Türk Dünyası Yardım Kampanyası

TERÖR VE ÇOCUK

24 Kasım 2008
Eriman TOPBAŞ

Terör ve çocuk, iki farklı dünyayı temsil eden iki ayrı olgu. Asla yan yana gelmemesi gereken iki gerçeklik. Terörün olduğu yerde çocuk, çocuğun olduğu yerde terör kesinlikle bulunmamalıdır ve bulundurulmamalıdır. Ancak gözlerimizin önünde cereyan eden vahim hadiseler, bizleri bu düşüncelerimize aykırı hareket etmeye zorlamaktadır. Çocukları, bazen terörün nesnesi ve bazen de terörün öznesi olarak görmek bizleri üzmektedir. Hangi kültür ortamında ve hangi coğrafi ortamda dünyaya gelmiş olursa olsun tüm çocukları seviyoruz ve her çocuğu insanlığın huzurunu gerçekleştirebilecek bir yüce insan adayı olarak görüyoruz. Bu nedenle çocuk, o yüce insanı inşa etme çabasıyla baş başa bırakılmalıdır ve ancak ihtiyaç duyduğu durumlarda yardımına koşulmalıdır. Aksi halde, Nasreddin Hocamızın bize bizzat uygulayarak göstermeye çalıştığı “bindiği dalı kesme” durumuyla karşı karşıya kalırız.

Hangi şartlarda olursa olsun, yetişkinlerin çocukları terör ortamlarında kullanmaya hakları yoktur. Ayrıca hiçbir haklı gerekçeleri de yoktur ve olamaz. Yetişkinlerin gerekçe olarak ileri sürdükleri her iddia, yetersizliklerinin yansıması olmaktan öteye gidemez. Çare olarak, çözüm olarak çocuğu terör ortamına sürükleyen kişiye sorumlu yetişkin denebilir mi? Terör ortamı merhametin ortadan çekildiği bir ortamdır. Nasıl ki, “merhametin olmadığı yerde ot bitmez” ise, terörün olduğu ortamlarda da “can” olmaz, can olsa bile dayanmaz. Peki, böyle bir ortama çocuk dayanır mı? İnsanlığın geleceği dayanır mı? Terör ortamında olmaya zorlanan çocuk, kendi özünde bulunan yüce insanı inşa edebilir mi? Çocuğun elinden bu imkanı almaya kimin hakkı var? Çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesini engellemeye hiç kimsenin hakkı yoktur ve olmamalıdır da. Başta anne-babalar olmak üzere, A’dan Z’ye tüm yetkililer çocukla ilgili görüşlerini yeniden gözden geçirmelidirler.

Dünyanın muhtelif yerlerinde, maalesef yüz binlerce çocuk ya savaş ortamına ya da ülkemizde olduğu gibi terör ortamlarına, tabir caiz ise, sürülmektedirler. Çocukları terör ortamına sürenlerin de çok iyi bildikleri gibi, kadınlarını ve çocuklarını kalkan olarak kullanan hiçbir toplumsal hareket başarı kazanamamıştır. Kazanması da mümkün değildir. Zira bu tarz mücadelelerde “emanete ihanet” söz konusudur. Emanete ihanet eden kişiler ve toplumların varlıklarının da ihanetlere maruz kalarak son bulduklarına tarih yüzlerce, belki binlerce kez şahit olmuştur ve şahit olmaya da devam etmektedir.

Çocuklar yarınlarımızdır. Onları, her ne suretle olursa olsun, terör ortamlarından çekip almak gerekir. Bu görev, öncelikle devleti yönetenlere aittir. Türkiye’nin her neresinde olursa olsun bir çocuğun teröre alet edilmesinden Ankara sorumludur. Yani devletin en tepesinden en alt kademeye kadar tüm yetki sahipleri sorumludur. Yetkililerin temel görevi, sokağa sürülmüş çocuklarla ya da gençlerle uğraşmak değil, onları sokağa süren beyinleri bulup etkisiz hale getirmektir. Yetkililer, Anadolu coğrafyasının hangi sosyo-kültürel ortamında yetişirse yetişsin hiçbir çocuğu feda etme lüksüne sahip değillerdir. Devlet örgütlenmesi içerisinde yetki ve sorumluluk sahibi olan kişiler, bir bütün halinde görevlerinin gereklerini yerine getirebilirlerse, Anadolu coğrafyasının hiçbir yerinde kadınları ve çocukları kendilerine kalkan yapan odakların varlık alanı bulabileceğine inanmıyorum.

Sahip olduğumuz kültür özünde insanı yok etmeyi hedefleyen bir kültür değildir. Tam aksine insanı yaşatmayı ve onu yüce insan olmaya yönlendiren bir kültürdür. Bu nedenle, tarih boyunca ve tarihin her döneminde bu kültüre mensup askerler, savaş alanı da dahil, zevk olsun diye çocuklara, kadınlara ve yaşlılara kesinlikle dokunmamışlardır. Bu hassasiyet kültürümüzün özelliğinden kaynaklanmaktadır. Kültürümüzde ötekileştirme yoktur. Kültürümüzü özümsemiş bir kişi, ötekinden her hangi bir kötülük görmediği müddetçe ötekine karşı önyargılı hareket etmez. Ötekini diri diri yakmaya kalkışmaz. Kültürümüzde çocuk, kadın ve yaşlıların dokunulmazlıkları vardır. Bu nedenle çocukların, kadınların ve yaşlıların, her ne sebeple olursa olsun, terör ortamlarında kullanılmalarına gönlümüz razı olmuyor. Bunun için, başta Ankara’nın terörü yönlendiren odaklardan daha akıllı ve daha etkili hareket etmesini ümit ediyoruz.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü