Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Giresun Şubesinden "Karadeniz Mahvoluyor" Başlıklı Konferans

01 Nisan 2016
Giresun Şubesinden "Karadeniz Mahvoluyor" Başlıklı Konferans

Giresun Türk Ocağı’nda 1 Nisan 2016 tarihinde Giresun Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysun TÜRKMEN “Karadeniz Mahvoluyor” konulu konferansın sunumunu yapmıştır. Hocamızın sunumunun özeti aşağıda verilmiştir.

 

KARADENİZE DÖKÜLEN NEHİRLER

 

  • Karadeniz, ortalama derinliği 1300 m olan ve 420 bin km2 alanı kaplayan yarı kapalı, bir iç denizdir. En derin yeri 2212 metre olan Karadeniz’in toplam hacmi 537 bin km3 tür.
  • Karadeniz’in tatlı su girdisi büyüktür ve Karadeniz'e boşalan en büyük akarsular Kırım ve Romanya arasındaki kuzeybatı sahanlığına açılırlar. Bunlardan Tuna Nehri'nin yıllık ortalama debisi 4000-9000 m3 /sn arasındadır. Dinyester ve Dinyeper Nehirleri'nin debileri Tuna'nın üçte biri kadardır. Türkiye'den akan nehirlerin debileri ortalama 100-600 m3 /sn arasındadır.
  • Tatlı su girdisinin fazla olması nedeniyle azot ve fosfor bakımından zengin olan Karadeniz’de ötrofikasyon tehlikesi ekosistemi tehdit etmektedir. Tuna nehri yılda 60.000 ton Fosfor, 340.000 ton Nitrojen, 6.000 ton Çinko, 4500 ton Kurşun, 1000 ton Krom, 900 ton bakır, 60 ton Civa ve 50.000 ton petrol atığını Karadeniz’e boşaltmaktadır.
  • Karadeniz’in diğer denizlerden en önemli farkı ise su kütlesinin yaklaşık %90’ını oluşturan ve 200 metre derinlikten 2000 metreye kadar inen oksijensiz, hidrojen sülfürlü su bulundurmasıdır. Karadeniz dünyanın en büyük hidrojen sülfürlü su kütlesidir ve alt tabakanın bu durumu yeni bir oluşum değildir.

 

Karadeniz’in kirlenmesine neden olan başlıca faktörler:

1- Karadeniz komşu ülkelerde 1960 yılından sonra başlayan sanayileşme dönemi.

2- 1986 yılındaki Çernobil faciası.

3- Nükleer deneylerin atmosferik etkileri.

4- Deniz ulaşımına bağlı kirlenme.

5- Karadeniz’e komşu ülkelerdeki nüfus artışıdır.

 

Bu olumsuzluklara karşı Karadeniz’in en azından mevcut durumunun korunması veya temiz tutulmasını sağlayan olumlu koşullar ise:

 

1- Karadeniz’e komşu ülkelerde eğitim düzeyinin zamanla artması ve temiz çevre bilincinin gelişmesi.

2- Karadeniz’e komşu ülkeler arasındaki işbirliği. Bükreş sözleşmesi 1992.

3- Fabrika ve maden işletmelerinin arıtma tesislerinin zorunlu hale getirilmesidir.

 

Karadeniz'de ki Kirliliği Yaşanmış Örneklerle İrdeleyelim:

 

KARADENİZE DOĞRU İLERLEYEN KIRMIZI ZEHİR

 

8 Ekim 2010 Cuma günü basına yansıyan Macaristan’daki alüminyum fabrikasının yarattı çevre kirliliği faciası Karadeniz’e komşu ülkelerde büyük tedirginlik yaratmıştır.

 

Balaton gölü yakınındaki bir alüminyüm fabrikasında kimyasal atıkların biriktirildiği göletin iki seti yıkıldı. Ajka kentinden yola çıkan 700.000m3 kimyasal atıklı kırmızı çamur Tuna nehrine ulaşarak akıntı yönünde ilerleyerek sırasıyla Hırvatistan, Sırbistan, Romanya üzerinden Karadeniz’e dökülmesi ön görülmektedir.

 

Macaristan hükümeti, alüminyum fabrikasından yayılan zehirli atığın temizlenmesinin 1 yılı aşkın bir zaman süreceğini ve temizleme çalışmalarının milyonlarca Amerikan dolarına mal olacağını bildirdi.

 

KARADENİZDE KİRLİLİK ALARMI          

          

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz'in kirlilik bakımından son sınıra dayandığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Erüz, kirlilik nedeniyle Karadeniz'in geleceğinin tehlikede olduğunu belirterek, ''Karadeniz'e sınırı olan ülkeler, çevre kirliliğinden kısmen kurtulmak için denizi çöplük olarak kullanıyorlar. Karadeniz her yıl bir öncesine göre biraz daha kirleniyor, biraz daha bozuluyor ve yok oluyor. Karadeniz adeta astımlı bir hasta gibi sürekli bakım gerektiren bir denizdir'' dedi.

 

KİRLİLİĞİN DENİZDE YAŞAYAN CANLILAR ÜZERİNE  ETKİLERİNE BAKALIM   

 

Evsel, tarımsal ve bazı endüstriyel atıklar yüksek oranlarda besin tuzu içeriyor. Bu tuzların denize ulaşması denizdeki üretimin artmasına neden oluyor. Önce bitkisel planktonlar artıyor. Bunlarla beslenen hayvansal planktonun besini artıyor ve çoğalıyorlar. Bunlar sudaki oksijeni kullanıyor. Bu daı balıklar ve Karadeniz’de de hamsiyi tüketiyor.  Üretilen organik madde besin zinciri boyunca yukarı doğru taşınamaz seviyede ise işte o zaman kirlilik ortaya çıkmaya başlıyor. Örneğin, bitkisel plankton hayvansal plankton tarafından kontrol edilemez seviyede ürerse, tüketilemeden ölüyor, zemine çöküyor, burada biyolojik parçalanma sonucunda sudaki oksijeni tüketiyor. 

 

Oksijensiz sular, bazı noktalarda yüzeye sadece 1 metreye kadar yaklaştı. Bunun sonucunda Karadeniz’in ormanı sayılan Philophora çayırları hızla yok olmaya başladı. Bu çayırlarda can bulan midye yatakları bunu izledi. 1980’lerin ortasında bir geminin balast suyu ile Karadeniz’e gelen ve orjini Doğu Amerika kıyıları olan Mnemiopsis leiydi (Taraklı Denizanası) adlı canlı türünün doğal düşmanı olmadığı için Karadeniz’i istila etmiş, balık larvalarının temel besinleri olan zooplnktonları ve bizzat balık larvalarını yiyerek balık sayısında önemli düşüş yaşanmasına sebep olmuştur.

 

KİRLİLİK VE AŞIRI AVCILIK KARADENİZ’DE BALIK NESLİNİ TÜKETİYOR

 

Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Levent Bat, Karadeniz'deki kirlilik ve aşırı avcılık nedeniyle Mersin balığının iki türünün neslinin tükendiğini, kılıç balığı, uskumrunun kaybolduğunu, diğer bir çok balık popülasyonunda da azalma olduğunu dile getirdi.

 

KARADENİZ’DE CANLILAR TÜKENME NOKTASINDA     

    

Dünyanın en büyük kapalı iç denizi olan Karadeniz’de özellikle kıyıların aşırı ve düzensiz kullanımı, aşırı avcılık, gemi ve kara kökenli kirlenme, yabancı türler ve küresel iklim değişikliği gibi tehditler nedeniyle canlı kaynaklar tükenme noktasında..

 

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, Karadeniz’e sanayi atıklarının yanı sıra ev ve plastik atıkların büyük zarar verdiğini belirterek, “İnsanlar bilinçsizce denize bıraktıkları atıkların kaybolacağını düşünüyor. Oysa o atık insana yediği balık ile geri dönüyor” dedi.

 

423 kilometre kare alanı, 2 bin 200 metre derinliği ile dünyanın en büyük kapalı iç denizi olan Karadeniz’de özellikle kıyıların aşırı ve düzensiz kullanımı, aşırı avcılık, gemi ve kara kökenli kirlenme, yabancı türler ve küresel iklim değişikliği gibi tehditler nedeniyle canlı kaynaklarının tükenme noktasına geldiğini belirten Yavuz Eroğlu, bu etkenler sonucu Karadeniz’in dünyanın en büyük anoksik (oksijensiz) hacmine sahip kapalı bir deniz haline geldiğine dikkat çekti.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü