Türk Dünyası Yardım Kampanyası

TERÖRİZM VE BEYİN

10 Aralık 2007
Eriman TOPBAŞ

Terörizm Nedir?
Etimoloji sözlükleri kavramın Fransız İhtilaliyle birlikte siyasi literatüre girdiğini belirtseler de politik şiddet daha gerilere götürülebilir. Zira terörizm yalnızca iktidar değişikliği meydana getirmek için değil, iktidarı sürdürmek için de kullanılan bir yöntemdir. Dolayısıyla iktidar mücadelesinin olduğu her çağda ve ortamda terörün ve terör yanlılarının bulunduğunu söyleyebiliriz.
Devlet terörizmi, ekonomik terörizm, entelektüel terörizm, dinsel terörizm, nükleer terörizm, Siyonist terörizm vb. türleri bulunan terörizm, “Hükümeti sürdürmek, iktidara gelmek, bir politik amacı gerçekleştirmek için başvurulan istisnai yollar” olarak tanımlanmaktadır. Terör yanlılarının öğretileri olarak kutsanan kavram, Latince “terreur (terör)” kelimesinden türetilmiştir. Terör, “şiddetli korku” durumunu temsil eden bir kelimedir. Politik anlamda “despotizmin yönetim ilkesi” olarak ifade edilen terör, yönetenlerin ve yönetilenlerin olduğu tüm insan topluluklarında bir denetim yöntemi olarak kullanılmaktadır. İnsan topluluklarının ilkel ya da medeni olmalarının bu yöntemi kullanmak açısından birbirlerinden pek farkları yoktur. Farklılıkları kullandıkları terör araçlarının özelliklerinden kaynaklanmaktadır1. Hangi özelliklere sahip olursa olsun, sonuç itibariyle, şiddetin amaçlı ve kontrollü bir biçimde kullanılması olarak ifade edebileceğimiz terörizm, genelde göz merkezli faaliyet gösteren bir korku yöntemidir.
Terörizm ile tiksinme arasında bir ilişkinin olabileceği belirtilmektedir. Brezilyalı nörolog Dr. Jorge Moll’a göre “Mezhep merkezli şiddetlerde moral problemleri söz konusudur. Aynı nörolojik yapılara sahip olmamıza rağmen, başkalarının inançları ve gelenekleri bizde tiksinti meydana getirmektedir.” Araştırmacıya göre, tiksinti bir müddet sonra nefrete, nefret de şiddete dönüşebilmektedir2. Düşman gruplar aleyhine yapılan propagandalarda tiksinti uyandıracak yanlarının öne çıkarılması bu görüşle açıklanabilir.

Terörist Kimdir?
Terör eylemlerini gerçekleştiren kişilere terörist denir. Teröristin besin kaynağını nefret oluşturur. Nefretin yönü ile terörist eylemin hedefi birebir örtüşür. Terörist gruplar psikolojik açıdan ve duygusal planda istikrarlı kişilerden oluşur. İstikrarsız kimseler, güvenlik gerekçesiyle, gruba alınmazlar. Diğer yandan amaçlı ve kontrollü şiddet ancak her bakımdan istikrarlı bir yapıyı gerektirmektedir. Bu nedenle terörist gruplar çok dar kadrolardan meydana gelirler3. Dolayısıyla yüzlerce, binlerce kişilik terörist gruplardan bahsetmek pek anlamlı gözükmemektedir. Kalabalık gruplar olsa olsa terörist örgütün piyonları olabilirler.
Terörle yönetim yanlısı kimselere 1794’lerde terörist denmekteydi, ancak günümüzde bu kavram terör eylemi yapan kişiler için kullanılmaktadır. Ayrıca kavramı 1980’li yıllardan itibaren yurtseverlik kavramıyla eşleştiren görüşlere de rastlanmaktadır4.

Terör Nasıl Yönetilmektedir?
Terör göz merkezli çalışan bir korku yöntemidir. Dolayısıyla çağın imkânları çerçevesinde halkın çoğunluğunun görebileceği tüm ortamlar korku yaymak amacıyla kullanılmaktadır. Eskiden meydanlar bu amaç için kullanılırken günümüzdeki görsel medya kullanılmaktadır.
İnsanların televizyon bağımlılığı, olayların doğru bir biçimde analiz edilmemesi izledikleri cinayet, savaş veya işkence sahneleri onlarda korkuya yol açar. Bir müddet sonra korku nefrete ve nefret de şiddete neden olabilir. Bu nedenle kapitalist batı demokrasilerinde büyük medyalarda yer alan haberler birçok kuruluşun denetim süzgecinden geçirilerek propagandacı bir model çerçevesinde kullanılırlar. Terör medya tarafından halkı yıldıracak biçimde sunuluyorsa, kontrollü olduğu söylenebilir.
Sesini bir şekilde duyurmak isteyen bir grubun son silahı olan terörizm, göz merkezli eylem araçlarını kullanmak suretiyle dehşetli bir korku iklimi meydana getirir. Bu iklim hedef ülkenin yöneticilerini ve aydınlarını “Biz normal politika dışı, gerçeği söylemek gerekirse medeniyet dışı bir düşmanla karşı karşıyayız” ifadesini söylemeye götürür. Yetkililer terörist eylemin tarihi ve coğrafi nedenlerini araştırmak yerine sıradan vatandaşların mevcut korkularını daha da artırırlar. Bu duruma, terörizmle savaş bahanesiyle ülkenin iç politikasına isyan eden her yapılanmaya baskı uygulamak amacıyla genelleştirilmiş korku da eklenir. Genelde, eğitimciler, renkli insanlar, işçi hareketi ve diğer sosyal adalet yanlıları bahsedilen baskının hedef kişileri haline gelirler5.

Terörün Beyinsel Temeli
Beyinde terörün beslendiği ve etkin olduğu iki ana kısım bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Mclean tarafından R-Kopleks olarak adlandırılan ve kısa süreli belleğin yer aldığı sürüngen beyin, diğeri ise limbik sistemde bulunan amigdaladır.
Sürüngen beyin “İnsanda nefret, korku, kendi grubuna mensup olmayana karşı düşmanlık vb gibi bazı ilkel davranışlardan” sorumludur6. Beyin bir bütün halinde çalıştığından bu bölge beynin diğer unsurlarıyla işbirliği halinde faaliyet gösterir. Bu bölge terör bağlamında iki kesimin durumunu anlamak bakımından önemlidir. Birincisi terörist, ikincisi ise teröre maruz kalan kesimdir. Terörist yetiştirmek için önce sürüngen beyin daha sonra da alın lobu üzerinde çalışılır. Hedef kitleyi yıldırmak için de sürüngen beyin bölgesini tahrik edici şiddet eylemleri ortaya konur.
Amigdala, esas itibariyle duyguların, özellikle de organizmayı tehdit eden duyguların çözümlendiği beyinsel yapıdır. Çevreden kaynaklanabilecek muhtemel tehlikeler amigdalaya muhtelif duyu organları tarafından iki şekilde iletilir. Birinci yol talamus-amigdala arasında yer alır. Bu yol çok kısa, çok hızlı fakat çok kesin değildir. İkinci yol duyusal korteksten geçer. Bu yol biraz uzun, biraz yavaş fakat daha kesindir. Kısa yol sayesinde potansiyel tehlikenin tam olarak ne olduğu anlaşılmadan kendimizi tehlikeye karşı hazırlamaya başlarız. Bu süreçteki minnacık saniyeler varlığımızı sürdürme açısından çok önemli olabilir7. Bu bağlamda, amigdalanın saldırganlık ve şiddet dürtülerini kontrol etmede önemli bir role sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Şiddet merkezli suçları işleyenler üzerinde yapılan çalışmalarda öfkelenme sırasında alt alın lobu (Broca alanı) ve limbik sistemin devreye girdiği gözlenmiştir. Amerikan Nöroloji Derneği tarafından yapılan bir araştırmaya göre ise yedi yaşından önce beynin bu bölgesinde yaralanmalar olan çocukların öfkelerini kontrol edemedikleri, sosyal davranış bozuklukları gösterdikleri tespit edilmiştir8. Başka araştırmalar da suçluların çoğunda alın lobunun bir kısmının doğru çalışmadığını ortaya koymuşlardır. Beynin bu kısmı empati ve içgüdülerimizi kontrol etmektedir. Alın lobunun bu kısımları arızalı olan kişiler, içinde bulundukları durumdan çok çabuk etkilenmekte ve kendilerini kaybetmektedirler.
Öfkeli kişilerde yalnızca alın lobu değil, limbik sistem de olumsuz etkilenmekte ve dolayısıyla duygular kontrol edilememektedir. Bu nedenle öfkeli kişiler korku duygusunu hissedememektedirler9.

Sonuç
Araştırma sonuçlarının da ortaya koyduğu gibi, terörizm nörolojik anlamda beynin üç bölgesi (sürüngen beyin, limbik sistem, alt alın lobu) ile doğrudan ilişkili görülmektedir. Beynin gelişiminde iç çevre faktörlerinin yanında dış çevre faktörlerinin de katkıları dikkate alındığında, terörizmle mücadelede çevre düzenlemesinin etkili olabileceği öngörülebilir. Burada çevre kavramı, insanın etkilendiği tüm ortamlar anlamında kullanılmaktadır. Bu bağlamda; doğal ve coğrafi çevreler, aile ve yakın dost çevreleri, politik çevreler, mistik ve dinî çevreler, mesleki ve sosyo-kültürel çevreler söz konusu olmaktadır.
Ayrıca, teröristi diğer insanlardan ayırabilecek sistemlerin oluşturulmasında nörologların desteğine de ihtiyaç duyulmaktadır. Yüzde yüz başarı elde etmek mümkün olmasa bile, söz konusu sistemlerin terörle mücadelede, özellikle terörü yöneten beyinleri etkisiz hale getirmede etkili olabileceği söylenebilir. Bununla birlikte temel soru şu: Terörizmin ortaya çıkamayacağı toplumsal düzen kurmak mümkün müdür? Ya da nasıl bir toplumsal düzende terörizm boy gösteremez?

Kaynaklar
1. http://www.cnrtl.fr/etymologie/terrorisme/ ve http://www.cnrtl.fr/etymologie/terreur
2. Moll, Jorge (2007). Le dégoût à l'origine de la morale? Akt: Elisabeth Berthou, http://www.courrierinternational.com/article.asp?obj_id=67583 (06.11.07).
3. McKeeby, David (2007). Contrer La Mentalité Terroriste, http://messageboards.aol.com/aol/en_us/articles.php?boardId=535477&articleId=49349&func=6& channel=Communiquer&filterRead=false&filterHidden=true&filterUnhidden=false (02.07.07).
4. http://www.cnrtl.fr/etymologie/terroriste
5. Les Cultures de Peur, http://lecerveau.mcgill.ca/flash/i/i_04/i_04_s/i_04_s_peu/i_04_s_peu.htm (07.11.07)
6. Le cerveau reptilien, http://fr.wikipedia.org/wiki/Cerveau_triunique (07.11.07)
7. L'amygdale et Ses Allıés, http://lecerveau.mcgill.ca/flash/i/i_04/i_04_s/i_04_s_peu/i_04_s_peu.htm (04.05.07)
8. Le siège cérébral de la violence, http://www.radio-canada.ca/nouvelles/Science-Sante/2007/04/23/002-violence-cerveau.shtml?ref=rss (07.11.07)
9. Les origines de la violence, http://www.arte.tv/fr/recherche/838720.html (07.11.07)

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü