Türk Dünyası Yardım Kampanyası

SAVAŞ VE CİNSİYET

15 Aralık 2008
Eriman TOPBAŞ

Savaş, insanoğlunun en zorlu yüzleşme şartlarından biridir. Var olma ile yok olmanın burun buruna geldiği andır. Varlığın varoluş sınırına ulaştığı yerdir. Kısacası insanoğlunun kendi kendisiyle çok dürüstçe yüzleştiği bir ortamdır.

Savaş ortamında kin, nefret, öfke, hınç, kızgınlık gibi duyguların ortaya çıkardığı enerji, yok etmek amacıyla “öteki”nin, yani düşmanın üzerine boşaltılır. Savaşta temel amaç ötekini bir şekilde yok etmektir. Savaş şartlarında, ötekini etkisiz hale getirmek için, günün imkanları çerçevesinde savaş araçları kullanılır. Başlangıçta bedenin doğal uzantıları savaş aracı olarak kullanılırken, zaman içinde savaş araçları da değişti. Başlangıçta savaş araçlarını yetişkin erkekler kullanırken, oran itibariyle üstünlük halen yetişkin erkeklerde olsa da, zaman içinde buralarda da bir takım değişiklikler gözlenmektedir.

Savaş araçlarının ve savaşanların nitelikleri toplum türüne göre farklılık göstermektedir. Avcı-toplayıcı toplumlarda savaş erkeklere ait bir iştir. Aynı durum tarım ve sanayi toplumu için de geçerlidir. Bilgi toplumunda diğerlerine göre biraz daha farklılık göstermektedir. Bilgi toplumunda bilgisayar kullanmasını bilen her vatandaş, ister ülke içinde olsun ister ülke dışında, ister kadın olsun ister erkek, ister büyük olsun ister küçük savaşın etkin öznesi olabilmektedir. Bunun en güzel örneği siber savaş türleri. Ancak bilgi toplumunda da çatışma alanlarında erkeklerin daha yoğun olduğu gözlenmektedir. Geçmişteki ve günümüzdeki yaşanan durumlara bakarak savaşın şimdilik erkeklere ait bir iş olduğunu söyleyebiliriz. Burada ortaya kritik bir soru çıkıyor: Erkeklerin çoğalması kontrol altına alınırsa savaşlar sona erdirilebilir mi?

Bu sorunun cevabı, Papua Yeni Gine ormanlarında yaşayan iki kabilenin kadınlarından geliyor. İngiliz Daily Mail gazetesine dayandırılarak verilen habere göre, kabile kadınları muhtemelen “ erkek çocuk olmazsa savaş da olmaz” düşüncesinden hareketle erkek bebeklerini öldürme çaresizliğini yaşarlar. Bir anne açısından ne kadar zor bir yüzleşme! Bir annenin, yavrusunu yiyen kedi durumuna düşürülmesi ne kadar korkunç bir resim! Normal bir insan bu resme bakabilir mi?

Gazete bu olayın, Tevrat’ta anlatılan Firavun kıssasını hatırlattığını belirtiyor. Kıssaya göre, Firavun belli bir dönemde doğan tüm erkek çocukların öldürülmesini emreder. Elbette tarihte buna benzer olaylar olmuştur. İslam öncesi Araplarda bunun tersi bir gelenek vardı. Bu geleneğe göre kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Bu işi de babalar yapardı. Şu anda da Hindistan’da, düğün geleneği nedeniyle, kız çocuklarının doğmadan alınması yönünde uygulamalar var. Her dört durumda da büyüklerin yanlışlıklarının sonuçları bebeklere ödettirilmektedir. Her dört durum da merhametin ve adaletin olmadığı ortamları ve zihniyetleri işaret etmektedir. Merhametin olmadığı yerde ot bitmediği gibi, merhametin olmadığı zihinlerde de adaletli bir çözüm üretilemiyor.

Papua Yeni Gine ormanlarının soylu kadınları savaşı istemiyorlar. Savaşta eşlerini, oğullarını, kardeşlerini ve tüm erkek yakınlarını kaybediyorlar. Dolayısıyla buna bir çözüm bulmak istiyorlar ve kendilerine, kendi içlerine dönüp bir durum muhasebesi yapıyorlar. Doğru veya yanlış, kendilerine çok acı da gelse savaş araçlarını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Yöntemleri yanlış olsa da, çözümün kendi içlerinde olduğunu görebiliyorlar. Daha etkili bir yol bulamadıkları için en zor yolu seçiyorlar. Bu yol, hem yürümesi meşakkatli ve hem de kendini bitirmeyle sonlanan bir yol. Sonunda ışık olmayan bir yol. Merhametin aydınlatmadığı bir yol. Adaletle tahkim edilmemiş bir yol.

İlkel toplumun kadınları savaşı sonlandırmak ve mutlak barışı sağlamak için kendi “savaş stokları”nı, kendilerine çok ağır gelse de, yok etmeden çekinmiyorlar. Peki, bilgi toplumunun bilge kadınları ve bilge erkekleri mutlak barışı sağlamak için ne yapıyorlar? Kendi içlerine dönüp, hayat odaklı bir muhasebe yapabiliyorlar mı? Kendi savaş stoklarını yok etmek için bir çaba içine girebiliyorlar mı?

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü