli çocuklara mı yüklemek istiyorlar? İsraillilerin Avrupa’dan sürülmelerinin sebebi Filistin halkı mıydı? Sağduyulu bir İsrailli “Gazze’nin şu anki durumuyla Avrupa’daki toplama kamplarının arasındaki farkı” bize açıklayabilir mi? Avrupa’da yaşadığı cehennem azabını Filistin halkına yaşatan Yahudilere hangi kültürün, hangi dinin mensupları sahip çıkmıştı?

Bugün Gazze’de ortaya çıkan merhametsizlik, erdemsizlik ve adaletsizlik dün Irak’ta, Afganistan’da, Bosna’da, Karabağ’da, Vietnam’da, Kamboçya’da, Hindistan’da, Pakistan’da, Japonya’da, Çin’de, Türkistan’da, Afrika kıtasında, Latin Amerika ülkelerinde, Amerika kıtasında ve kısacası dünyanın dört bir yanında yaşandı. Söz konusu durum, bu ülkelerden çoğunda hala yaşanmaya devam etmektedir. Masum insanların kanlarıyla beslenerek gelişen dünya gücü, gücünü merhametsizlikten yana kullanmaktadır. Erdemsiz ve adaletsiz bir dünya düzenini yeğlemektedir. Mayasında merhamet olmayan bir güçten merhamet beklemek abesle iştigal olur. Mayasında erdem ve adalet olmayan bir kültürden merhamet beklemek, merhamete saygısızlık olur. Dolayısıyla mevcut dünya gücü özüne uygun bir davranış sergilemektedir.

Filistin niçin Filistin olamıyor? Sosyoloji ilminin verilerine göre “yoksul insanlar etkili bir örgüt oluşturamazlar.” Ancak onların enerjileri bir başka güç tarafından toplanır ve kullanılır. Yine sosyoloji ilminin verilerine göre, “kendi iradeleriyle hareket etmeyen beyinler tek başta birleşemezler. Önderi oldukları toplumları tüketirler.” Eğer bir toplumun aydınları halklarını yüceltmek ve yükseltmek konusunda ortak bir karara varırlarsa, halkları ne kadar yoksul olursa olsun, mutlaka hedeflerine ulaşırlar. O toplumun karşısında hiçbir güç duramaz. Filistin halkı karşısında da hiçbir güç duramaz. Ancak Filistinli aydınlar birlik olabilirlerse. Filistinli aydınlar, şu veya bu sebeple, kendi yarılmalarının, kendi parçalanmalarının bedelini çocuklarına ve kadınlarına ödettirmektedirler.

İnsanın doğal gelişimi baştan ayağa doğrudur. Toplumların gelişimi de aynı seyri takip eder. Aydınlar toplumun başı konumundadırlar. Aydınlar bağlamında Filistin birkaç başlı bir yapı arz etmektedir. Bu çok başlılık Filistin halkını da etkilemekte ve ülkeyi kurmak için harcanacak enerji kardeşi vurmak için kullanılmaktadır. Mahşer yerini andıran Filistin’de güç bölünmesi kimin elini güçlendirmektedir? Filistin halkının elini mi? O halde, niyetleri ne kadar halis olursa olsun, Filistinli güçler kendi halklarının savaşını değil, başka güçlerin savaşını yapmaktadırlar. Dıştan görüldüğü kadarıyla başka iradelerin kontrolü hâkim.

Vaziyet böyle olsa dahi Gazze’deki manzara mazur görülemez. Zira başkasının hayatına kastetmeyen her insanın hayatı kutsaldır ve hiçbir bahane ile yaşama hakkı elinden alınamaz. Bu ilke tüm kültürler ve bu kültürlere mensup tüm insanlar için geçerlidir. Bebekler ve çocuklar kimin hayatına kastetmektedirler? Kimlere tuzak kurmaktadırlar? İsrailli bebekler ne kadar masum ise, Filistinli bebekler de en az o kadar masumdur. Yalnızca Filistin ve İsrail’de değil, yeryüzünün her yerinde masumdur ve yaşama hakları ellerinden alınamaz. İntikam aracı olarak kullanılamaz.

20. yüzyılın zulmü büyük çoğunlukla Türk asırlarının yaşandığı coğrafyalarda cereyan etmiştir. 21. yüzyılın zulümleri ise tamamen Türk asırlarının yaşandığı coğrafyalarda meydana gelmektedir. Muhtemelen insanlığın aydınlanması da bu coğrafyalardan yükselen bir ışıkla gerçekleşecektir. Zira “aç milleti tok kılan, az milleti çok kılan, insani değerleri önemseyen, insani problemlere insan onurunu zedelemeden çözüm üreten” kültür bu coğrafyalardadır. “Başka kültürlere hayat hakkı tanıyan ve en üst düzeyde saygı gösteren, en çok cihanşümul değer üreten” kültür bu coğrafyalardadır. “Adalet ve şefkat, ağır başlılık, yiğitlik, fedakârlık ve feragat, manevi derinlik gibi önemli vasıfları önemseyen” kültür bu coğrafyalardadır. Merhamet, erdem ve adaletle mayalanmış bu kültür, hem kendi coğrafyasında ve hem de diğer coğrafyalarda 21. yüzyıl insanının ihtiyacı olan merhameti yeryüzüne hâkim kılacaktır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü