Türk Dünyası Yardım Kampanyası

44 NUMARA VE TÜRK MALI

29 Aralık 2008
Eriman TOPBAŞ

Iraklı bir gazeteci, Irak’ın başkenti Bağdat’ta basın toplantısı sırasında, görev süresinin sonuna gelmiş ve ocak ayı içinde görevinden ayrılacak olan ABD başkanı George W. Bush’un suratına ayakkabılarını fırlattı. Gazeteci ayakkabılarını birbiri ardına fırlatırken “bu sana veda öpücüğüm köpek” şeklinde bir de küfür savurdu. Salondaki güvenlik görevlileri tarafından dışarı götürülürken ise “binlerce Iraklının ölümünden siz sorumlusunuz!” diye bağırdı.

Bu olay, başta Arap ülkeleri olmak üzere, tüm dünyada belli bir yankı meydana getirdi. Arap dünyasında, “kahraman” ilan edilen El Zeydi, Kaddafi’den “cesaret nişanı” almayı hak ederken, genç kızların da sevgilisi haline geldi. Olay, birçok medya yazar-çizeri tarafından farklı şekillerde yorumlandı ve yorum sonuçları okuyucularla paylaşıldı; bilgisayar oyununa dönüştürülmek suretiyle de dijital ortamda yerini aldı.

Söz konusu olay, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de belli bir yankı buldu. Ayakkabı olayı değişik boyutlarıyla hem gazetelerde hem de televizyonlarda günün konusu bağlamında değerlendirildi. Bazı gazeteler El Zeydi “Irak’ın Hasan Tahsin’i” olarak okuyucularına takdim etti. Bazı ayakkabıcılar bu olayı reklam aracı olarak kullandılar. Yine bir ayakkabı firması ayakkabıları tanıdı ve kendilerinin ürettiğini söyledi. Firma yetkilisinin açıklamalarına göre ayakkabı “Türk Malı” etiketini taşımaktaydı ve 44 numaraydı.

Irak’a veda ziyareti gerekçesiyle giden Bush’a fırlatılan bu ayakkabı, Arap dünyasında niçin bu kadar rahatlatıcı bir etki meydana getirdi? El Zeydi’yi, muhtemelen sıradan bir gazeteci iken, bir anda Arapların kahramanı haline getiren bu olay, Arapların ve Amerikalıların zihin dünyalarında ne anlama gelmektedir?

Hangi ülke olursa olsun, işgal sonuçlarından en çok sıkıntıyı o ülkenin halkı çeker. Özellikle de kadınlar ve çocuklar çeker. En ağır yük onların omuzlarına biner. Yöneticilerin ve hali vakti yerinde olanların dikkate değer bir kısmı, şu veya bu bahaneyle, yeni güç merkeziyle uzlaşma yolunu bulur ve varlığını sürdürmeye devam eder. Zaten normal şartlar altında, iyi yönetilen bir ülke kolay kolay işgale uğramaz; uğrasa bile kısa sürede işgalciyi, anasından doğduğuna pişman ederek, ülkesinden kovar. Aksi durumda her türlü kötülük, her türlü çirkinlik engerek yılanı gibi ülkeye çöreklenir. Dolayısıyla keyfiliğin, adaletsizliğin, şiddetin, açlığın, susuzluğun vb. tüm yükü halkın sırtına yüklenir. Bu nedenle ayakkabılar halka, kısa bir süreliğine de olsa, “oh!” dedirtmiştir. Ancak işgal sürmekte, pazaryerlerinde, ibadethanelerde ve sokak başlarında Irak halkı ölmeye devam etmektedir. Irak yönetimi ise işgal kuvvetleri başkomutanı ile birlikte halkı selamlamaktadır.

Gelelim ikinci sorunun cevabına. Birisinin yüzüne ayakkabı fırlatmak, Arap kültüründe “ağır hakaret” anlamı taşırken, Amerikalılar tarafından sıradan bir saldırı gibi algılanmaktadır. Bush’un, daha sonra kendisine olayla ilgili soru yönelten bir Amerikalı gazeteciye; “ bu adamın bana ayakkabı fırlatması, onun dikkat çekme tarzıdır” şeklinde cevap vermesi, bir anlamda Amerikalıların konuya bakış açılarını da yansıtmaktadır. Olayları ve olguları algılama ve anlamlandırmada; kişinin kültürel geçmişi, yaşı, cinsiyeti vb gibi unsurların etkili olduğu dikkate alınırsa yorum farkının normal olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda, Iraklı gazeteci acaba ayakkabının birisini kendi yöneticisine mi atmalıydı? Ya da Bush’dan özür dilemeye giden gazeteci arkadaşlarına mı? Her ikisini de yapamazdı. Çünkü hem Maliki ve hem de gazeteci arkadaşları surata ayakkabı fırlatmanın ne anlama geldiğini biliyorlardı ve muhtemelen tepkileri de Bush’unki kadar hafif olmayacaktı.

Ortadoğu coğrafyası tarih boyunca yabancı güçlerin ilgi odağı olmuştur, özellikle de Haçlı dünyasının. Irak işgalinin başlangıcında Bush’un işgalle ilgili söylemleri de, üç aşağı beş yukarı bu doğrultudaydı. Bilindiği gibi, Haçlı seferleri 1096’da başlar ve ortalama 40-50 yıllık aralıklarla 1270 yılına kadar devam eder. Bush’un söyleminden hareket edilirse Haçlı seferlerinin henüz kesilmediği anlaşılıyor. Tarihi kayıtlar, Haçlı ordularının en güçlülerini Türklerin etkisiz hale getirdiğini gösteriyor. Türkler son haçlı seferini önlemek için de hamleler yaptılar ama görüldüğü kadarıyla etkili bir netice alamadılar. Ancak Iraklı gazetecinin, başkumandana fırlattığı ayakkabının “Türk Malı” olması bir anlam ifade edebilir. Ayakkabılar, Hasan Tahsin’in ilk kurşununun etkisini yapabilir mi bilinmez ama ayakkabılar sayesinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü