Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Okul Korkusu ve Pratik Öneriler

13 Eylül 2010
Eriman TOPBAŞ

Okul, genel anlamda öğretmen, öğrenci ve bilginin buluştuğu bir mekandır. Bu üçlünün okulun amaçları doğrultusunda etkili bir biçimde işe koşulmasında öğretmenin öğrencilerle ve öğrencilerin de kendi aralarında etkili bir iletişim kurmaları önem arz etmektedir. Okul ortamında öğretmen-öğrenci arasındaki iletişim kopukluğu öğrencinin istenilen davranışları kazanmasını engelleyebilir. Diğer taraftan öğrencilerin kendi aralarındaki iletişimsizlik de sağlıklı bir okul iklimi oluşturulmasını sekteye uğratabilir. Olumsuz okul iklimi okuldan soğumaya yol açabilir, fakat okul korkusuna neden olmaz. Okul korkusu daha çok güç merkezli iletişim düzeni sonucu kendini gösterir.
Okulda öğrenci en çok arkadaşları ve öğretmenleri ile etkileşim halindedir. Bu etkileşimin niteliği öğrencinin okula karşı oluşturduğu duygunun olumlu/olumsuz olmasında belirleyici bir rol oynar. Öğrencinin öğretmenleri ve arkadaşlarıyla ilişkileri iyi ise okula karşı duygusu da iyi olur. Bir başka ifadeyle okulu sever. Aksi durumda okuldan bir an önce uzaklaşmak ister, her fırsatta okula gitmemek için bahaneler üretir.
Okul korkusu genelde okulöncesi ve ilköğretim birinci kademe öğrencilerinde gözlenir. Bu durum yeni ortama uyum sağlama süreciyle açıklanabilir. Yeni ortamlar yalnızca küçüklerde değil yetişkin bireylerde de belli düzeyde tedirginliğe yol açabilir. Bu durum geçicidir. Ortam tanındıkça tedirginlik de ortadan kalkar. Okulla ilk defa karşılaşan bir öğrenci, bu yeni ortama alışma sürecinde en çok öğretmenin sıcak ilgisine muhtaçtır. Öğretmen bu süreçte öğrencilerine gerekli özeni göstererek olumlu bir sınıf iklimi meydana getirmekle yükümlüdür. Bu görevini yerine getiremeyen öğretmenler, öğrencilerde olumsuz duyguların gelişmesine ve dolayısıyla okul korkusuna neden olabilirler.

Okul Korkusunun Nedenleri
Okul korkusunu tetikleyen değişik faktörler bulunmaktadır. Öğretmen tutumu, arkadaş tutumu ve anne-baba tutumu bu faktörlerin başında yer almaktadır.
Öğretmen Tutumu: Okul korkusunun önemli nedenlerinden birini öğretmen tutumu oluşturmaktadır. Öğretmenin öğrenciler arasında ayrım yapması, onları olur olmaz durumlarda azarlaması okul korkusunun oluşmasında temel nedenlerin başında gelmektedir. Bir kız öğrencinin öğretmeninden kaynaklanan korkusu bu durumu açık bir biçimde ortaya koymaktadır.
“İlkokul öğretmenimden çok korkardım. Her okula gidişimde öğretmenimizin bizi azarlayıp kızacağından ve dayak atmasından korkardım. Ama yaşım büyüdükçe, çeşitli öğretmenleri gördükçe bu korkumu yendim. Çünkü bütün öğretmenlerin ilkokul öğretmenim gibi olmadıklarını öğrendim.”
Öğretmenin öğrencilerine gereğinden fazla sert davranması, onları ağır bir biçimde cezalandırması, öğrencinin öğretmeninden ve buna bağlı olarak da okuldan korkmasına yol açabilir. Her öğretmen şunu iyi bilmelidir ki, ceza ve onur kırıcı hareketler öğrencilerde istenilen davranışları geliştirmeye hizmet etmez. Aksine davranış bozukluğuna yol açabilir. İlk defa karşılaştığı öğretmenden kötü muamele gören bir öğrenci, bu öğretmenin şahsında tüm öğretmenleri olumsuz olarak yargılayabilir. İlk öğretmeninden olumsuz etkilenerek öğretmen korkusuna sahip olan kız öğrencinin durumunu bu duruma iyi bir örnek teşkil etmektedir.
“En çok öğretmenimden korkardım. Küçük yaşta okula başlamış olmamın yanı sıra sertliği ve cezaları ile kendisinden söz ettiren bir öğretmenim vardı. Benim hayatımdaki ilk öğretmenimdi. Bu nedenle tüm öğretmenlerden korkuyordum.
Üçüncü sınıfa geçtiğimde öğretmenimiz değişti. Yeni öğretmenim melek gibi bir hanımefendiydi. Kendisini bize çok sevdirdi. Bizi çok sevmişti. Onu tanıdıktan sonra tüm öğretmenlerin sert, bağırıp çağıran, sıra dayağı atan kişiler olmadıklarını anladım. O hanımefendi sayesinde bu korkumu aştım ve saygı duyulacak öğretmenlerin de olduğunu düşünmeye başladım.”
Öğretmen davranışından kaynaklanan korkuyu çocuğun kendi gücüyle kolayca aşabilmesi mümkün değildir. Velinin veya bir başka yetişkinin yardımı gerekmektedir.
Arkadaş Tutumu: Okul ortamında, öğrenci iki olumsuz durumla karşılaşabilir ve bu durumlar onun okuldan soğumasına yol açabilir. Bunlardan birincisi, dışlanmadır. Dışlanma yalnızca çocuklar için değil yetişkinler için de önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Özellikle töre cinayetlerini dışlanma korkusuyla açıklamak mümkündür. Dışlanma insanın sosyal boyutunu sınırlandırmaya yönelik bir eylem olması nedeniyle, kişinin arkadaş grubunu önemsemesi oranında bir tehdit oluşturur. Bu tehdit ancak başka arkadaşlar edinmek suretiyle aşılabilir. Bu durumda çocuk aile desteğine, öğretmen desteğine ihtiyaç duyabilir. Eğer kendisi bu güçlüğü aşabilirse çok daha iyi olur. İkincisi ise, tehdittir. Okul ortamında özellikle büyük çocukların saldırgan davranışları küçük çocuklar açısından bir tehdit oluşturabilir. Küçük çocukların bu tehdidi kendi güçleriyle bertaraf etmeleri neredeyse imkânsız gibidir. Bu durumda öncelikle anne-babaların iyi bir gözlemci olması kaçınılmazdır. Çocuklarını okula gitme konusunda isteksiz olduğunu gören anne-babalar, hiç vakit kaybetmeden durumu anlamaya çalışmalıdırlar.
Anne-Baba Tutumu: Anne-babanın çocuklarına aşırı düşkünlükleri de okul korkusuna neden olabilir. Çocuk okula gittiğinde anne-babasının bu ilgisinin kaybolabileceğini düşünebilir ve dolayısıyla okula gitme konusunda pek istekli davranmaz. Ayrıca okulda öğrencilere evlerinde olduğu gibi yoğun ilgi göstermek pek mümkün olmaz. Yoğun ilgiye alışmış olan çocuklar bu durumdan rahatsızlık duyabilirler ve dolayısıyla okula karşı olumsuz bir tavır sergileyebilirler. Bu nedenle çocuk eğitiminde anne-babaların ilgi konusunda ölçüyü kaçırmamaları önemli görülmektedir.

Ne Yapmalı?
Öncelikle, çocuğunuzun okula gitmeme nedenini öğreniniz. Fazla telaşlanmayınız. Çocuğunuzla ayrıntılı bir biçimde konuşunuz. Okuldan soğumasına neden olan sorunları gidermek için çocuğunuzla birlikte önlemler düşününüz.
Çocuğunuzun sözlerini önemseyiniz, sözlerini dramatize etmeyiniz. Çocuğunuz sizinle konuşurken size güvenmektedir, onu dinleyiniz ve güvenini boşa çıkartmayınız. Çocuğu tedirgin etmeyecek sorular sorarak sorunla ilgili biraz daha fazla şey öğrenmeye çalışınız. Örneğin, "O arkadaşınla önceleri oynuyor muydun?", "Niçin o arkadaşın kötü?", “Öğretmen yalnızca seni mi azarlıyor, diğer çocukları da azarlıyor mu?” gibi sorular sorabilirsiniz.
Onu sakinleştiriniz. Ona öğretmenin kendisini korumak ve çatışmaları önlemek için orada bulunduğunu söyleyiniz. Bir sıkıntısı olduğunda öğretmenini görmeye gideceğinizi söylemekte tereddüt etmeyiniz.
Onu desteklediğinizi gösteriniz. Konuyu hemen kapatmayınız, konu sonuçlanana kadar takipçisi olunuz. Eğer rahatsızlık devam ediyorsa, öğretmenden randevu alınız ve öğretmene birlikte gidiniz. Öğretmeniyle ve okul idaresi ile işbirliği yapınız. Eğer çocuğunuzun okulunda rehberlik hizmeti veriliyorsa bu hizmetten yararlanması için çocuğunuzu ikna ediniz.
Yine de, çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa, içine kapanabilir ya da saldırganlaşabilir, her iki durumda da acil olarak bir uzmanla buluşmak en iyi yoldur.

KAYNAKÇA
Picard, M. "Korkularını Yenmede Çocuğunuza Nasıl Yardım Edebilirsiniz?" http://www.zelius.com/default2.asp
Raymond, François (2000). "Çocuğunuzun Okul Fobisi Varsa Ona Nasıl Davranmalısınız?" Özetleme: Marie-France Bourbeau. Le Magazine Enfants Québec, Vol 13 no 1, aout-septembre 2000.
Topbaş, Eriman. (2005). Çocuğunuzun Korkuları ve Çözüm Yolları. Tekağaç Yayınları, Ankara.
Wolman, Benjamin B. (1979). Comment vaincre les peurs enfantines. Marabout, Verviers (Belgique)

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü